Pages in topic:   < [1 2 3]
Off topic: Gıda güvenliği, İşlenmiş gıdalar, Doğal gıdalar, Ne yiyelim ne içelim...
Thread poster: Adnan Özdemir

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 14:07
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
"MSG (çin tuzu) ve zararları" Apr 2, 2018

--Alıntıdır--
02/04/2011 — Cahide Sultan


3


Neden dışarda yediğimiz veya paketli olarak aldığımız yiyecekler bize daha lezzetli gelir? Evde ne kadar yapsak aynı tadı alamayız bir türlü. Arkadaşlar msg denen lezzet verici bir madde var. Önceki yıllarda sadece paketli gıdalarda kullanılırken şimdi döner, köfte gibi yiyeceklerde de kullanılıyor. Bu madde beyinde güzel tat almayı artırıyor ve içine katılan herşeyi yedikçe yiyesiniz geliyor. Hazır çorbalarda, konservelerde,etsuyu bulyonlarında, bisküvilerde ve daha bir çok gıdada yaygın olarak kullanılıyor. Yediğiniz kötü bir şey bile olsa beyin msg sayesinde o tadı güzel olarak algılıyor. İşte bu yüzden bir bisküvi veya krakerde kötü bir yağ ve adi bir malzemede kullanılsa sırf MSG yüzünden o kötü tadları algılayamıyoruz.

Jibek’ten öğrendiğim kadarıyla Amerika’da bazı gıdaların üzerinde NO MSG ADD yani MSG KATKISI YOKTUR yazısı varmış. Hamileler bu ürünleri tükettiği zaman bu madde direkt cenine gidiyormuş o yüzden sakat doğum veya düşükler çoğalmış. Ben Türkiye’de satılan ürünlerde hiç böyle bir uyarı görmedim yaz siz?

Bahar güneşi adlı bir blogcu arkadaşımız bu önemli yazıyı bana mail olarak göndermiş. Mutlaka okuyun. Bakın kendi ellerimizle sağlığımızı nasıl ziyan ediyoruz.

MSG (ÇİN TUZU) DENEN ZEHİR

ÇOK Önemli:
Bu msg denen illeti piyasalarda, daha masum bir ifade tarzı olsun diye ÇIN TUZU adıyla satıyorlar.

Piyasada bazı dönerciler de bunu kullanıyorlar. O kadar lezzetli oluyor ki, bir döner yiyecegine 2-3 döner yiyesin geliyor.

Ayrıca ithal olarak gelen BÜTÜN GIDA MADDELERİNDE BU MSG VAR
(Peyniri, eti, konservesi vs vs.)

MSG NEDİR?

MSG adında bir yiyecek katkı maddesi var.

MONO SODYUM GLUTAMAT

Yiyeceklere katıldığında, o yiyeceğin tadının beyin tarafından güzel olarak algılanmasını sağlıyor. Tatlı, tuzlu, acı fark etmiyor.

Hangi yiyeceğe katılırsa lezzetliymiş gibi geliyor. O yüzden gıda üreticilerinin bir çoğu MSG’yi karlı olduğu için kullanıyorlar.

MSG ZARARLI MI ?
Buna okuduktan sonra siz karar verin.

Bu madde Nörotoksin. Sinir hücrelerine zarar veriyor. Merkezi sinir sistemi tahribatı ve buna bağlı olarak ALZHEİMER, PARKİNSON, HUNTİNGTON hastalıkları, SAR (Epilepsi) Retinal dejenerasyon (Göz retina tabakası hasarı) yağ birikimi, doyma mekanizmasında bozukluk, obezite.
Büyüme hormonu baskılanması.
Pankreas hasarı, insülinde artış, ve buna bağlı diyabet.
Böbrek ve karaciğerde ciddi hasarlar.
Bu madde hamilelerde plasenta bariyerini geçebiliyor, anne karnındaki bebek de aynı tahribatlara maruz kalıyor.
Özellikle çocuklarımızın hatta büyüklerin de çok severek yediği CİPS’lerde çok kullanılmakta.

Hazır köfte harçları, et suyu tabletleri, hazır çorbalar, dondurmalar, renkli yoğurtlar ve benzeri bir çok üründe var.

Şimdi diyeceksiniz ki, madem bunca zararı var, neden kullanıyorlar?.

Küreselleşen dünyada, ticaret de küreselleşti. Küresel ticaret devleri insaf, merhamet gibi duygularla asla çalışmaz. Onların amacı çok kar etmek, çok daha büyümektir.

Bu mamuller, albenisi olan renklerde ve janjanlı ambalajlarda sunulur.

Televizyon, gazete ve duvar reklamlarında onlara sıkça rastlarsınız.

Sadece maddesel tadıyla değil, görsel yollar ile de beyinlerimize kazınır adeta.

Basit bir hesap yaparsak, ucuz zannedilen bu ürünleri çok pahalıya tükettiğimizi görürüz.
Mesela Cips. Semt pazarlarında 3 kg . patatesi 1 TL ye alabilirsiniz. Oysa ki 50 gram CİPS 1 liradır.
Yani 1 kg cipsi, 20 liradan tükettiğimizin farkında bile değiliz.
Olumsuz etkileri de cabası.

Bu mamulleri üretenler !….
Kendi ürettiklerini asla yemezler, içmezler. Onların gıdaları organik ve doğaldır. Son zamanlarda organik tarım yapan çok güçlü özel şirketler türedi, burada itina ile yetiştirilen ürünleri semt pazarlarında göreniniz var mı? Ben henüz rastlamadım.

Gelelim genel sağlık boyutuna;
Son 25 yıla dikkatle göz atacak olursak, çocuk yaşta diyaliz cihazına bağlı yaşamaya mahkum edilenler, çok küçük yaşta şeker hastalığı ile tanışan çocuklar, obez çocuklar, asabi çocuklar, 9-10 yaşında buluğ çağına girenler, çeşitli nedenlerle engelli doğanlar ve bu sayının ülke nüfusunun % 12’sine çıkması ve benzerleri. Ve sizlerinde aklınıza gelebilen yeni hastalıklar.

Hastalıkları üretenler, ilaçlarını da ihmal etmediler. Bu da madalyonun diğer karlı yüzüdür.

Karbondioksitli meşrubatlardan, sakıncalı hazır gıdalara varana kadar bir çok yerde çeşitli uyarılar yazıldı, çizildi. Durumun ciddiyetini anlayabilenimiz var mı? Bu sorunun cevabı, tüketim miktarıdır.

Şimdiki eğitim sistemimiz endüstri, tarım, genel kültür alanında yetersiz kaldığından, yeni nesiller tehlikenin farkında değildirler. Emperyalist devletler, egemen olmak istedikleri toplumun eğitimli olmasını istemezler. Onlar için önemli olan kendi halkları ve elde edeceği yeni sömürü kaynaklarıdır.

Her yıl eskiyen, yaşam kaynakları azalan, küresel ısınma ile kuraklık tehlikesi yaklaşan bir dünyada, Küresel güç olan emperyalist devletlerin acımasızlığının arttığı bir dünyada, Dengelerin ve haritaların değiştirilmek istendiği bir dünyada yaşadığımızı asla unutmamalıyız.

Dünyanın en güzel coğrafyasında yaşadığımızı da asla unutmamalıyız.
Gelin bu güzelim yurdumuza hep beraber sahip çıkalım.
YARIN ÇOK GEÇ OLMADAN !…..

Yeri: https://cahidesultan.net/2011/04/02/msg-cin-tuzu-ve-zararlari/



[Edited at 2018-04-02 01:07 GMT]


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 14:07
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
ENDÜSTRİNİN GIDA OYUNLARI... Apr 3, 2018

1) "GIDA TERÖRÜ" - Kemal Özer ile söyleşi (19 dakkalık) -> https://www.youtube.com/watch?v=XMGYIMHyGlo

2) Yediklerimizin İçinde N(E) Var- E - Katkı Maddeleri - Kemal Özer (13 dakkalık) -> https://www.youtube.com/watch?v=rHvL1O81y78

3) "Genetiği Deği
... See more
1) "GIDA TERÖRÜ" - Kemal Özer ile söyleşi (19 dakkalık) -> https://www.youtube.com/watch?v=XMGYIMHyGlo

2) Yediklerimizin İçinde N(E) Var- E - Katkı Maddeleri - Kemal Özer (13 dakkalık) -> https://www.youtube.com/watch?v=rHvL1O81y78

3) "Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar" Kemal Özer, 01.07.2009 (1 saat 57 dakkalık vidyo) -> https://www.youtube.com/watch?v=hQwW_dQq7Vg

4) "5. Mevsim - Kemal Özer ile söyleşi" (39 dakkalık) -> https://www.youtube.com/watch?v=YIgUdS-gZdA




5) "Firmaların Sizleri Kandırmak İçin Kullandığı 10 Yol" -> https://www.youtube.com/watch?v=yZCxmmUIpfA
6) "Dev Şirketlerin Bilmenizi İstemediği 6 Gerçek" -> https://www.youtube.com/watch?v=f-W0_xSU3kM


7) "Endüstriyel gıdaların üretimi" -> https://www.youtube.com/watch?v=Nqn9Y2QNlbs
8) "Fast Food Firmalarından 10 Kurnaz Hile" -> https://www.youtube.com/watch?v=QxLfEu_mgvg

9) "SOSİSİN YAPIMINA İNANAMAYACAKSINIZ!" -> https://www.youtube.com/watch?v=Un2tejQNDvc

10) "Her Gün Yediğimiz 5 YALAN Yiyecek" -> https://www.youtube.com/watch?v=gzJu8IuW71k
11) "Bir Lezzet İlizyonu: Mono Sodyum Glutamat (MSG)" -> https://www.youtube.com/watch?v=OjBV1Xtp1DA

12) "ÇİN TUZU TEHLİKESİ" -> https://www.youtube.com/watch?v=jjJdZph6dEc
13) "Çin Tuzunn Zararları" (monosodyum glutamat) -> https://www.youtube.com/watch?v=wedKV5r2UKM
14) "Çin Tuzu Tuzağına Dikkat" -> https://www.youtube.com/watch?v=vbW3-wGHnms
15) "Sofralarda Çin Tuzu Tehlikesi Doktor Yavuz Dizdar'dan Çarpıcı Uyarılar" -> https://www.youtube.com/watch?v=teFVSJcgSDw
16) "MSG..Çin tuzu...E621 Tehlikesi...." -> https://www.youtube.com/watch?v=tyr_qqygSKI

A1) "CİPSİN YAPILIŞINA İNANAMAYACAKSINIZ!" -> https://www.youtube.com/watch?v=CBQbf79bcQc
A2) "Tavuktaki hileler" -> https://www.youtube.com/watch?v=wZdrcg8vD34

16b) "Wie gefährlich ist Glutamat?" -> https://www.youtube.com/watch?v=yOv_Vnxwc8g
16c) "Gift Glutamat" -> https://www.youtube.com/watch?v=9TZnUYeqSzQ
16ç) "Aromen, Glutamat und andere Geschmacksverstärker 1v3" -> https://www.youtube.com/watch?v=lN6hrmOVFZM
16d) "Aromen, Glutamat und andere Geschmacksverstärker 2v3" -> https://www.youtube.com/watch?v=KlYB7emlkho
16e) "Aromen, Glutamat und andere Geschmacksverstärker 3v3" -> https://www.youtube.com/watch?v=zakv9kvLdQI

17a) "MSG: The Taste That Kills?" -> https://www.youtube.com/watch?v=QLxxnk5MI74
17b) "MSG - Blind Taste Test" -> https://www.youtube.com/watch?v=XXAcYe2jwqE
17c) "Stop MSG to End Autism" -> https://www.youtube.com/watch?v=7jJj9W4uF_4

17ç) "The Dangers of MSG - Part 1 'The Hidden Danger in Your Food' (Flavor Enhancers E621 side effects)" -> https://www.youtube.com/watch?v=txiVDY-prk4
17d) "The Dangers of MSG - Part 2a 'Your Brain's Biggest Enemy' (Flavor Enhancers E621 side effects)" -> https://www.youtube.com/watch?v=a3LckpVXolY
17e) "The Dangers of MSG - Part 2b 'Your Brain's Biggest Enemy' (Flavor Enhancers E621 side effects)" -> https://www.youtube.com/watch?v=QtaMO3G11-w
17f) "The Dangers of MSG - Part 3 'MSG, Cancer & Your Heart' (Flavor Enhancers E621 side effects)" -> https://www.youtube.com/watch?annotation_id=annotation_185155&feature=iv&src_vid=QtaMO3G11-w&v=j54dGXtBnKA
17g) "The Dangers of MSG - Part 4 'Avoiding the MSG Threat' (Flavor Enhancers E621 side effects)" ->
https://www.youtube.com/watch?annotation_id=annotation_700965&feature=iv&src_vid=j54dGXtBnKA&v=5Tc4-FQ8WIs

18) "MSG on 60mintues (1991)" -> https://www.youtube.com/watch?v=8bwBfpWT1PU
...
.
.
.



[Edited at 2018-04-04 16:59 GMT]
Collapse


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 14:07
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
"Antalya’daki okullarda arsenik tehlikesi" Apr 6, 2018

--Alıntıdır--

antalyakorfez.com/ MÜZEYYEN YÜCE 5 Nisan 2018 - 10:24:09


1

Antalya jeoloji Mühendisleri Odası Başkanı Ali Keleş, şok bir iddiada bulunarak Antalya’daki çok sayıda ilkokulun içme suyunda kanserojen etkileri bulunan arsenik miktarının, yüzde 30 oranından yüksek olduğunun saptandığını açıkladı. Başkan ali Keleş, “Bu oranlar halktan gizleniyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel halkın sağılığıyla oynuyor” dedi. Ali Keleş, verdikleri oranların, bir kamu kurumunun yaptığı analizlerle saptandığını söyledi.

Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şubesi’nin 22 Mart Dünya Su Günü’nde içme suyundaki arsenik miktarının fazla olduğuna dair yaptığı açıklamanın ardından başlayan tartışma sürüyor. ASAT’ın ‘sularımız temiz’ açıklamasının gerçeği yansıtmadığını belirten Jeoloji Mühendisleri Şube Başkanı Ali Keleş, “ASAT tarafından yapılan açıklamada, ‘Halk Sağlığı Kurumu tarafından şebeke izleme noktalarından alınan numunelerde de bugüne kadar herhangi bir olumsuz durumla karşılaşılmamıştır’ denilmiştir. Açıklayacağım sonuçlar Halk Sağlığı Kurumu’nun çocuklarımızın okullarda su içtiği çeşmelerden-musluklardan akan sudan aldıkları analizlerin sonuçlarıdır” diye konuştu.

ARSENİK DEĞERİ YÜKSEK OKULLAR

Halk Sağlığı Kurumu’nun 2017 yılının çeşitli aylarında kentteki okullardan alınan numunelerden aldığı örneklerin sonuçlarını paylaşan Keleş, “Bu sonuçlara göre Kepez-Mimar Sinan İlköğretim Okulu, Kepez-Sevinç Fahri Aydın İlköğretim Okulu, Döşemealtı-Yağca Mah. İlköğretim Okulu, Kepez- Jand. Er Serhat Genç İlköğretim Okulu, Döşemealtı-Yağca Mah. İ.Ö.O., Döşemealtı-Yağca Mah. İ.Ö.O., Kepez-Baraj İ.Ö.O., Kepez-Şehit İbrahim Barış Yurtseven İ.Ö.O., Kepez-Ünsal İ.Ö.O., Kepez-Duacı Köyü Eczacılar İ.Ö.O., Kepez-Kütükçü İ.Ö.O., Kepez-Hüseyin Ak İ.Ö.O., Kepez-Halil Akyüz İ.Ö.O., Kepez-Fatma Parıltı İ.Ö.O., Kepez-Sakarya İ.Ö.O., Kepez-Varsak Lisesi ve Kepez-Süleyman Demirel İ.Ö.O’ndaki sularda arsenik oranı yüksektir” iddiasında bulundu.

Jeoloji Mühendisleri Şube Başkanı Ali Keleş, Halk Sağlığı Kurumu’nun okullardaki çocuklarımızın su içtiği çeşmelerden-musluklardan akan sudan aldıkları analizlerin sonuçlarını şöyle:

“06.01.2017 :: Kepez-Mimar Sinan İ.Ö.O. Arsenik değeri………………….: 11,474µg/l

06.01.2017 :: Kepez-Sevinç Fahri Aydın İ.Ö.O. Arsenik değeri…………..: 11,852µg/l

09.01.2017 :: Döşemealtı-Yağca Mah. İ.Ö.O. Arsenik değeri……………..: 11,574µg/l

09.02.2017:: Kepez- Jand. Er Serhat Genç İ.Ö.O. Arsenik değeri ………...: 11,345µg/l

03.03.2017 :: Döşemealtı-Yağca Mah. İ.Ö.O. Arsenik değeri……………..: 10,264µg/l

03.03.2017 :: Döşemealtı-Yağca Mah. İ.Ö.O. Arsenik değeri……………..: 11,296µg/l

07.04.2017 :: Kepez-Baraj İ.Ö.O. Arsenik değeri…………………………: 12,269µg/l

07.04.2017 :: Kepez-Şehit İbrahim Barış Yurtseven İ.Ö.O. Arsenik değeri.: 13,719µg/l

04.05.2017 :: Kepez-Ünsal İ.Ö.O. Arsenik değeri………………………...: 12,151µg/l

12.07.2017 :: Kepez-Duacı Köyü Eczacılar İ.Ö.O. Arsenik değeri……….: 11,405µg/l

12.07.2017 :: Kepez-Kütükçü İ.Ö.O. Arsenik değeri………………………: 11,205µg/l

12.07.2017 :: Kepez-Hüseyin Ak İ.Ö.O. Arsenik değeri…………………..: 11,268µg/l

08.12.2017 :: Kepez-Halil Akyüz İ.Ö.O. Arsenik değeri………………….: 10,443µg/l

08.12.2017 :: Kepez-Fatma Parıltı İ.Ö.O. Arsenik değeri………………….: 11,279µg/l

08.12.2017 :: Döşemealtı-Cezaevi: Arsenik değeri………………………...: 11,134µg/l

08.12.2017 :: Döşemealtı-Cezaevi Yerleşkesi: Arsenik değeri…………….: 11,482µg/l

08.12.2017 :: Döşemealtı-Cezaevi Yerleşkesi: Arsenik değeri…………….: 10,206µg/l

08.12.2017 :: Kepez-Sakarya İ.Ö.O. Arsenik değeri……………………….: 10,909µg/l

08.12.2017 :: Kepez-Varsak Lisesi Arsenik değeri………………………....:12,170µg/l

08.12.2017 :: Kepez-Süleyman Demirel İ.Ö.O. Arsenik değeri……………:11,566µg/l

08.12.2017 :: Döşemealtı-Cezaevi: Arsenik değeri…………………………:11,134µg/l

08.12.2017 :: Döşemealtı-Cezaevi: Arsenik değeri…………………………:10,508µg/l”

BOĞAÇAYI İÇME SUYU DA YOK EDİLİYOR

Döşemealtı ve Kepez ilçelerinde bazı şebekeden akan sulardaki arsenik miktarlarının İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkındaki Yönetmeliğe uygun olmadığının altını çizen Ali Keleş, “Yönetmelikte maksimum miktar 10 µ/l’ dir. Bunun yanında, yönetmeliğe göre sadece arsenik değeri yüksekliği değil bunun dışında içme suyu kirliliğine neden olan başka materyallerde sözü edilen yönetmelik sınırları üzerindedir. Bu sonuçların da Sayın ASAT yetkililerince açıklanmasını ve kamuoyunun bilgilendirilmelerini bekliyoruz. Önümüzdeki yıllarda bu vurdumduymazlık devam ederse daha kötü sonuçları Duraliler su kaynaklarında da görülecek ve Antalya İlimizin mevcut içme suyu kaynakları terkedilmek zorunda kalınacaktır. Termesos ve Kırkgöz kaynaklarında arsenik miktarında artışın yanında ilave başka kirleticileri göreceğiz. Kentimizi yönettiğini iddia edenlerin bunu yapmaya hakları yoktur. Antalya şehir şebekesine belki de şişelenebilecek kalitede su sağlayan ve 450 l/sn kapasitesi bulunan Boğaçay içme suyu kuyuları Boğaçay Projesi ile bir inat uğruna yok edilmektedir” ifadelerine yer verdi.

Kaynak: http://antalyakorfez.com/antalyadaki-okullardaki-arsenik-tehlikesi/

[Edited at 2018-04-06 01:06 GMT]


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 14:07
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
"Bize bir şey olmaz abicim!.." Apr 6, 2018

--Alıntıdır--

Sözcü/ Yazı: Uğur Dündar 6 Nisan 2018

2000'li yılların ilk yarısı…
“Gıda Terörü” deyimini günlük Türkçemize yerleştiren haberler yapıyoruz.
Günün birinde, ürünlerinin ambalajında “El değmeden tam otomatik makinelerde imal edilmiştir” yazan bir işletmeye gittik. Bir de ne görelim? El değmeden çalışıldığı söylenen gıda imalathanesi adeta bir hurda deposu görünümünde değil mi? Her şey kir, pa
... See more
--Alıntıdır--

Sözcü/ Yazı: Uğur Dündar 6 Nisan 2018

2000'li yılların ilk yarısı…
“Gıda Terörü” deyimini günlük Türkçemize yerleştiren haberler yapıyoruz.
Günün birinde, ürünlerinin ambalajında “El değmeden tam otomatik makinelerde imal edilmiştir” yazan bir işletmeye gittik. Bir de ne görelim? El değmeden çalışıldığı söylenen gıda imalathanesi adeta bir hurda deposu görünümünde değil mi? Her şey kir, pas içinde, hijyen deseniz sıfır! Sarmaşık gibi iç içe geçmiş örümcek ağları bir duvardan diğerine, adeta halat kalınlığında uzanıyor!..

(Bu duruma hiç şaşırmıyorum. Çünkü geçmişte, Türkiye Milli Prodüktivite Kurumu Başkanı olan kişinin Anadolu'ya bisküvi üretimi yapan Topkapı'daki fabrikasının denetimi sırasında, farelerin üç dört kiloluk bisküvi kutularıyla birlikte kaçtığını görmüş gazeteciyim!..)

Neyse, yetkililer bu ürkütücü durumu tutanağa geçirirken işletme sahibi, “Defolun buradan, benim ve çalışanlarımın namusumuzla kazandığımız ekmeğimizle oynamayın” diye bağırmaya başlıyor. Denetim görevlileri kendisini sakinleştirmeye çalışırken, bu kez el değmeden üretilmiş (!) pekmez dolu litrelik şişelerden birini açıp lakır lakır içmeye başlıyor.

Sonra da hepimize dönüp,”İşte gördünüz, eğer bozuk mal üretseydim, burada düşüp ölürdüm” diyor.
Böylece adamın gıda teröründen anladığının “şak diye ölmek” olduğu ortaya çıkıyor!
Yani ona göre; insan o anda ölürse gıda terörü vardır, bir şey olmazsa yoktur!..

* * *

Sadece o mu?
Aynı zihniyeti, zeytini bir an önce siyahlaştırmak amacıyla kanserojen tekstil boyaları kullananlarda, zeytin havuzlarına paslı demir atanlarda, kansere neden olduğu bilinen aflatoksinli pul biberlerin sağlığa zarar vermediğini kanıtlayabilmek için kameraya göstererek avuç avuç yiyenlerde, lokum çekmecesini açıp, fare pisliklerini eliyle araladıktan sonra aldığı lokumu afiyetle mideye indirenlerde de gördük!..
Hepsi aynı savunmayı yapıyordu:
“Gördünüz mü, bir şey olmadı!..”

* * *

İşin daha da üzücü yanı, bu ürkütücü bilinçsizliğe, gıda terörünü önlemekle görevli bazı yetkililerde de tanıklık etmemizdi!
Örneğin bir ilimizdeki en üst düzeyde sorumlu bir kişi, biraz önce değindiğim kanserojen zeytin üretimini alışkanlık haline getiren işyerlerine yapılacak denetim öncesinde herkese haber vermiş “Uğur Dündar gelecek, önlemlerinizi alın” demişti.
Adamlar da teftiş hazırlığını öylesine abartmışlardı ki, traktör sürücüsüne bile bone ve eldiven taktırmışlardı!
Bizim muhabir de bıyık altından gülerek sormuştu:
“Siz traktörü hep böyle mi kullanırsınız?..”
– Evet, yüzde 90 böyle kullanırız!..

* * *

Bir başka çarpıcı örnek:
Fabrika yurtdışına şekerleme ve çikolata çeşitleri gönderiyordu.
Ama ham madde deposu, son kullanım tarihi geçtiği için piyasadan toplandıktan sonra kırılarak yeniden üretilmeye hazırlanmış çikolata yığınlarıyla dopdoluydu.
Üstelik yola açılan depo kapısının altında 4-5 parmaklık boşluk bulunuyordu.
Sanırım fareler gelsinler ve bol bol çikolata ve kakao yağı yesinler diye böylesi uygun görülmüştü!
Bunlar tutanağa geçirilirken fabrika sahibi denetim yetkilisine her türlü hakareti yapmakla yetinmemiş bir de tekme tokat dövmeğe kalkmıştı!..
Bir başka yerde de bu kez bana palayla saldırılmıştı!..
Adam jandarmanın önünde avazı çıktığı kadar bağırıyordu:
“Boğazını alırım senin lan!..”

* * *

Zihninize “her yer böyle mi” sorusunun takılacağını ve paniğe kapılabileceğinizi düşündüğüm için hemen belirteyim:
Müsterih olun. Son derece hijyenik ortamda ve neredeyse el değmeden, laboratuvar koşullarında üretim yapılan işletmeler de var. Ben reklam olmasın diye onların isimlerini vermiyor, bilinçli tüketiciler olarak buraları araştırıp bulma görevini sizlere bırakıyorum.

* * *

Hatırlarsınız.
AIDS paniğinin tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de doruğa çıktığı günlerdi.
Bir gece, ARENA ekibinden sevgili Mine Özbek'i müşteri bekler görünümde sokağa çıkarmış, güvenlik önlemlerini de aldıktan sonra kendisine yaklaşanları izlemeye başlamıştık.
Mine cinsel amaçla araçlarına davet edenleri uyarıyor ve HIV virüsü taşıdığını söylüyordu.
Cevap hemen hemen aynıydı:
“AİDS'ten kim korkar abla? Sen gel, bize bir şey olmaz!..”

* * *

Sevgili Soner Yalçın'ın değerli kitabı “Saklı Seçilmişler”den ve medyaya yansıyan haberlerden anlıyoruz ki, o yıllardan bu yana, gıda terörü cephesinde değişen bir şey yok!
Terör sürüyor, hatta katlanarak devam ediyor.
Nedeni ortada:
“İnsan şak diye ölmüyor!.. Bize bir şey olmuyor!..”

Yazının kaynağı: https://www.sozcu.com.tr/2018/yazarlar/ugur-dundar/bize-bir-sey-olmaz-abicim-2333256/
Collapse


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 14:07
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
Ünlü onkolog Yavuz Dizdar böyle uyardı: 'Kaymak sandığınız şey aslında kaymak değil' Apr 22, 2018

--Alıntıdır--

ANKARA, (DHA) 22.04.2018 - 12:18 | Son Güncelleme: 22.04.2018 - 14:30


Ankara Yenimahalle Belediyesi, ünlü Onkoloji Uzmanı Doktor Yavuz Dizdar’ı, ’Sağlıklı beslenme ve gelecek’ adlı söyleşide vatandaşlarla buluşturdu.

Ünlü onkolog Yavuz Dizdar böyle uyardı: Kaymak sandığınız şey aslında kaymak değil
1


Nazım Hikmet Kongre ve Sanat Merkezi’nde gerçekleşen programda, sağlıklı beslenme üzerine çarpıcı açıklamalarda bulunan Dizdar,sağlıksız beslenmeye bağlı olarak kanser hastalığının artış gösterdiğini belirtti. Vatandaşların yoğun ilgisini gören Dizdar, kanser gelişimi, GDO, tarım ilacı ve endüstriyel üretim gibi konulara değindi.

Dizdar, konuşmasında şunları söyledi:

"İnsan yaşamını kolaylaştırmak için üretilen birçok kimyasal, üretim aşamasından tüketim aşamasına kadar, insan sağlığı ve çevre açısından küresel bir tehdit oluşturmaktadır. Dünyadaki çoğu gıda üreticisi sizlerin sağlığını düşünmüyor, onlar sadece para kazanma içgüdüsüyle hareket ediyorlar. Örneğin yoğurt; marketlerden aldığımız hazır yoğurtlar neden bozulmuyor? Düşündünüz mü? Onun dışında tarım ilacının vücuda girmesi halinde ilacın dokularda kaldığını biliyor musunuz? Bunlar insana tahmin edilenden daha çok zarar verir."

’MAHALLE SÜTÇÜLERİNE SAHİP ÇIKIN’

Günlerce bozulmayan, eskimeyen süt ve yoğurt konusunu da açıklık getiren Dizdar, "Herkesin çok iyi bildiği, ancak hiç kimsenin açıklayamadığı bir durum var; marketlerden alınan sütler ve yoğurtlar açıldıktan sonra bir türlü bozulmuyor. UHT teknolojisiyle ’steril’ edildiği söylenen ambalajlı kutu sütler, kapağını açsanız bile bir ay kadar bozulmadan kalabiliyor.

Aynı şey sanayi tipi üretilen yoğurtlar için de geçerli. Oysa ’günlük’ etiketiyle satılan sütlerde durum böyle değil, üç gün içerisinde tüketmek durumundasınız, yoksa kesiliyor. Ama nasıl oluyorsa UHT teknolojisiyle üretilmiş sütlere ve yoğurtlara bir şey olmuyor.

Hatta hazır yoğurdun üstünde olan kaymak sandığınız şey kaymak değil, sonradan üstüne konulan bir tabaka. Bunlar insan sağlığına zararlı olan üretimler, hazır yoğurt ve süt tüketmeyin.

Elinizden geldiğince mahalle sütçülerine sahip çıkın" diye konuştu. Kanserle ilgili tüm detayların konuşulduğu söyleşi sonunda Dizdar, vatandaşların sorularını cevapladı.

Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/gundem/unlu-onkolog-yavuz-dizdar-boyle-uyardi-kaymak-sandiginiz-sey-aslinda-kaymak-degil-40813288


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 14:07
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
"Nişasta Bazlı Şeker Bayramı" Jun 15, 2018

--Alıntıdır--

Yazı: Yusuf Yavuz / Odatv 14.06.2018 22:19



1


Türkiye geleneksel olarak tatlı ve şeker tüketiminin oldukça arttığı bir bayrama hazırlanıyor ancak Nişasta Bazlı Şeker içerikli ürünlerin hızla yaygınlaşması bayramın tadını kaçırıyor.

Bursalı Avukat Erol Çiçek, geçtiğimiz Mart ayında Sağlık Bakanlığı’na yazılı bir başvuru yaparak halk sağlığı açısından oldukça önemli olan bir konu hakkında bilgi talebinde bulundu. Basında yer alan NBŞ (Nişasta Bazlı Şeker) içeren ürünlerin zararlarıyla ilgili haberleri anımsatan Çiçek, Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu’nun bu konudaki bilimsel değerlendirmesinin ne yönde olduğunun açıklanmasını talep etti. Avukat Erol Çiçek’in bilgi talebine 19 Mart 2018 tarihinde yazılı olarak yanıt veren Sağlık Bakanlığı Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat Dairesi Başkanlığı, NBŞ içerikli besinlerin aşırı tüketilmesi sonucunda gereğinden çok yeme davranışı, insülin direnci gelişmesi, obezite, diyabet ve kalp damar hastalıklarına yol açtığı yönünde çalışmalar bulunduğunu anımsatarak “Sakkaroz ve NBŞ içeren besinlerin fazla tüketimi metabolik hastalıkların yanı sıra obezite ile ilişkili çeşitli kanser türlerinin (kolon kanseri, pankreas, karaciğer ve meme kanseri gibi) gelişimine de zemin hazırlamaktadır” görüşünü paylaştı.

AV. EROL ÇİÇEK SAĞLIK BAKANLIĞI’NA NBŞ İÇEREN ÜRÜNLERİ SORDU

Bursa Barosu Avukatlarından Erol Çiçek, toplum sağlığı açısından oldukça önemli olan bir konuda Sağlık Bakanlığı’na başvurarak bilgi talebinde bulundu. Geçtiğimiz Mart ayında Sağlık Bakanlığı’na başvuran Çiçek, kısaca NBŞ olarak adlandırılan Nişasta Bazlı Şeker içeren ürünlerle ilgili basında yer alan haberleri anımsatarak konu hakkında kendisine bilgi verilmesini istedi. 12 kişiden oluşan Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu’nun NBŞ konusunda hazırladığı ve içeriği kamuoyuna yansıyan raporun bir örneğini de talep eden Av. Erol Çiçek’e 19 Mart tarihinde yazılı olarak yanıt veren Sağlık Bakanlığı Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat Dairesi Başkanlığı, NBŞ konusundaki çarpıcı gerçeği yansıtan o raporun içeriğini de paylaştı.

BAKANLIK, BİLİM KURULUNUN RAPORUNU VE TAVSİYELERİ PAYLAŞTI

“Bakanlığımız Bilimsel Kurulu’nun konuyla ilgili bilimsel çalışmalar ve ilgili raporların da dikkate alındığı değerlendirmeleri neticesinde vatandaşlarımızın sağlığının korunması için Nişasta Bazlı Şekerler (NBŞ) ve şeker kullanımı konusundaki görüş ve tavsiyeleri aşağıda sunulmaktadır” ifadelerine yer verilen yanıtta, şu bilgilere yer verildi:

NBŞ KULLANIM PAYI AÇISINDAN DÜNYADA İKİNCİ SIRAYA YERLEŞTİ

“Sofra şekeri veya çay şekeri olarak bilinen sakkaroz (sukroz) yüzde 50 glikoz ve yüzde 50 fruktozdan oluşmaktadır. Dünyada yiyecek ve içeceklerde sakkaroz (sükroz) yani sofra şekerinden sonra ikinci büyük kullanım payına sahip tatlandırıcı türü ise Nişasta Bazlı Şekerlerdir (NBŞ). Yüksek Fruktozlu Mısır Şurubu olarak da bilinen NBŞ, en çok ve ucuz olarak mısırdan, ayrıca patates, buğday, kasava (tapioka) gibi bitkilerden elde edilir. NBŞ’in içeriğinde değişen oranlarda fruktoz ve glukoz bulunmaktadır (yüzde 58 glikoz-yüzde 42 fruktoz veya yüzde 45 glikoz-yüzde 55 fruktoz,). Sakkaroz yani sofra şekerindeki glukoz ve früktoz moleküler düzeyde bağlı iken, NBŞ'de yer alan fruktoz ve glukoz sıvı formda serbest yüzer haldedir.

OBEZİTE VE KRONİK HASTAKLIKLARIN NEDENLERİ ARASINDA NBŞ VAR

Son zamanlarda artan obezite ve kronik hastalıkların nedenlerini araştıran bilimsel çalışmalarda şeker metabolizması özellikle de sofra şekeri ve NBŞ’in yapısında bulunan früktoz metabolizması üzerinde yoğunlaştığı gözlemlenmektedir.”

KARACİĞER YAĞLANMASI VE SİROZ GELİŞEBİLİYOR

Metabolizmada glikoz uyarısı ile salgılanan insülinin, tokluk hormonu olan leptini uyardığı, açlık hormonu grelini ise baskıladığı bilgisine yer verilen Sağlık Bakanlığı’nın resmi yanıtında, “bunun sonucunda tokluk merkezi uyarılarak yeme davranışı sonlanır. Fruktoz ise insülini çok az uyarmamaktadır. Bu durumun fazla şeker tüketimine, insülin salgılanamaması, tokluk hissi gelişmemesi ve yeme davranışı devam ettiği için obeziteyi tetiklediği ileri sürülmektedir. Fruktozun karaciğer içindeki metabolizması da glukozdan farklıdır. Fruktozun yıkımı glikozdan daha hızlıdır ve hızla yağ asitlerine dönüşmektedir. Bu durumun karaciğer yağlanması, fibrosis ve siroz gelişebildiği yönünde çalışmalar bulunmaktadır.

FRUKTOZ İŞTAH ARTIRIP BENCİLLİĞİ UYARIYOR

Fruktoz glikoza göre daha tatlıdır ve beyinde iştah artırıcı hedonik yolakları uyaran etkisi olduğu yönünde de çalışmalar bulunmaktadır. Fruktozlu ürünlerin tüketimi özellikle bebeklik ve çocukluk yaşlarında damak tadının şekerli ürünler doğrultusunda gelişmesini kolaylaştırmaktadır. Fruktozun barsak florası ve mikrobiyatası değişikliğine neden olduğu yönünde de çalışmalar bulunmaktadır. Fruktoz, glikozdan farklı olarak kanda ürik asit artışına da neden olmakta, gut hastalığını tetikleyebilmekte ya da var olanları şiddetlendirmektedir” denildi.

SAKKAROZ VE NBŞ İÇEREN BESİNLER KANSERE ZEMİN HAZIRLIYOR

Şekerli (sakkaroz ve NBŞ) besinlerin aşırı tüketilmesi sonucunda gereğinden çok yeme davranışı, insülin direnci gelişmesi ve obezite, diyabet, kalp damar hastalıkları ve eşlik eden hastalıklara yol açtığı yönünde çalışmalar bulunduğu bilgisine yer verilen Sağlık Bakanlığı’nın yanıtında, şu ifadelere yer verildi: “Sakkaroz ve NBŞ içeren besinlerin fazla tüketimi metabolik hastalıkların yanı sıra obezite ile ilişkili çeşitli kanser türlerinin (kolon kanseri, pankreas, karaciğer ve meme kanseri gibi) gelişimine de zemin hazırlamaktadır. Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA), yüksek şeker alımının ve yüksek şeker içeren gıdaları kullanımının vücut ağırlığının artışına etki edebileceğini vurgulamıştır. Avrupa Birliği tarafından sağlıklı beslenmenin teşvik edilmesi ve özellikle endüstrinin şeker azaltma yolunda reformülasyon yapması önerilmektedir.


TÜRKİYE’DE HER ON ÇOCUKTAN BİRİ OBEZ

Obezite ve ilişkili hastalıklar tüm ülkelerde olduğu gibi ülkemiz için de giderek artan bir problemdir. Ülkemizde 15 yaş üzeri yetişkinlerde obezite sıklığı yüzde 32, fazla kilolu birey sıklığı yüzde 34.8 ve diyabet prevalansı yüzde 12.1 (STEPS 2017, ön sonuçlar) bulunmuştur. Çocukluk çağında obezite oranı 7-8 yaş grubunda yüzde 9.9, fazla kilolu çocuk oranı aynı yaş grubunda yüzde 14.6 iken, ortaokul çocuklarında obezite sıklığı yüzde 12.4’e ve fazla kilolu çocuk sıklığı yüzde 21’e yükselmektedir. ‘Türkiye Beslenme Rehberi’ nde ve DSÖ ile diğer uluslararası önerilerde; tüm serbest şekerlerden alınan enerjinin, günlük enerji (kalori) miktarının yüzde 10'unu geçmemesi ve bazı ülkelerde ise daha da azaltılması önerilmektedir.”

NBŞ’DEN ZARAR GÖRMEMEK İÇİN NELER YAPILMALI

Yapılan değerlendirmeler ışığında Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu tarafından geliştirilen ve kamuoyunun dikkatine sunulan öneriler ise şöyle sıralanıyor:

• Her türlü şeker tüketiminin azaltılması için gerekli tüm tedbirlerin alınması sübvansiyonların gözden geçirilmesi, vergilendirme, bilgilendirme ve farkındalık girişimleri vb.)

• Halen yüzde 10 olan NBŞ kotasının (üretiminin) artırılmaması ve gıdalarda kullanımının sınırlandırılarak sıkı denetiminin sağlanması,

• Yiyecek ve içecek etiketleri üzerindeki şeker içeriğinin, elde ediliş kaynağı ve früktoz oranı belirtilmek suretiyle Türk Gıda Kodeksi şeker tebliğine uygun şekilde ‘şeker’, ‘glikoz şurubu’, ‘yüksek früktozmısır şurubu’, ‘invert şeker’ vb şeklinde açık olarak yazılmasının sağlanması,

• Sağlıklı beslenmenin teşvik edilmesi çalışmaları kapsamında; endüstri tarafından reformülasyon yapılarak, yüksek fruktozlu mısır şurubu kullanım miktarının asgari düzeye indirilmesine destek olunması,

• Toplumumuzda şeker tüketiminin azaltılması için tüketicinin bilgilendirilmesi, tüm topluma bebeklik ve çocukluk çağından itibaren sağlıklı beslenme kültürünün tesis edilmesi konusunda dengeli beslenme politikaların geliştirilmesi,

• Sağlık Bakanlığı’nın koordinatörlüğünde ilgili tüm sektörlerle ve kamu kuruluşlarıyla işbirliğinin sağlanması gerekmektedir.”

AV. EROL ÇİÇEK: ‘BAKANLIK NBŞ’NİN ZARARLI OLDUĞUNU KABUL ETTİ’

Konuyla ilgili değerlendirme yapan Av. Erol Çiçek, Sağlık Bakanlığı’nın başvurusuna verdiği yanıtta NBŞ’lerin insan sağlığına zararlı olduğunu kabul ettiğinin altını çizerek, “Yapılan değerlendirmeler ışığında Bilim Kurulu tarafından geliştirilen önerilerin yaşama geçirilmesi için sivil toplum örgütlerinin ve kamuoyunun haklarına sahip çıkarak Bakanlık ve Hükümet üzerinde demokratik baskı oluşturması, önerilerle ilgili olarak mevzuat değişikliği yapılması ve tüketicilerin yaşam haklarının savunulması gerekmektedir” diye konuştu.

ÜRÜNLERİN ÜZERİNDE ŞEKER İÇERİĞİ VE KAYNAĞI YAZILMALI

Herkesin ne yiyip içtiğini bilme hakkı yönünden yiyecek ve içecek etiketleri üzerindeki şeker içeriğinin elde ediliş kaynağı ve früktoz oranının belirtilmesini sağlamak için çaba harcanması gerektiğini dile getiren Çiçek, ürünlerin ambalajlarının üzerinde Türk Gıda Kodeksi şeker tebliğine uygun şekilde ‘şeker’, ‘glikoz şurubu’, ‘yüksek früktozmısır şurubu’, ‘invert şeker’ vb şeklinde açık olarak yazılmasının sağlanmasının çok önemli olduğunu da sözlerine ekledi.

Kaynak: https://odatv.com/nisasta-bazli-seker-bayrami-14061824.html


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 14:07
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
"Sahte pirinç nasıl anlaşılır?" Sep 13, 2018

--Alıntı--

Sözcü 13 Eylül 2018 02:55

127


1
Ana yemeklerimizin en temel yancısı pirinç, tüm dünyada sıklıkla tüketilen bir gıda örneği. Son dönemlerde fiyatlardaki yükseliş birilerini harekete geçirmiş olacak ki piyasa son sürat sahte pirinç sürmüşler. İçerisine plastik vb. yabancı madde karıştırılarak satılan pirincin fiyatı normale göre daha düşük. Bu yüzden satın alırken sadece fiyat uygunluğuna kanmamak lazım...

2
Pirinci taklit etmek için patates nişastasını sentetik reçine gibi birçok farklı plastikle karıştırarak sahte pirinç elde etmişler. Ürünü tüketmek elbette çok tehlikeli ve uzamnlar bu konuda oldukça endişeli. Şöyle söyleyelim; bu plastik pirinci 3 porsiyon tüketmek bir küçük plastik poşet yemeye eş değer.

3
Su testi: Çiğ pirinci (yaklaşık bir yemek kaşığı) bir bardak suya ilave edin. Pirincin tamamı suyun dibine gömülürse, aldığınız pirinç sahte değildir. Pirinç suyun yüzeyine çıkarsa, dikkatli olun bu pirinç büyük ihtimalle sahte.

4
Ateş testi: Biraz pirinci çakmak ya da kibritle yakmayı deneyin. Eğer birden alev alırsa, bilin ki sahtedir.

5
Havan testi: Havan ya da tokmak yardımıyla ezdiğiniz pirinç taneleri beyaz bir toz haline gelirse ortada bir sorun yok. Eğer ezilen pirinçte sarılık var ise o pirinç sahtedir.

6
Küf testi: Eğer pirinci iyi bir şekilde pişirdiğinizi biliyorsanız ve zamanınız da varsa güzel bir deney daha var. Bunda da pirincin az bir kısmını alıp hava geçirmez bir kabın içerisine koyuyorsunuz. Birkaç gün sonra kapağını açtığınızda küflenmemişse, bildiğiniz plastiktir, market torbasıdır o! Pirincin küflendiğini unutmayın.

Kaynak: https://www.sozcu.com.tr/hayatim/yasam-haberleri/sahte-pirinc-nasil-anlasilir/1/?_szc_galeri=1


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 14:07
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
"Size Gıda Endüstrisinin Acımasız Yüzünü Gösteren 11 Belgesel Film" Sep 13, 2018

--Alıntı--

Emek çeken: Semih Bey Nisan 18, 2017 Ekoloji, Sinema, Yemek

foodinc_promos_21


Acımasız gıda endüstrisinin insanların sağlığıyla nasıl oynadığından tutun da hayvanları nasıl cansız bir fabrika ürünü gibi üretim bantlarında yaşattığını anlatan çokça belgesel film çekildi. Bu endüstri daha fazla ürün satabilmek için sizin daha fazla acıkmanızı sağlayacak her türlü numarayı deniyor. Bu öğün size sattıkları diğer öğün erkenden acıkmanızı garanti altına alıyor aslında. Bunu yaparken de hayvanları midesine açtıkları delikten besliyor, hiçbir ahlak ve vicdan kırıntısı göstermiyorlar. Bu konudaki en başarılı belgeselleri listelemek istedik.

1. Hungry for Change / Değişim Açlığı (2012)
hungry-for-change
İşlenmiş şekerin çabuk doyuran, çabuk acıktıran işlevi gıda endüstrisinin daha fazla ürün satabilmesi adına en güçlü silahıdır. Ve ne kadar iradenize yüklenirseniz yüklenin, açlığınızı arttırmaya yönelik bu gıdalar diyet yapmanızı oldukça zorlaştırır. Besinlerin vücudunuzda uğradığı dönüşümü detaylarıyla anlatan belgesel, sizlere yeni bir başlangıç için gerekli psikolojik motivasyonu sağlayabilir.


2. Food, Inc. / Yemek, Ltd. (2008)
foodinc_promos_2

Bu belgeselin konusu katkılı, ambalajlı ürünler değil. Bazı çiftlik ürünlerinin genetiğinin değiştirilmiş olması zaten son yıllarda çokça tartışılan bir konu. Et yemeden önce iki kere düşünmemiz gerektiğini hissettiren belgesel hem işin vicdani yönüne hem de sağlık açısından zararlarına vurgu yapıyor.

3. Forks Over Knives (2011)
Forks-Over-Knives_EN_US_1280x720
Kanser patlamasının nedeninin değişen beslenme alışkanlıklarımızla doğrudan ilişkili olduğu bilinen bir gerçek. Bu belgeselde özellikle; ağırlıklı olarak hayvansal gıdalarla beslenmenin kanser oluşumundaki etkisi sorgulanıyor. Kanserin temel dinamikleri ve vejetaryen bir diyetin bu dinamikler üzerindeki etkilerini araştıran belgeselin yönetmeni Lee Fulkerson.

4. Super Size Me / Şişir Beni (2004)
SUPERSIZE_ME2

Fastfood çılgınlığını McDonald’s üzerinden işleyen belgeselin yönetmeni, yapımcısı ve senaristi olan Morgan Spurlock, aynı zamanda belgeselin kobaylığını da üstleniyor. Evet, Spurlock (tıpkı bir kobay gibi) 1 ay boyunca sadece McDonald’s ürünleriyle besleniyor ve bedeninde olan değişimleri paylaşıyor. Bunun yanında okul, hapishane gibi kurumların yemekhanelerinin ne kadar sağlıklı olduğunu inceliyor.


5. Fed Up / Tıka Basa (2014)
FedUp

Düzenli spor alışkanlıkları artmasına, her yerde yeni spor salonları açılmasına rağmen obezite azalacağına daha da artıyor. Bu yaman çelişkinin nedenini inceleyen belgeselin yönetmeni olan Stephanie Soechtig, aynı zamanda bu konunun fizyolojik etkileri kadar psikolojik nedenlerinin de üzerinde duruyor.

6. Food Matters / Gıda Maddeleri (2008)
foodmatters

Belgeselin mottosu, hekimliğin öncüllerinden olan Hipokrat’ın “Yiyeceğin ilacın ilacın da yiyeceğin olsun” sözleridir. Tükettiğimiz gıdaların, toprağa tohum olarak düştükleri ilk andan tabağımıza gelene kadar olan süreçte geçtiği işlemleri detaylı olarak inceleniyor. Farmakoloji piyasasına da değinen belgesel, ilaç sektörünün insanları iyileştirilmesi gereken hastalardan ziyade bir pazar olarak gördüğü gerçeğini de vurguluyor.

7. Vegucated (2011)
Vegucated

Belgesel New York’ta yaşayan ve hayvansal ürünleri çokça seven üç kafadarın, bir buçuk ay boyunca tamamen vegan bir diyetle beslenmesini konu ediniyor. Bu belgeselde yalnızca kendi iradeleriyle değil çevresel faktörlerle mücadele ediyorlar. Gerek sigarayı bırakmakta, gerek günlük diyetinizi değiştirmekte de en zorlu kısım aslında çevresel faktörlerle mücadele etmektir. Anneniz “Halsiz düştün iç bakayım şu kemik suyuna çorbayı.” diyebilir. Yahut arkadaşını “O canlılar yenmek için yaratıldı, doğanın kanunu bu. Hayvanlar da başka hayvanlarla besleniyor. Gel birer dürüm çakalım.” şeklinde psikolojik savaşınızı zora sokabilir. İşte bu yapımda eğlenceli şekilde bu konular da işlenmiş.

8. Fat, Sick and Nearly Dead / Şişman, Hasta ve Ölümün Kıyısında (2011)
fat-sick-and-nearly-dead
Belgesel standart belgesel formatından oldukça uzak, ama bir o kadar da ilgi çekici ve bol ödüllü bir belgesel. Belgesel obezite yüzünden sağlıkları iflasın eşiğine gelmiş, bir türlü değiştirmeyi beceremedikleri beslenme alışkanlıklarından dolayı umutlarını yitirmiş iki insanın öyküsünü anlatıyor.


9. Food Choices / Gıda Tercihleri (2016)
12579652-food-choices-documentary-playing-at-whistler-public-library-on-sept-6th

İşte bu alışılmış obezite formatına biraz daha uygun bir belgesel. Beslenme alışkanlıklarını değiştirerek sağlıklarına kavuşmuş kişilerin başarı öyküleri ve uzman hekimlerin yorumlarıyla beslenme yanlışlarına mercek tutuyor. Gıda tercihleri dışında iklim değişiklikleri ve tüketilen gıdaların psikolojik boyutuna da değinen belgesel, beslenme konusunda önemli bir kaynak teşkil ediyor.

10. Samsara (2011)
Ekran-Görüntüsü-7
Samsara belgeseli salt gıda ve beslenmeyle alakalı değildir ama insanın gıda endüstrisi adı altında doğaya ve hayvanlara yaptıklarının ağır bedelini nasıl ödediğini en dramatik şekilde anlatabilen belgesellerden bir tanesidir.

11. A Matter of Taste: Serving Up Paul Liebrandt (2011)
11109433_732702113507617_1056801085876718961_o
Şef Paul Liebrandt’ın lezzet kavramını, estetik ögelerle birlikte bir sanat dalı gibi sunuyor. Sağlıktan ziyade lezzet ve estetiğe yönelik hazırlanmış gibi görülse de belgeselin sağlıkla ilgili gizli bir faydası var. Bu şef yemek yaparken sizi de yemek hazırlamaya o kadar çok özendiriyor ki; hazır yemek söylemek yerine, mutfağa girip daha sağlıklı yiyecekler hazırlamayı düşünebilirsiniz.
---
Kaynak: https://listelist.com/beslenme-belgeselleri/

[Edited at 2018-09-13 18:41 GMT]


Özgür Salman
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 14:07
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
~ Mar 13

--Alıntı--

"Ölümsüzlük ilacı gibi anlatılan somonun bilinmeyenleri"

Ülkemizde gıda endüstrinin kar oranları, toplum sağlığının ve doğmamış çocuğun sağlığının çok çok önünde.

Yazı: Gülümser Heper - 13.03.2019 20:55

*-*56km

İnsan yediklerinden ibaret bir canlı; bir de tabii ki yemediklerinden. Ancak ülkemizde yemedikleri için üzülenlerle, yediklerinden sağlık bulacağını düşünenler arasında çok fazla bir sağlık farkı yok. Zira insanımızın varlığını devam ettirmek için alacağı her kalori, kapital sistemin kontrolü altında olduğundan beridir, yediklerinin ve içtiklerinin sağlığı, ticaret erbabının vicdanına kalmış durumda. Devletin halkının sağlığını korumak için gıda denetleme, halkı bilgilendirme görevini eksik yaptığı, üniversitelerin sustuğu, konuşanların cezalandırıldığı koşullarda, alınan her kalorinin sağlık kaybıyla ödenen bir bedeli olması kaçınılmaz. Bu ifadelerin gerçekliği elbette ülkemizle de sınırlı değil. Tüm dünya için geçerli. Bizlerde tüm bunlardan öte bir de kontrolsüz bir reklam sektörü mevcut. Saygın ve popüler kişiler reklamlarda çıkarak ürünün sağlıkla ilgili güya olumlu etkilerini lanse ettiğinde, durum iyice içerisinden çıkılamaz bir hal almakta.

Bahsedeceğim ürün Somon balığı. Hani reklamlarda söylendiği üzere her gebenin tüketmesi gereken, Omega-3 içeriği zirve yapan, yiyenin adeta ölümsüzleştiği, mutfağımızın en büyük eksiği olarak sunulan somondan! Hani o reklamını görüp de etkilenmeyen kimsenin kalmadığı o pembe balıktan.

Biz de bu kadar allanıp süslenerek pazar oluşturulan; pazar payında hamsinin, sardalyanın, lüferin önüne geçen bu balığın, ülkemizde temel temin yeri olduğu savlanan Norveç’te acaba durum ne?

Norveçli araştırmacılar, çiftlik somonlarına dair ciddi çekincelerini 2013 yılından itibaren açıklamaktalar.

Norveç Bergen Üniversitesi’nden Dr. Anne-Lise BirchMonsen’in ifadesi şöyle:

“Ben gebe kadınlara, çocuklara, gençlere, çiftlik somonu yemesini tavsiye etmem. İçerdiği toksin ve ilaçların çocukları, gençleri ve gebe kadınları nasıl etkileyeceği bilinmemekte. Çiftlik somonlarının içerdiği bazı kimyasalların beyin gelişimini olumsuz etkileyerek düşük zekâ ve otizme neden olduğu bilinmekte. Aynı zamanda vücut immun sistemine (hastalıklara karşı savunma sistemi) ve metabolizmasına etkisi de bilinmekte.

ÇİFTLİK SOMONLARININ OLUMSUZ ETKİLERİ

Norveç’te çiftlik somonlarının olumsuz etkilerinin lanse edilmesi birkaç akademisyenle de sınırlı değil. Norveç Sağlık Departmanı resmi bir açıklama yaparak, gebe kadınların potansiyel toksisite sebebiyle haftalık yedikleri çiftlik somonu miktarlarını sınırlandırmasını istemiştir. Yine Norveç’te dört büyük market, çiftlik somonu satmayacaklarını açıklamış; üreticilerin kafeslerini çevreye olumsuz etkilerinden dolayı kapalı sistem yapmalarını tavsiye etmiştir.

2006 yılında Rusya, Norveç’ten çiftlik somonu alımını yasaklamıştır. Gerekçe olarak içerisindeki yüksek KURŞUN ve KADMİYUM miktarını savlamıştır. Norveç Gıda Güvenliği Kurumu, suçlamaları reddettiği bir dönemde Ulusal Gıda ve Deniz Ürünleri Araştırma Enstitüsünden Dr. Claudette Bethune, Norveç’in kendi somonundan bu kadar emin konuşmasının doğru olmadığını belirtmiş; WHO (Dünya Sağlık Örgütü) tavsiyesinde de olduğu üzere sınırlı miktarın üstünde alındığında toksik etkisinin daha da belirginleştiğini ifade etmiştir.

Çiftlik somonlarının olumsuz etkileri insan sağlığıyla da sınırlı değil. Balık yemlerinin içeriğinde bulunan ilaçlar ve kimyasallar kafeslerin altındaki bölgede daha yoğun olmak üzere bir çökelti oluşturarak, çevre kirlenmesine de neden olmakta. Aynen suni beslenen çiftlik hayvanlarının ve tavuk yetiştirme çiftliklerinin çevresel yıkımı gibi… Balık çiftliklerinde balık atıklarının ve yenmemiş yemlerin denizde bakteri popülasyonunu artırarak oksijen miktarını azalttığı, denizde yaşayan diğer balıkların ve canlıların besin ve oksijen çemberini bozduğu da bilinmekte.

GELECEK NESİLLERİN SAĞLIĞINI HİÇE SAYMAKTA

Türkiye’de, Norveç gibi Dünya’nın diğer sorunlu bölgelerinden çiftlik somonu ithaline dair bir kısıtlama yok. Ülkemizdeki çiftliklerde ise somon üretimi konusunda konuşacak verimiz bile yok. Zira Türkiye’de üretilen çiftlik balıklarının üretim standartlarına, içerdiği ağır metal, kimyasal ve ilaç seviyesine ve çevresel etkilerine dair düzenli bir şekilde tüketicinin bilgilendirilmesi için oluşturulmuş resmi bir kurum ve sivil toplum kuruluşu yok. Var olan tek şey balık ve sağlık arası pozitif ilişkilerin pompalandığı reklamlar! Reklam ve sağlık arası ilişkinin bilimsel bir standardı olmadığı gibi ahlakı da yok.

Ülkemizde gıda endüstrinin kar oranları, toplum sağlığının ve doğmamış çocuğun sağlığının çok çok önünde. Ucuz gıda olarak üretildiği savlanan bu türden gıdalar, çevrenin ve gelecek nesillerin sağlığını hiçe saymakta. Kimyasal bağımlı gıda üretim teknolojileri, doğanın dengesini hızla bozmakta. Yediğimiz, içtiğimiz her gıdanın kontrolünde bireylerin sorumluluğu da ne yazık ki tek başına yetersiz kalmakta. Gıdaların reklam yüzleri olan sanatçıların, hekimlerin, bilim insanlarının popülaritesi ve mesleğinden aldığı saygınlık, reklam sektörü için bir olta gibi kullanılmakta. Popülarite ve saygınlık reklamlarla ucuzlatıldığından beridir, sağlığımızın kafeste kalmış bir balık gibi olması tesadüf olmasa gerek.

Kaynak: https://odatv.com/olumsuzluk-ilaci-gibi-anlatilan-somonun-bilinmeyenleri-13031936.html

[Edited at 2019-03-13 21:04 GMT]


 

Halil Ibrahim Tutuncuoglu "Бёcäטsع Լîfe's cômplicåtعd eñøugh"
Turkey
Local time: 14:07
Turkish to English
+ ...
Yalnız şöyle bir durum var Mar 14

Adnan Özdemir wrote:

Kiraz tarımını çok iyi bildiğimi sanıyorum (artık üretici değilim, köyden gönderirlerse sevinirim). Erkencil, geçcil, yükselti farkına göre Ağustos ayına kadar rahatça taze kiraz yiyebilirsiniz.

İlaçlama (neredeyse) gerektirmez, bu nedenle ilaç kalıntısı olmaz kirazda. Saplarını bile değerlendirebilirsiniz... Malumatfuruşluk yapmayayım, nete de bakabilirsiniz...

[Edited at 2017-06-08 17:48 GMT]


Daldan kopardığınızda en fazla 10 kiraz yiyebilirsiniz ve içindeki koruyucu C vitamini fazla yemenizi engeller. Oysa büyük şehirlere gelene kadar zaten hassas olan C vitamini hızla gidiyor ve ürün pasta gibi kilolarca yenilecek bir hal alıyor. Aşağı yukarı tüm meyveler için de bu böyle. O yüzden tüketicilerin fazla yememelerinde fayda var.


 
Pages in topic:   < [1 2 3]


To report site rules violations or get help, contact a site moderator:


You can also contact site staff by submitting a support request »

Gıda güvenliği, İşlenmiş gıdalar, Doğal gıdalar, Ne yiyelim ne içelim...

Advanced search







SDL Trados Studio 2019 Freelance
The leading translation software used by over 250,000 translators.

SDL Trados Studio 2019 has evolved to bring translators a brand new experience. Designed with user experience at its core, Studio 2019 transforms how new users get up and running, helps experienced users make the most of the powerful features.

More info »
CafeTran Espresso
You've never met a CAT tool this clever!

Translate faster & easier, using a sophisticated CAT tool built by a translator / developer. Accept jobs from clients who use SDL Trados, MemoQ, Wordfast & major CAT tools. Download and start using CafeTran Espresso -- for free

More info »



Forums
  • All of ProZ.com
  • Term search
  • Jobs
  • Forums
  • Multiple search