Pages in topic:   < [1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12] >
Off topic: Çevirmenin Edebiyat Köşesi
Thread poster: Haluk Erkan

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 07:21
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
POLİTİKACI_LAR: NE İSTERLER - NE YERLER NE İÇERLER; NASIL YAŞARLAR... //1. BÖLÜM Aug 10, 2016

Politikacı; kazancını maksimize etmeyi düşünür (gönlünde günün birinde en azından bakan olmak-yapılmak yatar).

Politikacıların birçoğu vasat özelliklere sahiptir.

Aralarında çeneleri güçlü olanlar çoktur ("benzin vardı da biz mi içtik" lafazanlığında olduğu gibi).

İnsanları kendine oy vermeye ikna etmek ister. Aslında düşündüğü senin-benim sırtımdan KARİYER yapmak olabilir (ENDER de olsa sırf ulusun yararı için g
... See more
Politikacı; kazancını maksimize etmeyi düşünür (gönlünde günün birinde en azından bakan olmak-yapılmak yatar).

Politikacıların birçoğu vasat özelliklere sahiptir.

Aralarında çeneleri güçlü olanlar çoktur ("benzin vardı da biz mi içtik" lafazanlığında olduğu gibi).

İnsanları kendine oy vermeye ikna etmek ister. Aslında düşündüğü senin-benim sırtımdan KARİYER yapmak olabilir (ENDER de olsa sırf ulusun yararı için giren var mıdır bu uğraşa? Varsa bile Almanya-İskandinavya dahil politikacı nüfusunun %1'i filandır herhal...

Lafı evirme-çevirme konusunda uzmanlaşmaya çalışır.

Örneğin: "ASLINDA BALLI BÖREK-HAMUTLU ÇÖREK BAĞLAMINDA HADİSELERİN MÜMKÜNSEL KARŞILIĞI BU BAĞLAMDA İNGİLTERE PAR-LA-MENTO-SU İKEN; DAHA ÖNCE BAHSEDİLEN NEDENLERLE ÇİÇEKLERİN SULANMASI AŞAMASINDA YENİ BİR YEMEK YAPILDIĞINI SANIYORDUM, ANCAK; SAYIKLARKEN KARIMIN "KENDİNE GEL HURŞİİİTTT !" DİYE BAĞIRMASIYLA DÜŞÜMDE GÖRDÜĞÜM BAKANLIK KOLTUĞUNDAN EVERESTTEN YUVARLANIR GİBİ YATAK ODAMIN TAVANINA UÇTUM VE GÖRDÜM Kİ BAKAN FİLAN YAPILMAMIŞIM, KARIMIN CİYAKLAMASINA KABUS GÖRÜP DÜŞMÜŞÜM; AYRICA BU GONUYU GENEL BAŞKANIMIZ ANGELA MERKELE ARZETTİM..." gibi oldukça anlamsız laflar edebilir. Şaşırmayın !

Politikacılar, toplanan vergileri (gezegen çapında) hunharca harcamaları ile ünlüdürler. Paraları ulusun ihtiyaçları için harcarlarken; Ağrı dağının tepesine uluslararası havaalanı kondurabilirler. İzmiri temmuz sıcağında serinletmek için 100 km çapında bir alana 10bin tane dev ölçekli açık hava İMBAT kliması kurmayı vaadedebilirler. İstanbulluları uzay gemileri ile 1 aylığına Marsa gezmeye götürmeyi projelendirebilirler (2018 yılında diyelim). Berline bir türlü bitiremedikleri Willy Brandt havaalanını kondurabilir, Köln'ün altına boru döşeyerek her eve Köln birası servis etmeyi de düşünebilirler...

Biz politikacılar olmasaydı var ya "bitmiştiniz bitmiş" havası basmaları vardır bir de...

Bu liste uzar.

Son olayda (15 Temmuz aykontisi) da görüldüğü gibi sizi; BİZ (halk/millet/ulus) kurtardık bee

... İLER(i)DE BİR GÜN DEVAM EDERİM. BIYIKLI GÜZELLER (Dağcı'm, Huysuz'um, Akoğlan'ım, Çakır'ım, Anakız'ım, Koca Yusuf'um, Sarıkız'ım, Yakışıklı'm, Sürmeli'm, Ürker'im; Kocaoğlan'ım, Bunsuz'um) ACIKMIŞ; BEN ÇIKTIM.


[Edited at 2016-08-11 15:48 GMT]
Collapse


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 07:21
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
BUNDESTAG BOMBALANDI - ALMANYA'DA DARBE Sep 3, 2016

Olağandışı bir temmuz günüydü Almanya'nın yaşadığı. Ajanslara düşen son haber +++Eilmeldung---- Almanya Cumhurbaşkanı Joachim Gauck tatilini geçirdiği Rügen adasında saldırıya uğradı. Alman hava kuvvetleri Luftwaffe'nin 4 savaş uçağı, yerel saatle 19:00 sularında Cumhurbaşkanı Gauck'un yazlık konutuna lazer güdümlü lüks bombalarla saldırdı ---++++ Bizi izlemeye devam edin değerli okurlarımız... (Gauck'tan haber alınamadığı söyleniyor)

A
... See more
Olağandışı bir temmuz günüydü Almanya'nın yaşadığı. Ajanslara düşen son haber +++Eilmeldung---- Almanya Cumhurbaşkanı Joachim Gauck tatilini geçirdiği Rügen adasında saldırıya uğradı. Alman hava kuvvetleri Luftwaffe'nin 4 savaş uçağı, yerel saatle 19:00 sularında Cumhurbaşkanı Gauck'un yazlık konutuna lazer güdümlü lüks bombalarla saldırdı ---++++ Bizi izlemeye devam edin değerli okurlarımız... (Gauck'tan haber alınamadığı söyleniyor)

Aynı saatlerde, darbe haberini kocasından alan Şansölye Merkel'in Düsseldorf'tan Berlin'e doğru yola çıktığı söyleniyordu Alman haber kanalı n-tv'de. Şansölye Merkel'in makam aracına A-19 otobanı girişinde ağır makineli tüfeklerle ateş açıldığı söyleniyor. ZDF anchormanı Claus Kleber, Merkel'e ulaşmaya çalışıyor sayın seyirciler. Söz sende Claus!

- Sayın seyirciler son aldığımız habere göre Bundeswehr'de yuvalanan Sayntoloji tarikatına mensup bir grup subay darbe girişiminde bulunuyor. Darbeyi yine bir sayntolojist olan ABD'li ünlü aktör Tom Kruiz'un yönettiği söyleniyor. Yine iddialara göre Tom Kruiz, Alman Silahlı kuvvetlerinin "abisi" ve "başkardinalı" imiş... Evet sayın seyirciler darbeyi Görevimiz Tehlikenin ünlü aktörü yönetiyormuş.

Saat 22: Luftwaffe'nin darbeci güçleri Brandenburg kapısını bombalıyor sayın seyirciler. Muhabirimiz Heike Müller'e bağlanıyoruz. Söz sende Heike!

- Sayın seyirciler çok gerçeküstü bir haber aldık, 3 Tornado savaş uçağı az önce Bundestag'ı bombalamış. Bombalama anında binayı gezmekte olan turistlerden 120'sinin öldüğü söyleniyor. Norman Foster'in tasarımı olan cam kubbe çökmüş...

Saat 24: Hannover Gertschke hava üssünden kalkan 9 Tornado savaş uçağı Berlin semalarında darbeci pilotlarla çatışıyor...


Almanya'nın tüm şehirlerinde herkes evine kapanmış durumda. Tiril tiril titriyoruz sayın seyirciler. Deutsche Panzer rollen wieder! Sığınaklara iniyoz, Stauffenberg'in kemikleri sızlayacak ama wiederstanda yüreğimiz yetmiyor gene maalesef !
.
.
.
...

____________________________________

** [İlham bey çay içmeye geldi, acele yazdım. Aykontisel yanlışlıklar olabilir, okuyanlar kusura bakmasın. "Sayın seyirciler-sayın seyirciler" çok oldu biliyorum ama kalıplaşmış televizyoncu lafıdır ya; heyecanlı durumlarda ağız alışkanlığıyla sıkça kullanılıyor...]

[Edited at 2016-09-04 11:10 GMT]
Collapse


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 07:21
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
Ekonomik Sep 20, 2016

Para kazanmak Ekonomik
Pazara çıkmak ekonomik, nikah, evlilik Ekonomik
Tapu, tarla tapan, saban, sürgü Ekonomik
Ekmek üretmiş fırıncı mis gibi, cüzdanımı evde unutmuşum
Sonra versem olur mu dedim, "patron gameraya alıyoru" veremem dedi çırak çocuk
Neden? Nedeni Ekonomikk !

Gülnur teyze kızını Hollandacıya verdi, Güzel kızdı be,
Hatice Hollandaya Rotterdama getti. Sebep? Ekonomik

Gülhatmi teyze kızını anla
... See more
Para kazanmak Ekonomik
Pazara çıkmak ekonomik, nikah, evlilik Ekonomik
Tapu, tarla tapan, saban, sürgü Ekonomik
Ekmek üretmiş fırıncı mis gibi, cüzdanımı evde unutmuşum
Sonra versem olur mu dedim, "patron gameraya alıyoru" veremem dedi çırak çocuk
Neden? Nedeni Ekonomikk !

Gülnur teyze kızını Hollandacıya verdi, Güzel kızdı be,
Hatice Hollandaya Rotterdama getti. Sebep? Ekonomik

Gülhatmi teyze kızını anlaşmalı olarak Hataylı öğretmenle kaçırtmıştı
Hatay nere, Ermeneğin köylüğü nere, çocukluğumun güzellerindendi Şerife
Kendinden 15 yaş büyük Orhan ör'tmene kaçtı getti.. Ekonomik tabii ki

İmzasız, şartsız, şurtsuz, tek taş pırlantasız birliktelikler yaygınlaşır mı acep?
Sanmam, Neden? Nedeni çok ekonomik; çoluk çocuk olacak, kayıt altına alınacak...
Ölüm ayrılık desen zaten kaderde olan şeyler. Eee olsun ne var bunda hepimiz öleceğiz işte !
"İştesi var işte; onca yığma-yığıştırma-biriktirme-artırma, para paraa mal mülk sigorta, dul aylığı kime kalacak sanıyon a benim kancık kafalı Ado'cuğum. Sende hiç akıl yok mu?" derdi bana gadın anam.

Sigortacılar ölüme bile sigorta yapmışlar, nedeni ekonomik
Arabalar sürekli model yeniliyor; nedeni ekonomik
Çamaşır makinesi bile eski Bosch değil, nedeni ekonomik.
Herifler üşenmemişler, garanti süresine göre sağlamlık üretmişler
Bunu da gördüm ya vay anasını bee! Nedeni? Nedeni müşteri yeni modellere kolayca geçsin diye işte. Yersen ekonomik

3 ay aralıksız çevirdim bir zamanlar, nedeni ekonomik sanıyordum, halbuki para hırsındanmış...
Hastalandım yandım-bittim hastası oldumdu işte; nedeni Ekonomiiikkk

Bu dünyadan göçerken 0 liram-dolarım-avrom olsun istiyorum.
Oturduğum evi daha da sadeleştirmeye karar verdim, ruhumu yoran ne varsa çöpe atacağım
Amma insanlardan da çekinmiyor değilim; ya başlık atarsalar mahallenin bayan gaztecileri; ya "bir zamanlar kartaldı, 0 lirayla göçtü gitti derse tanıdıklar!?
Desinler Ado, onlar yoruladursun; sen dinlenedur bakayım şööle bisikletinle...

Oğlum-kızım olsaydı şu yalan dünyada; öğreteceklerim yalın şeyler olurdu;
Mal biriktirmeyin, dürüst olmaya çalışın, adil olun, hak yemeyin derdim.
İşlerine-mesleklerine de karışmazdım, hayat onların hayatı; istediğiniz gibi yaşayın dünyanızı derdim.

Nice miras kavgaları gördüm. kardeş kardeşi dövdü, yengeler yengelerin saçını başını yoldu...
Neden? Nedeni ekonomik. Emmimin yerleri değer kazanmış, müteahhite vermişler mirasçıları, herkese 1'er daire düşmeyince...
Dövüşmüşler bizim emmi çocukları 7 daire için; 8 daire olsaydı sorun yoktu yani; herkese birer daire. Nedeni? Ekonomik.

Nikah Ekonomik
Evlilik Ekonomik
Boşanma Ekonomik
Aile planlaması Ekonomik
Savaşlar Ekonomik
Darbeler Ekonomik
Politika kürsüsünde atılan nutuklar Ekonomik
Çevirdiğim dosya Ekonomik
Barış Ekonomik...

Bunca ekonomik, ekonomi, para-pul yordu beni Musti
Günüm gelince doğallıkla, mümkünse bitlenerek, olabildiğince Ekonomiksiz ölmek isterim.

Unutuyordum; hocalar dini tören için bekleşiyorlardır, mangırları yani..
Bir kenarda, ormanda bir kulübede, bir ağacın dibinde ölmektir istediğim.
Kurtlar kuşlar kuzgunlar yesinler etimden, gübre olayım yaban çileklerine.
Collapse


 

Haluk Erkan  Identity Verified
Turkey
Local time: 07:21
Member (2011)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
Bak postacı geliyor... Sep 27, 2016

Sayın xxxx xxxx Yetkilileri

İlginiz için çok, ama çok teşekkür ederim. Ancak şartlarınız o kadar süper ve süper-ötesi ki böylesi şahane şartlar altında çalışmak ve o cezbedici çeviri ailesine katılmak beni mutlaka bozar. O nedenle size aşağıdaki şartlarımı öneriyorum:

- Günde yaklaşık 1500 kelime çeviriyorum, çünkü benim için çevirinin kalitesi, çevirinin miktarından önemli. Bu sizin işinize gelir mi?

- Çevirinin a
... See more
Sayın xxxx xxxx Yetkilileri

İlginiz için çok, ama çok teşekkür ederim. Ancak şartlarınız o kadar süper ve süper-ötesi ki böylesi şahane şartlar altında çalışmak ve o cezbedici çeviri ailesine katılmak beni mutlaka bozar. O nedenle size aşağıdaki şartlarımı öneriyorum:

- Günde yaklaşık 1500 kelime çeviriyorum, çünkü benim için çevirinin kalitesi, çevirinin miktarından önemli. Bu sizin işinize gelir mi?

- Çevirinin acili falan olmaz. Çevirmen, bi elinde neşter bi elinde reanimasyon aletiyle kaza geçirmiş Metin’i (metni) hayata bağlayacak acildeki doktor değildir. Böyle durumlarda Hacettepe’yi tavsiye ediyorum.

- Çevirilerimi genelde bitince hemen teslim ediyorum. (Soru: “Çevirilerinizi ne kadar sürede bize teslim edebilirsiniz?”) Böyle mantıksız bi soru soran tercüme bürosuyla çalışacağıma, pazarda domates satarım daha iyi.

- Çeviri ücretim 0.XX EUR/kelime. Türkiye standartlarında azami 7 günlük ödeme süresi normal olsa da sizinle önceden ödemeli çalışmak tercih sebebimdir.

- Yıl boyunca gelen çevirilerinizi gönderin, bi bakayım. Çünkü bilmediğim konularda çeviri yapmıyorum. Alles klar?

Böyle pespaye bir mailden sonra size soracak sorum falan yok. Ha... Bi dakka: PROZ’daki BlueBord’da Blue’luktan çıkıp resmen morarmışsınız ya, neden acaba? Bi açıklama rica etsem.

Yıllarını profesyonel anlamda bu işe adamış çevirmenlerden CV istemek de neyin nesi oluyor? Siz kendinizi ne sanıyorsunuz kuzum? Yeter ki siz memnun olmayın, size CV falan da yok!

Ben gerçekten SİZE başarılar diliyorum, hatta anama söyledim sizin için dua edecek: Çünkü bu şartlar altında hiçbir çevirmen sizinle çalışmaz.

Geçmiş olsun.




[Bearbeitet am 2016-09-27 09:47 GMT]

[Bearbeitet am 2016-09-27 10:03 GMT]
Collapse


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 07:21
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
Parfüm kokusu Oct 4, 2016

Daha evden dışarı adımımı atmadan sızlatıyor burnumun direğini parfüm kokusu
Genç kız, kadın, orta yaş teyzesi hepsinde iğrenç parfüm kokusu
Apartmanda oturduğum dairenin içine kadar giriyor, böyle
İğrenç mi iğrenç parfüm kokusu işte...

Çeşit çeşit bu kokular... Bir şeylere benzetmeye çalışıyorum, benzetemiyorum
Helena Rubinstein'a sövüyorum aklıma geldikçe, onun da dahli var bu kokumsularda

İnsanın insan
... See more
Daha evden dışarı adımımı atmadan sızlatıyor burnumun direğini parfüm kokusu
Genç kız, kadın, orta yaş teyzesi hepsinde iğrenç parfüm kokusu
Apartmanda oturduğum dairenin içine kadar giriyor, böyle
İğrenç mi iğrenç parfüm kokusu işte...

Çeşit çeşit bu kokular... Bir şeylere benzetmeye çalışıyorum, benzetemiyorum
Helena Rubinstein'a sövüyorum aklıma geldikçe, onun da dahli var bu kokumsularda

İnsanın insan, kadının kadın gibi koktuğu dağlardan, çağlardan mı geldiğimdem nedir
Artık dayanamıyorum bu uyduruk kokulara...

Anlamlandıramadığım pis kokular bunlar, yorumlayamadığım, hiçbir anlam yükleyemediğim pis parfüm kokuları...

Biliyorum konu yine öğretilmiş davranışlarla para kazanma meselesine dayanıyor...
"Pis ter kokusu, yeaa çok iğrenç bu salgıladığınız kokular" mı
Denilerek satılıyor bunca iğrenç koku?

Hastalıklar çoğaldı deniyor ya; güzel güzel kok diye zararlı kimyasallara boğdu insanları, sanayi.
Kendimizi çok önemser olduk modern zamanlarda, kusursuzluk, ter kokmazlık bile yerleştirildi insanın bilincine
Artık giysilerimizi koklayarak kendimizden iğrenebiliriz, iğrenebildiğimiz kadar.
Böyle olmamalı:
İnsan geberince, üç gün bir odada kalınca temmuz sıcağında, dünyanın en iğrenç leşi olup çıkıyor halbuki

Koltuğunuzun altı bile terlemesin, hiç kokmasın, siz insanüstü bir canlı olmalısınız inancı mı dayatılıyor, dayatıldı?
İnsan eskiden insan gibi kokardı, kadın kadın gibi kokardı; nane, yarpız, kekik, yavşan, toprak... gibi

Yıl 2016, artık kadınlar kokumsu kokuyor, giysiler kokumsu, apartmanlar kokumsu, gençler kokumsu..
Bu kokuları adlandıramıyorum, hafızamdaki hiçbir doğal kokuya benzemiyor bu kokular.
Ekmeğe bile bulaştırmış fırında çalışan çocuk, ısırdım, ısırmamla birlikte gittim ekmekleri geri verdim geldim geçen gün.
Aç kaldım o gece.

Kadınlar egemenliğini ilan edeli çok oldu, evde balık bile pişirmeyenleri, pişirtmeyenleri varmış!

Koku deyip geçmiyorum,
Kedi kokusunu
Yağmur sonrası toprak kokusunu
Kalmadı ama, doğal kadın kokusunu
Şeftali kokusunu
Fesleğen kokusunu...
Seviyorum

Parfümden nefret ediyorum
Zaten bu gidişle benden başka insan gibi kokan filan da kalmayacak bu şehirde...



*[Parfümden anlamayınca şiire de benzemiyor işte yazılan böyle]
Collapse


 

Haluk Erkan  Identity Verified
Turkey
Local time: 07:21
Member (2011)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
Zerdüşt Oct 8, 2016

3.
Zerdüşt ormanın yanındaki şehre geldiğinde insanların pazar yerinde toplandığını gördü: bir ip cambazının gösterisi vaat edilmişti onlara.

Bunu gören Zerdüşt halka seslendi: Ben size üstün insanı öğretiyorum. İnsan aşılması gerekir. İnsanı aşmak için şimdiye kadar ne yaptınız?

İnsan için maymun nedir? Alaylı bir kahkaha ya da acı dolu bir utançtır. Üstün insan için de insan böyle olacak: alaylı bir kahkaha ya da ac
... See more
3.
Zerdüşt ormanın yanındaki şehre geldiğinde insanların pazar yerinde toplandığını gördü: bir ip cambazının gösterisi vaat edilmişti onlara.

Bunu gören Zerdüşt halka seslendi: Ben size üstün insanı öğretiyorum. İnsan aşılması gerekir. İnsanı aşmak için şimdiye kadar ne yaptınız?

İnsan için maymun nedir? Alaylı bir kahkaha ya da acı dolu bir utançtır. Üstün insan için de insan böyle olacak: alaylı bir kahkaha ya da acı dolu bir utanç. Solucandan insana giden yolu kat ettiniz, fakat içinizde hâlâ daha solucanlık var. Bir zamanlar maymundunuz; fakat şimdiki insan, herhangi bir maymundan daha da maymun.

İçinizdeki en bilge kişi bile sadece çelişkiden ibaret, bitkiyle hayalet karışımı bir şey. Ben sizden hayalet veya bitki olmanızı mı istiyorum?

Bakın, ben size üstün insanı öğretiyorum. Üstün insan hayatın anlamıdır. Siz de "üstün insan hayatın anlamıdır" demek istersiniz.

Size yemin ederim, kardeşlerim, dünyaya sadık kalın ve doğaüstü umutlardan bahsedenlere inanmayın! Bilseler de bilmeseler de onlar zehir tacirleridir; hayatı hor görenlerdir, yok olup gidenlerdir ve dünyanın bıkıp usandığı zehirlenmiş insanlardır: yolları açık olsun!

Bir zamanlar en büyük suç, tanrıya karşı işlenen suçtu; fakat tanrı öldü ve onunla beraber suçlular da öldü. Şimdi en büyük suç, dünyaya karşı işlenen suçtur; bilinmeyenin bağırsaklarına, hayatın anlamından daha fazla değer vermektir.

Bir zamanlar, ruh bedene hor görerek bakardı; o zamanlar bu hor görüş en yüce olandı: bedenin zayıf, çirkin ve aç olmasını istiyorlardı. Ruh böylece bedenden, dünyadan sıyrılacağını sanıyordu. Ah, bu ruhun kendisi zayıf, çirkin ve açtı: ruhun en büyük zevki gaddarlıktı.

Fakat siz, kardeşlerim, söyleyin bana: bedeniniz ruhunuz hakkında ne der? Ruhunuz fakir, pislik ve acınası bir rahatlıktan ibaret değil mi? Gerçekten, insan kirli bir akıntı. Sadece engin bir deniz bu kirli akıntıyı kendisi de pislenmeden içine alabilir.

Bakın, ben size üstün insanı öğretiyorum: işte bu o denizdir; onun içinde hor görmeniz batabilir.

Yaşayabileceğiniz en büyük şey nedir? Bu, büyük hor görme zamanıdır. Bu zaman, mutluğunuzdan ve aynı zamanda aklıselim ve erdeminizden de iğreneceğiniz zamandır.

Bu zaman: "Benim mutlu olmam ne ifade eder ki? O fakirlik ve pislik ve acınası bir rahatlık. Fakat mutluluğum, varoluşu haklı göstermeli!" deme zamandır.

Bu zaman: "Aklıselim ne ifade eder ki? O, bir aslanın yiyecek arzulaması gibi bilgi istemez mi? O fakirlik, pislik ve acınası bir rahatlık" deme zamanıdır.

Bu zaman: "Erdem ne ifade eder ki? Beni hâlâ çıldırtamadı. İyilikten de kötülükten de nasıl yoruldum! Bunların hepsi fakirlik, pislik ve acınası bir rahatlık" deme zamanıdır.

Bu zaman: "Adalet ne ifade eder ki? Alev alev yanıp tutuştuğumu görmedim. Fakat adil olan kor olur, alev alev yanar!" deme zamanıdır.

Bu zaman: "Merhamet ne ifade eder ki? Merhamet, insanları sevenlerin çarmıha çivilendikleri o haç değil mi? Fakat benim merhametim çarmıha germek değil" deme zamanıdır.

Siz hiç bunlardan konuştunuz mu? Siz hiç bunları bağıra bağıra söylediniz mi? Ah, keşke sizi böyle bağırırken duysam! Günahlarınız değil, tok gözlülüğünüz göğe yükseliyor: hatta günahlarınızdaki cimriliğiniz göğe yükseliyor! Diliyle sizi yalayan o şimşek nerede? Sizi aşılaması gereken o delilik nerede? Bakın, ben size üstün insanı öğretiyorum: işte bu o şimşektir, işte bu o deliliktir!

Zerdüşt konuştuktan sonra halktan biri seslendi: "İp cambazı yeterince konuştu, hünerlerini bir görelim artık!"

İnsanların hepsi Zerdüşt'e gülüp geçmiş, ip cambazı ise söylenenleri üstüne alıp, işinin başına geçmişti.

[Bearbeitet am 2016-10-09 05:17 GMT]
Collapse


 

Haluk Erkan  Identity Verified
Turkey
Local time: 07:21
Member (2011)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
Zerdüşt Oct 14, 2016

4.
Zerdüşt insanlara hayretle baktı ve şöyle konuştu:

İnsan, hayvanla üstün insan arasındaki uçurumun üzerine gerilmiş bir iptir.

Karşıya geçmek tehlikelidir, yola çıkmak tehlikelidir, geriye dönüp bakmak tehlikelidir, insanın ürpermesi ve duraksaması tehlikelidir.

İnsanın büyüklüğü, onun sadece bir köprü vazifesi görmesidir, kendisi asıl amaç değildir: insanın sevilmesi gereken yönü, onun sadece bir geçiş s
... See more
4.
Zerdüşt insanlara hayretle baktı ve şöyle konuştu:

İnsan, hayvanla üstün insan arasındaki uçurumun üzerine gerilmiş bir iptir.

Karşıya geçmek tehlikelidir, yola çıkmak tehlikelidir, geriye dönüp bakmak tehlikelidir, insanın ürpermesi ve duraksaması tehlikelidir.

İnsanın büyüklüğü, onun sadece bir köprü vazifesi görmesidir, kendisi asıl amaç değildir: insanın sevilmesi gereken yönü, onun sadece bir geçiş süreci olarak yok olmasıdır.

Eğer yok olanlardansa yaşamasını bilmeyeni severim; çünkü o karşı tarafa geçendir.

Aşırı derece hor göreni severim, çünkü o büyük saygı gösterendir ve karşı tarafa olan özlemin direğidir.

Yok olmak ve kendisini kurban etmek için yıldızların ardında neden aramayanı, zamanı gelince üstün insanın dünyası için kendini kurban edeni severim.

Anlamak için yaşayanı ve zamanı gelince üstün insanın yaşayacağını bileni severim: o yok olmak ister. Üstün insana ev yaparak, toprağı, hayvanları ve bitkileri hazırlayarak çalışanı severim: o yok olmak ister.

Erdemini seveni severim: çünkü erdem yok olmak arzusudur ve özlemi taşıyan direktir.

Kendisine bir nebze ruh ayırmadan, erdemin ruhu olmak isteyeni severim: o böylece ruh olarak köprüden geçer.

Erdeminden, alışkanlıklarını ve felaketini yapanı severim: o sadece erdemi için yaşar ve ölmek ister. Fazla erdem sahibi olmak istemeyeni severim. Bir erdem, iki erdemden fazladır ve felaketin bağlı olduğu gereksiz bir düğümdür.

Ruhunu boşa harcayanı, teşekkür etmeyeni ve teşekkür beklemeyeni severim: çünkü o her zaman her şeyini armağan eder ve kendisine bir şey saklamaz.

Şanslı olunca utanıp, "Yoksa ben hile mi yaptım?" diye soranı severim: Çünkü o yok olup gitmek ister.

Bir işi yapmadan önce altın sözler sarf edeni ve verdikleri sözü daima tutanı severim: çünkü o batmak ister.

Gelecek nesilleri haklı çıkaranı ve geçmiş nesilleri kurtaranı severim: çünkü o şimdiki nesille yok olmak ister.

Tanrısını, sevdiği için cezalandıranı severim: çünkü o tanrısının gazabıyla yok olmalıdır.

Yaralansa bile ruhu derin, küçük bir olayla bile yok olanı severim: o köprüden geçmek ister.

Kendinden geçerek, ruhu dolup taşanı ve “her şey bendedir” diyeni severim: böylece her şey onun batışı olacaktır.

Ruhu ve kalbi özgür olanı severim: beyni, kalbinin bağırsağıdır; fakat kalbi onu batmaya sürükler.

İnsanların üzerindeki karanlık bulutlardan düşen ağır bir damla olanları severim: onlar şimşeklerin habercisidir ve haberci olarak batarlar.

Bakın, ben şimşeklerin habercisi ve buluttan düşen ağır bir damlayım: bu şimşeğin adı üstün insandır.


[Bearbeitet am 2016-10-14 08:23 GMT]
Collapse


 

Haluk Erkan  Identity Verified
Turkey
Local time: 07:21
Member (2011)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
Zerdüşt Oct 21, 2016

5.
Zerdüşt bu sözleri söyledikten sonra tekrar insanlara baktı ve sustu.

"Orada durmuş, gülüyorlar: beni anlamıyorlar, ağzımdan çıkan sözleri kulaklarını duymuyor" diyerek kalbine seslendi. "Gözleriyle duymaları için ilk önce kulaklarını parçalamak gerek. Yoksa davul zurna gibi gümbürdeyip, sahte peygamberler gibi avaz avaz bağırmak mı gerek? Yoksa onlar sadece kekeleyenlere mi inanıyorlar?

Gurur duydukları bir şeyler var. Gurur duy
... See more
5.
Zerdüşt bu sözleri söyledikten sonra tekrar insanlara baktı ve sustu.

"Orada durmuş, gülüyorlar: beni anlamıyorlar, ağzımdan çıkan sözleri kulaklarını duymuyor" diyerek kalbine seslendi. "Gözleriyle duymaları için ilk önce kulaklarını parçalamak gerek. Yoksa davul zurna gibi gümbürdeyip, sahte peygamberler gibi avaz avaz bağırmak mı gerek? Yoksa onlar sadece kekeleyenlere mi inanıyorlar?

Gurur duydukları bir şeyler var. Gurur duydukları o şeye ne derler? Ona eğitim diyorlar, çobanlardan tek farkları bu. O nedenle hor görülmeyi pek sevmezler. O nedenle biraz gururlarını okşayayım. O nedenle onlara en çok hor görülenden bahsedeyim: fakat bu son insandır."

Ve Zerdüşt halka seslendi: Şimdi insanın kendine bir hedef seçme zamanıdır. En yüce umutların tohumunu ekme zamanıdır. İnsanın toprağı bunu yapmak için hâlâ daha zengin. Ancak bu toprak zamanla fakir ve uslu olacak, ulu bir ağaç bu topraktan yetişmeyecek.
Sakın ha! Özlem oklarını insanın üzerinden atmayacağı ve yayların ipini germesini unutacağı zaman gelecek!

Size şunu söylüyorum: dans eden bir yıldız doğurmak için insanın kaosu içinde barındırması gerek. Size şunu söylüyorum: sizin içinizde hâlâ daha kaos var.

Sakın ha! İnsanın yıldız doğuramayacağı zaman gelecektir.

Sakın ha! Kendisini bile hor göremeyen, en çok hor görülen insanın zamanı da gelecektir.

Bakın! Ben size en son insanı gösteriyorum.

"Sevgi nedir?

Yaratılış nedir?

Özlem nedir?

Yıldız nedir?" Son insan gözlerini kırparak böyle konuşur.

Dünya artık küçülmüştür ve her şeyi küçülten son insan o dünyanın üzerinde hoplayıp zıplar. Tarla piresi gibi soyu tükenmez, son insan en uzun yaşar.

"Mutluluğu bulduk" der son insanlar gözlerini kırparak. Yaşaması zor olan yerleri terk ettiler: çünkü insanın sıcağa ihtiyacı var. İnsan komşusunu sever ve onunla sürtüşür: çünkü insanın sıcağa ihtiyacı var. Hastalanmak ve tedirgin olmak onlar için günahtır: etrafta dikkatlice dolaşırlar. Ayağı taşlara ve insanlara takılarak sendeleyen ahmak! Arada biraz zehir alır: bu güzel rüyalar görmesini sağlar; zehri fazla kaçırınca da: güzel bir ölüm.

İnsan hâlâ çalışır: çünkü çalışmak eğlencedir. İnsan, eğlencenin saldırısına izin vermez. Ne zengin olur ne de fakir: ikisi de yorucudur.

Kim hükmetmek ister ki? Kim itaat etmek ister ki? İkisi de yorucudur. Çobanı olmayan bir sürü!

Herkes aynı şeyi ister: farklı hissedenler kendi ayaklarıyla tımarhaneye gider. "Bir zamanlar dünyada herkes deliydi" der zeki olanlar gözlerini kırparak. İnsan akıllıdır ve olan biten her şeyi bilir: bu nedenle dalga geçmenin sonu gelmez. İnsan kavga eder, fakat sonra hemen barışır: yoksa midesi bozulur. Gündüz ve gece için ufak birer zevki vardır: ama sağlığına dikkat eder.

"Mutluluğu bulduk" der son insanlar gözlerini kırparak.

Zerdüşt'ün ilk konuşması burada biter, buna ön konuşma da denir: çünkü tam bu esnada insanların şehvetli çığlıkları sözlerini yarıda keser.

"Ey Zerdüşt, bize son insanı ver", diye bağırırlar, "Bizi bu son insandan yap, biz de sana insanüstünü hediye edelim!" İnsanların hepsi sevinç naraları atarak, ağızlarını şapırdatıyordu.
Fakat Zerdüşt üzgündü, kalbine seslendi: Beni anlamıyorlar, ağzımdan çıkan sözleri kulaklarını duymuyor. Herhalde dağda çok kalmışım, çok uzun süre derelerin, ağaçların sesini dinlemişim ki: şimdi onlara bir çoban gibi sesleniyorum.

Sabah vaktindeki bir dağ gibi ruhum sakin ve aydınlık. Fakat bana soğuk ve kötü şakalar yapan alaycı diyorlar. Ve şimdi de bana bakıp gülüyorlar: gülerken benden nefret ediyorlar. Gülüşleri buz gibi soğuk.
Collapse


 

Haluk Erkan  Identity Verified
Turkey
Local time: 07:21
Member (2011)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
Zerdüşt Nov 5, 2016

6.

Fakat o sırada herkesin nefesini kesen, gözünü dağlayan bir şey olmuştu.

İp cambazı gösterisine başlamıştı: küçük bir kapıdan çıkıp, iki kule arasına gerilmiş olan ipin üzerine atlamıştı. Pazaryerindeki insanların üzerinde yürüyordu.

Yolun yarısına gelince kapı küçük kapı tekrar açılmış, rengârenk elbiseleriyle şaklabana benzer biri daha çıkmış, hemen ipin üzerine atlamıştı. Hızlı adımlarla arkadaş
... See more
6.

Fakat o sırada herkesin nefesini kesen, gözünü dağlayan bir şey olmuştu.

İp cambazı gösterisine başlamıştı: küçük bir kapıdan çıkıp, iki kule arasına gerilmiş olan ipin üzerine atlamıştı. Pazaryerindeki insanların üzerinde yürüyordu.

Yolun yarısına gelince kapı küçük kapı tekrar açılmış, rengârenk elbiseleriyle şaklabana benzer biri daha çıkmış, hemen ipin üzerine atlamıştı. Hızlı adımlarla arkadaşının peşi sıra gidiyor, "daha hızlı, tembel herif, daha hızlı" diye ürkütücü sesiyle bağırıyordu, "sümüklü böcek, ağır aksak salak, solgun surat! Dikkat et, seni topuğumla gıdıklamaya geliyorum! İki kule arasında sen ne ararsın? Kulede hapsetmeli seni, senden daha iyi olana engel oluyorsun!"

Her söylediği her sözle öndekine biraz daha yaklaşıyordu: bir adım kala herkesin nefesini kesen, gözünü dağlayan korkunç bir şey bir şey oldu: şeytan gibi bağırarak yolunu kapatan cambazın üzerinden atlamıştı.

Rakibinin kazandığını gören öndeki cambaz dengesini kaybetmiş, ipi unutup elindeki sırığı atmış ve sırıktan daha hızlı, kol ve bacaklarından ibaret bir yumak gibi aşağıya doğru son sürat süzülüyordu.

Pazaryerindeki insanlar fırtınalı havadaki deniz gibi çalkalanmaya başlamıştı: cambazın düşeceği yerdeki herkes çil tavuğu gibi kaçışıyor, birbirlerinin üzerinden atlıyordu.

Fakat Zerdüşt olduğu yerde kalmış, hemen yanı başına cambazın bedeni düşmüştü. Fena haldeydi, kemikleri kırılmıştı, fakat daha ölmemişti. Kısa bir zaman sonra, cambaz kendine gelince Zerdüşt'ün yanına diz çökmüş olduğunu gördü.

Nihayet konuşabilmişti: "Ne yapıyorsun? Şeytanın çelme atacağını çoktandır biliyordum. Şimdi beni cehenneme sürüklüyor: yoksa ona engel mi olacaksın?"

"Şerefim üzerine yemin ederim, kardeşim, söylediklerin hiçbiri doğru değil: şeytan da yok, cehennem de. Ruhun bedeninden daha çabuk ölecek: artık bir şeyden korkmana gerek yok!"

Cambaz tereddütle ona bakıyordu. "Eğer doğru söylüyorsan, ölürsem kaybedecek bir şeyim olmayacak. Öyleyse dayak ve kıt yemekle dans etmesini öğrenmiş bir ayıdan farkım yok."

"Hayır, sen tehlikeyi meslek edindin, bunun hor görülecek bir yanı yok. Şimdi de mesleğinden dolayı yok oluyorsun: bu nedenle seni kendi ellerimle gömeceğim."

Zerdüşt bunları söyledikten sonra, ölmekte olan başka bir şey söylemedi. Yalnız Zerdüşt'ün elini teşekkür etmek için aramıştı.

[Bearbeitet am 2016-11-05 03:55 GMT]
Collapse


 

Haluk Erkan  Identity Verified
Turkey
Local time: 07:21
Member (2011)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
Zerdüşt Nov 10, 2016

7.

Bu arada akşam olmuş, pazaryeri karanlığa bürünmüştü: insanlar dağılmaya başlamıştı: merak da dehşet de artık yorgun düşmüştü.

Fakat Zerdüşt yere, ölünün yanına oturmuş ve düşüncelere dalmıştı: böylece zamanı unutmuştu. Nihayet gece olunca soğuk bir rüzgâr esti yalnız kalanların üzerine. Zerdüşt yerinden kalktı ve kalbine seslendi:

Gerçekten, Zerdüşt iyi bir av yakaladı bugün! İnsan değil ama bir öl
... See more
7.

Bu arada akşam olmuş, pazaryeri karanlığa bürünmüştü: insanlar dağılmaya başlamıştı: merak da dehşet de artık yorgun düşmüştü.

Fakat Zerdüşt yere, ölünün yanına oturmuş ve düşüncelere dalmıştı: böylece zamanı unutmuştu. Nihayet gece olunca soğuk bir rüzgâr esti yalnız kalanların üzerine. Zerdüşt yerinden kalktı ve kalbine seslendi:

Gerçekten, Zerdüşt iyi bir av yakaladı bugün! İnsan değil ama bir ölüyü yakaladı! İnsanın varoluşu ne kadar tuhaf ve anlamsız: bir şaklaban bile felaketi olabiliyor.

Ben insanlara hayatın anlamını öğretmek istiyorum: hayatın anlamı üstün insandır, o siyah bir bulut olan insanlardan gelen şimşektir.

Fakat ben onlara hâlâ daha uzağım ve benim duyularım onların duyularına hitap etmiyor. İnsanların orta yoluyum, soytarıyla ölü arası.

Gece, Zerdüşt'ün yolları gibi karanlık.

Gel benim soğuk, kazık gibi olmuş arkadaşım! Seni ellerimle gömeceğim yere götüreyim.
Collapse


 

Haluk Erkan  Identity Verified
Turkey
Local time: 07:21
Member (2011)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
Zerdüşt Nov 21, 2016

8.

Zerdüşt bunları kalbine söyledikten sonra cesedi sırtladı ve yola koyuldu. Daha yüz adım bile gitmeden biri yanına yanaşıp, kulağına bir şeyler fısıldamaya başlamıştı. Bak sen hele, bu kuledeki şaklabanın ta kendisiydi.

"Git bu şehirden, ey Zerdüşt! Herkes senden nefret ediyor. İyiler de nefret ediyor, kötüler de. Sana ‘düşman, hor gören’ diyorlar; kadim dine inanlar senden nefret ediyor, toplum için tehlikeli diyorlar. Bugün sana
... See more
8.

Zerdüşt bunları kalbine söyledikten sonra cesedi sırtladı ve yola koyuldu. Daha yüz adım bile gitmeden biri yanına yanaşıp, kulağına bir şeyler fısıldamaya başlamıştı. Bak sen hele, bu kuledeki şaklabanın ta kendisiydi.

"Git bu şehirden, ey Zerdüşt! Herkes senden nefret ediyor. İyiler de nefret ediyor, kötüler de. Sana ‘düşman, hor gören’ diyorlar; kadim dine inanlar senden nefret ediyor, toplum için tehlikeli diyorlar. Bugün sana güldükleri için şanslı sayılırsın: ve gerçekten, tıpkı bir şaklaban gibi konuştun.

Bu ölü köpeğin yanına gittiğin için şanslı sayılırsın; kendini bu sayede aşağıladığın için bugünlük paçayı kurtardın. Fakat en iyisi sen bu şehri terk et, uzaklara git - yoksa yarın senin üzerinden de bir ceset gibi atlarım", der demez adam ortalıktan kaybolmuştu. Zerdüşt karanlık sokaklarda yoluna devam etti.

Şehrin kapısında mezar kazıcılarıyla karşılaştı: meşaleyle yüzünü aydınlattılar. Zerdüşt'ü tanır tanımaz başladılar dalga geçmeye.

"Zerdüşt ölü köpeği taşıyor. Aferin, bak Zerdüşt artık mezar kazıcısı olmuş! Biz ellerimizi bu yanık leş ile kirletmeyiz. Yoksa Zerdüşt şeytanın lokmasını mı çalmak istiyor? Hadi o zaman! Afiyet olsun! Eğer şeytan Zerdüşt'ten daha iyi bir hırsız değilse! O ikisini de çalar, ikisini de yalayıp yutar!" Kahkahalarla gülerek, kafa kafaya vermişlerdi. Zerdüşt tek bir kelime bile etmedi.

İki saat boyunca ormanların, bataklıkların etrafında yürüdükten sonra kurtların açlıktan uluduklarını duydu, kendisinin de karnı acıkmıştı. Etrafta ışığı yanan tek evin önünde durdu.

"Açlık bana bir haydut gibi saldırdı", dedi Zerdüşt. Ormanda, bataklıklarda, gecenin bir yarısında açlık beni sarar. Tuhaf halleri var açlığımın. Genellikle yemek yedikten sonra gelir, fakat bugün hiç gelmedi: nerede kalmıştı acaba? Bu düşüncelerle Zerdüşt evin kapısını çaldı.

Elinde ışıkla yaşlı bir adam çıktı ve sordu: "Bana ve de kötü uykuma kim çıka gelmiş?"

"Bir canlıyla bir ölü" der Zerdüşt. “Bana yiyecek, içecek ver; gün boyu karnımı doyurmayı unutmuşum. Kim aç olanı doyurur, o kendi ruhuna can katar: böyle der bilgeler.”

Yaşlı adam içeriye girmiş, az sonra geri gelmişti. Zerdüşt'e ekmek ve şarap verdi: "Açlar için berbat bir yer burası, ben o nedenle burada oturuyorum. İnsanlar, hayvanlar hep bana gelir, ben tek başıma yaşarım. Yoldaşına da yiyecek içecek ver, o senden daha yorgun görünür.”

Zerdüşt cevap verir: "Yoldaşım öldü, onu ikna etmek kolay olmayacak."

"Beni ilgilendirmez" der yaşlı huysuz adam. "Kapımı çalan verdiklerimi yemeli. Yiyin ve rahatınıza bakın!”

Yıldızların ışıklarına güvenerek Zerdüşt iki saat daha yürüdü: gece vakti yürümeye alışıktı, uyuyanların suratlarına bakmayı seviyordu. Şafak sökerken kendini derin bir ormanda buldu, etrafta görür bir yol yoktu. Kurtlardan korumak amacıyla ölüyü bir ağacın kovuğuna koyduktan sonra kendisini yerdeki yosunların üzerine bıraktı. Kısa bir süre sonra yorgun bedeni, sakin ruhuyla uyuya kalmıştı.



[Bearbeitet am 2016-11-21 15:24 GMT]
Collapse


 

Haluk Erkan  Identity Verified
Turkey
Local time: 07:21
Member (2011)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
Zerdüşt Nov 28, 2016

9.

Uzun uzun uymuştu Zerdüşt. Sabahın kızıllığı, öğle öncesi de yüzünden akıp gitmişti. Nihayet gözlerini açtı: hayretle ormana, sessizliğe baktı; hayretle kalbine baktı. Sonra, birden karayı gören denizci gibi hızla ayağa kalktı: çünkü yeni bir gerçek keşfetmişti. Ve öylece kalbine seslendi:

“İçimde bir ışık yandı: Yoldaşlara ihtiyacım var benim, hayatta olanlara - istediğim yere taşıdığım ölü yoldaşlara, cesetlere d
... See more
9.

Uzun uzun uymuştu Zerdüşt. Sabahın kızıllığı, öğle öncesi de yüzünden akıp gitmişti. Nihayet gözlerini açtı: hayretle ormana, sessizliğe baktı; hayretle kalbine baktı. Sonra, birden karayı gören denizci gibi hızla ayağa kalktı: çünkü yeni bir gerçek keşfetmişti. Ve öylece kalbine seslendi:

“İçimde bir ışık yandı: Yoldaşlara ihtiyacım var benim, hayatta olanlara - istediğim yere taşıdığım ölü yoldaşlara, cesetlere değil. Hayatta olan yoldaşlara ihtiyacım var, peşimden gelmek istedikleri için beni takip eden ve ben nereye istersem oraya giden yoldaşlara ihtiyacım var. Beynimde bir ışık yandı. Halka seslenme, yoldaşlara seslen! Zerdüşt sürünün çobanı ve köpeği olmamalı! Ben insanları sürüden uzaklaştırmak için geldim! Halk ve sürü bana kızmalı: çobanların gözünde, Zerdüşt bir haydut olmalı.

Ben onlara çoban diyorum, fakat onlar kendilerine ‘iyi ve adil’ der. Ben onlara çoban diyorum: fakat onlar inançlı insanların gerçek inançlarını çalıyor. İyi ve adillere bakın hele! En çok kimden nefret ederler? Değer yargılarını yıkanlardan, haydutlardan: fakat bu insanlar çalışandır. İnançları bütün inananlarına bir bakın hele! En çok kimden nefret ederler? Değer yargılarını yıkanlardan, haydutlardan: fakat bu insanlar çalışandır.

Çalışan, yoldaş arar kendine; cesetleri, sürüleri, inanmışları aramaz. Çalışan, kendisiyle beraber çalışanı arar, yeni değer yargılarını yaratanları arar. Yoldaş arar çalışan kendine ve kendisiyle beraber hasat edenleri: çünkü her şey onda hasat edilmeye hazırdır. Yüz orağa ihtiyaç duyar: başakları eliyle yolarken kızar. Çalışan, orakları bilemesini bilen yoldaş arar. Onlara ‘yok edici’ diyecekler, ‘iyiyi ve kötüyü hor gören’ diyecekler. Fakat onlar hasat edendir ve kutlayandır. Zerdüşt kendisiyle beraber çalışanları arar, hasat edeni, kutlayanları arar: sürüyle, çobanla, cesetlerle ne işi olur ki!

Ve sen, benim ilk yoldaşım, kendine iyi bak! Seni bir ağacın kovuğuna gömerek kurtlardan korudum. Fakat şimdi ayrılma vakti geldi, artık zaman doldu. İki sabah kızıllığı arasında yeni bir gerçek buldum. Çoban olmayacağım, ölüleri gömen olmayacağım. Bir daha asla ve asla halka seslenmeyeceğim ve son defa da bir ölüyle konuştum.

Çalışanların, hasat edenlerin, kutlayanların yanına gideceğim: onlara gök kuşağını ve insanüstüne giden basamakları göstereceğim. Tek başına ve birlikte yaşayanlara şarkımı söyleyeceğim; sevinçle, daha önce duyulmamış şeylere kulağı açık olanların kalbine yükleneceğim.

Hedefime gideceğim; duraksayanların ve savsakların üzerinden atlayarak. Benim gidişim onların batışı olsun!”
Collapse


 

Haluk Erkan  Identity Verified
Turkey
Local time: 07:21
Member (2011)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
Zerdüşt Dec 10, 2016

10.

Zerdüşt bunları kalbine söylediğinde öğlen olmuştu: merakla göğe baktı – yükseklerde bir kuşun keskin çığlığını duymuştu.

Bak sen hele! Gökyüzünde bir kartal döne döne uçuyordu ve gagasında bir yılan vardı; ganimet değil, sanki bir yoldaşı idi: yılanı boynuna dolamıştı.

"Benim hayvanlarım!" dedi Zerdüşt ve kalben sevinmişti. "Güneşin altındaki en gururlu ve en akıllı iki hayvan – etrafı kolaçan etmey
... See more
10.

Zerdüşt bunları kalbine söylediğinde öğlen olmuştu: merakla göğe baktı – yükseklerde bir kuşun keskin çığlığını duymuştu.

Bak sen hele! Gökyüzünde bir kartal döne döne uçuyordu ve gagasında bir yılan vardı; ganimet değil, sanki bir yoldaşı idi: yılanı boynuna dolamıştı.

"Benim hayvanlarım!" dedi Zerdüşt ve kalben sevinmişti. "Güneşin altındaki en gururlu ve en akıllı iki hayvan – etrafı kolaçan etmeye çıkmışlar. Zerdüşt'ün hayatta olup olmadığına bakıyorlar. Gerçekten, ben hâlâ yaşıyor muyum? İnsanların yanında olmak, hayvanların yanında olmaktan, Zerdüşt'ün yollarından daha tehlikeli. Hayvanlarım bana rehber olsun!"

Zerdüşt bunları söyledikten sonra ihtiyar azizin dedikleri aklına geldi ve iç çekerek kalbine seslendi:

"Daha akıllı olmak istiyorum! Yılanım gibi kökten daha akıllı olsam! Fakat imkânsızı istiyorum: gururumdan, aklımla beraber gitmesini istiyorum. Ve eğer bir gün aklım beni terk ederse – ah, uçup gitmesini pek sever! – gururum da ahmaklığımla uçup gitsin!"

Böylece Zerdüşt'ün batışı başlar.
Collapse


 

Haluk Erkan  Identity Verified
Turkey
Local time: 07:21
Member (2011)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
Zerdüşt'ün Söylevleri Dec 24, 2016

Üç Dönüşüm Hakkında

Ruhun üç dönüşümünü size anlatayım: ruhun nasıl deveye, devenin nasıl aslana ve son olarak da aslanın nasıl çocuğa dönüştüğünü.

Derin saygıya sahip, güçlü, dayanıklı bir ruha birçok şey baskı yapar: o yine de, daha zorlu ve daha ağır olanı ister. “Ağır olan nedir?” diye sorar dayanıklı ruh, deve gibi diz çöker ve ağır bir yük ister. “Ey kahramanlar, en ağır nedir?” diye sorar dayanıklı ruh
... See more
Üç Dönüşüm Hakkında

Ruhun üç dönüşümünü size anlatayım: ruhun nasıl deveye, devenin nasıl aslana ve son olarak da aslanın nasıl çocuğa dönüştüğünü.

Derin saygıya sahip, güçlü, dayanıklı bir ruha birçok şey baskı yapar: o yine de, daha zorlu ve daha ağır olanı ister. “Ağır olan nedir?” diye sorar dayanıklı ruh, deve gibi diz çöker ve ağır bir yük ister. “Ey kahramanlar, en ağır nedir?” diye sorar dayanıklı ruh, neyse onu alayım ve gücümle gurur duyayım.

Bu, gururun canını yakması için kendisini aşağılaması değil midir? Aklınla dalga geçmek için aptallığını göstermesi değil midir? Yoksa bu mudur: tam kazanırken bir şeyden vazgeçmek midir? Deneyeni denemek için yüksek dağlara çıkmak mıdır? Yoksa bu mudur: gerçek adına, bilginin, palamut ve otlarından beslenerek ruhun aç kalması mıdır? Yoksa bu mudur: hasta olunca seni teselli etmek isteyenleri evlerine göndermek ve senin isteklerini duymayan kumrularla arkadaş olmak mıdır? Yoksa bu mudur: gerçek denizinde, soğuk ve sıcak kurbağaları başından def etmeden pis sulara girmek midir? Yoksa bu mudur: bizden nefret edenleri sevmek ve korkularımıza elimizi uzatmak mıdır?

Bütün bunların hepsini dayanıklı ruh yüklenir: yüküyle çölde koşan bir deve gibi, o da kendi çölüne koşar.

Fakat en tenha çölde ikinci dönüşüm başlar: ruh burada aslana dönüşür, özgürlük avına çıkar ve kendi çölünün hâkimi olmak ister. Son efendisini burada arar: onun ve son tanrının düşmanı olmak ister, dev ejderle yaptığı savaşı kazanmak ister. Ruhun, efendi ve tanrı olarak reddettiği dev ejderin adı nedir? Dev ejderin adı "yapmalısın"dır.

Fakat aslanın ruhu der ki "istiyorum".

Altın gibi parlayan pullu bir hayvan gibi "Yapmalısın!" onun yolunu keser ve her bir pulu altın harflerle "Yapmalısın!" diye parlar. Binlerce yıllık değerler bu pullarda parlar ve ejderlerin en güçlüsü seslenir: "Bütün her şeyin değeri bende parlar. Bütün değerler çoktan yaratıldı ve yaratılan tüm değerler benim. Gerçekten, 'Ben istiyorum' diye bir şey artık olmamalı!"

Kardeşlerim, aslanın ruhunun neye ihtiyacı var? Özverili ve derin saygı duyan bu dayanıklı hayvana ne yetmez? Yeni değerler yaratmak - bunu aslan da yapamaz: aslanın gücü, yeni bir yaratıcılık için özgürlük yaratmaya yeter. Özgürlük yaratmak ve yükümlülüklere kutsal bir hayır demek: bunun için, kardeşlerim, aslana gerek vardır. Yeni değerleri yaratma hakkını almak - bu dayanıklı ve derin saygılı ruh için en kötü almaktır. Gerçekten, onun için gasp etmek, vahşi bir hayvanın işidir.

Bir zamanlar en kutsalı olarak "yapmalısın"ı sevmişti: aşkından özgürlük çalarak şimdi de en kutsalında delilik ve zorbalık bulacak: bu gasp etmek için aslana gerek var.

Fakat söyleyin bana kardeşlerim, aslanın bile yapamadığı, çocuğun yaptığı şey nedir? Aslan, neden gasp eden çocuğa dönüşsün? Çocuk, masumiyet ve unutmaktır, yeni bir başlangıç, bir oyun, kendiliğinden dönen bir tekerlek, ilk hareket ve kutsal bir ‘evet’tir. Yaratıcılık oyununa evet demek için, kardeşlerim kutsal bir evet gerekir: artık ruh kendi iradesini ister, yitip giden dünyasını yeniden kazanır.

Ruhun üç dönüşümünü size anlattım: ruhun nasıl deveye, devenin nasıl aslana ve son olarak da aslanın nasıl çocuğa dönüştüğünü.
--
İşte böyle konuştu Zerdüşt. Ve o zamanlar şehirde kalıyordu, şehrin adı: Alaca İnek idi.
Collapse


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 07:21
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
Yoğun karlı kış Dec 27, 2016

Tam bir haftadır yağan 1 metrelik kar
Sokaklarda tepsileri kızak yapıp eğlenen çocuklar
Okullarda kar tatili 1 haftaya basmak üzere...

Sobanın üstünde düdüklüde kaynayan mercimek çorbası
Uyduda Tibetlilerin yaşantısını anlatan Arte dizisi

Kediler, kediler...
Penceremden gözetliyorum 1 metrelik karın yer yer 2-3 metre yığıntısı var
Kediler, bıyıklı güzeller, nasıl da alışıverdiler kara!

Yüzerek
... See more
Tam bir haftadır yağan 1 metrelik kar
Sokaklarda tepsileri kızak yapıp eğlenen çocuklar
Okullarda kar tatili 1 haftaya basmak üzere...

Sobanın üstünde düdüklüde kaynayan mercimek çorbası
Uyduda Tibetlilerin yaşantısını anlatan Arte dizisi

Kediler, kediler...
Penceremden gözetliyorum 1 metrelik karın yer yer 2-3 metre yığıntısı var
Kediler, bıyıklı güzeller, nasıl da alışıverdiler kara!

Yüzerek, dalarak, uçarak karda manevra ustası oldular ya bir haftada!
Oyunlarına, kartopu oynamak da katıldı kediciklerin
Çişlerini kara gömecek kadar da pratikler haa!

Yaşama sevinci,
Bu toros şehrinde en çok kuşlara, serçelere, güvercinlere endişeleniyorum bu kış
Tam eski zaman kışları gibi oldu. Kimbilir köylerde nasıldır bu karlı kış.
Yine tuzak kuruyorlar mıdır ki yumurcaklar yaşlılara, oyarak kar yığınlarını?

Balkona; ekmek, bulgur koymayı ihmal etmiyorum
Kuşlar balkona sıçar da kirlenir diye kurnazlık yapanlara
Kurnazlığı bırak, kuşların açlığını aklına bile getirmeyenlere
Yine dümdüz gidiyorum ana-avrat.

Biliyorum, ağzım bozuktur
Ama dostlar; inanın mecbur bırakılmasam sövmem etmem kimseciklere
Söğdürüyorlar işte!

Bencilleştik, şehir hayatı dediler bencilleştik
Metropoldür dediler, kimse kimseyi tanımaz selam vermez oldu
Şu toros ilininin şehir merkezinde bile ürperten şeyler oluyor!

Komşu kadın, anahtarı kapıda unutmuş
Kedilere ciğer götürürken zilini çaldım, irkilerek açtı
Anahtarı sokulu unutmuşsunuz dışarda dedim
Bi sağol bile dedi mi demedi mi hatırlamıyorum
Kapıyı açmasıyla, ne vardı demesiyle, anahtarı almasıyla, anahtarı kapısının arkasına sokmasıyla
Şırank şırank, tak- tak sürgüleyip çevirmesi 5 saniye ya sürdü ya sürmedi !
Korku ve güvensizlik tüccarlığı yapan çelik kapı endüstrisi bayağı seriymiş !
Takdir ettim !

Neden korktu sizce?
Benden korktu.
Niye korktu?
Çünkü yeni taşındılar bu apartmana
Apartmanın avratları yetiştirdiler hemen
Bu Atlan var ya bu Atlan, delidir dediler...

Tarihteki, günümüzdeki üstat delileri şimdi daha iyi anlıyorum
Damgalanmak, hele hele deli diye damgalanmak zormuş.

Halbuki deliliklerimin onda dokuzu toplum yararına yaptığım delilikler
Onda biri de bağırma çağırma, ana avrat düz gitme, o da hakedene
Anladım, toplum bağırandan-sövenden, kendi gibi olmayandan korkuyor.
Beni gizli olarak sevdiklerini de hissediyorum ama. Bööööööööö

Dün çocuklar karşı apartmana doğru kartopunu en yükseğe kim atar oyunu çıkardılar
Versiyon-Sürüm 1:0
Çok sevdim bu oyunu, ama oynayamıyorum işte bizden geçti gayrı.

Sibirya tipi korunganlı barınak yapıyorlar yolun kenarına kaç gündür
Çok güzel, sordum televizyondan görmüşlermiş, gerçeğini yaptılar, girip oturuyorlar içine..

Kar güzel
Kediler, köpekler, kuşlar aç kalmasın ama
Garipler donmasın evlerinde
Kombiyi çekinmeden kökleyebilsin insanlar kışın
Özellikle de sert kışlı yerlerde

Şunları karalayıvereyim dedim
Sanatsal olmadı biliyorum
Esin hanım-ilham bey karla geldiler demin.

Karı özleyen dostlarım kusura bakmasın
Sevgiler.
Collapse


 
Pages in topic:   < [1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12] >


To report site rules violations or get help, contact a site moderator:


You can also contact site staff by submitting a support request »

Çevirmenin Edebiyat Köşesi

Advanced search







Anycount & Translation Office 3000
Translation Office 3000

Translation Office 3000 is an advanced accounting tool for freelance translators and small agencies. TO3000 easily and seamlessly integrates with the business life of professional freelance translators.

More info »
Déjà Vu X3
Try it, Love it

Find out why Déjà Vu is today the most flexible, customizable and user-friendly tool on the market. See the brand new features in action: *Completely redesigned user interface *Live Preview *Inline spell checking *Inline

More info »



Forums
  • All of ProZ.com
  • Term search
  • Jobs
  • Forums
  • Multiple search