Pages in topic:   < [1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12] >
Off topic: Çevirmenin Edebiyat Köşesi
Thread poster: Haluk Erkan

Haluk Erkan  Identity Verified
Turkey
Local time: 10:30
Member (2011)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
Ludwig Karl Friedrich Detroit kimdir? Jan 18, 2016

1827 yılında Almanya’nın Magdeburg şehrinde Ludwig Karl Friedrich Detroit adında bir erkek çocuğu dünyaya gözlerini açar. Gözlerini açtığı evde annesi ve babası sürekli kavga etmektedir. Karl Detroit’in bu durumdan etkilenmemesini isteyen yakınları onu bir yetimhaneye verir. Annesi babası olmasına rağmen, Karl Detroit bir yetimhanede büyür.

12 yaşına geldiğinde bir gece bütün arkadaşları uyurken, çarşafları birbirine düğümleyerek camdan aşa
... See more
1827 yılında Almanya’nın Magdeburg şehrinde Ludwig Karl Friedrich Detroit adında bir erkek çocuğu dünyaya gözlerini açar. Gözlerini açtığı evde annesi ve babası sürekli kavga etmektedir. Karl Detroit’in bu durumdan etkilenmemesini isteyen yakınları onu bir yetimhaneye verir. Annesi babası olmasına rağmen, Karl Detroit bir yetimhanede büyür.

12 yaşına geldiğinde bir gece bütün arkadaşları uyurken, çarşafları birbirine düğümleyerek camdan aşağı sarkıtır ve yetimhaneden kaçar. Kaçtığı şehir Hamburg'dur. Küçük Karl büyük bir liman kenti olan Hamburg'da bir gemide miço olarak iş bulur ve Magdeburg'un ardından Almanya'yı da buradan terk eder. Miço olarak iş bulduğu bu gemi 3-4 ay Akdeniz'de dolaştıktan sonra bir ilkbahar günü İstanbul'a giriş yapar. Gemi Kız Kulesi’nin yakınlarından geçerken Karl Detroit denize atlar ve Kız Kulesi’ne doğru yüzer. Yani gemiden de kaçar Karl. Kız Kulesi'ne kaçan çocuk yakalanır, o sıralar Osmanlı Devleti'nin önde gelen devlet adamlarından biri olan Mehmed Emin Âli Paşa'nın yanına götürülür. Mehmed Emin Âli Paşa aralarında Almanca'nın da bulunduğu 6 dil bilmektedir, devlet işlerinin yanı sıra şiirle de ilgilenmektedir. Bu çocuk kaçıp geldiyse bir derdi var diye düşünür ve çocukla konuşur:

"Söyle küçüğüm, neden kaçtın Almanya'dan?"
"Dayak vardı orada, bıktım kaçtım."
"Peki gemin birçok ülke gezerken bunu yapmadın da neden İstanbul'da kaçtın geminden?"
Karl Detroit Kız Kulesi'ni gösterir ve "Ben o kuleyi çok sevdim" der.

Bu sırada Almanlar çocuğu geri ister. Karl ise geri dönmek istemez, İstanbul'da kalmak ister. Mehmed Emin Âli Paşa da çocuğu çok sever, o da çocuğu göndermek istemez ve onu evlatlık olarak sahiplenir. "Artık benim oğlumsun" der. Karl Detroit artık bir Osmanlı evladıdır ve buna göre yetiştirilir. Adı Mehmed Ali olarak değişen çocuk büyümüş ve Paşa olmuştur.

1853 yılında Osmanlı ordusuna katılıp Kırım Savaşı'nda savaşır. 1865 yılında generalliğe (paşa) yükselir. 1878'de Aleksandros Karatodori Paşa ve Sadullah Paşa'yla birlikte Berlin Kongresi'nde imzalanan antlaşmada Osmanlı Devleti'ni temsil eden 3 kişiden biri de olur kendisi. Kongrenin kararlarından memnun olmayan Müslüman halkı yatıştırmak için Arnavutluk'a gönderilir. Kosova'nın Gjakova kasabasında ne yazık ki gericiler tarafından yolu kesilip linç edilerek öldürülür.

O çok sevdiği Kız Kulesi’ni bir daha göremeyecektir artık... Ardında 4 kız evlat bırakır Mehmed Ali Paşa. Bu evlatlardan biri olan Leyla Hanım'ın da bir kızı olur; Celile Hanım. Mehmed Ali Paşa'nın göremediği torunu Cecile Hanım ilk Türk ressamlardan biridir ve Celile Hanım'ın bir oğlu olur. Ve bu küçük bebek büyüyüp Nazım Hikmet adıyla Türk edebiyat tarihine geçecektir...
Collapse


 

Haluk Erkan  Identity Verified
Turkey
Local time: 10:30
Member (2011)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
Kırılgan Jan 21, 2016

Kırılgan bir çocuğum ben
Yüreğim cam kırığı
Bütün duygulardan önce öğrendim ayrılığı
Saldırgan diyorlar bana
Oysa kırılganım ben
Gözyaşlarım mücevher
Saklıyorum herkesten
Ürküyorlar gözümdeki ateşten
Ürküyorlar dilimdeki zehirden
Ürküyorlar o dur durak bilmeyen
gözükara cesaretimden
Diyorlar: Bir yanı sarp bir uçurum
Bir yanı çığ dağ doruğu
Oysa ben böyle yapmasam
... See more
Kırılgan bir çocuğum ben
Yüreğim cam kırığı
Bütün duygulardan önce öğrendim ayrılığı
Saldırgan diyorlar bana
Oysa kırılganım ben
Gözyaşlarım mücevher
Saklıyorum herkesten
Ürküyorlar gözümdeki ateşten
Ürküyorlar dilimdeki zehirden
Ürküyorlar o dur durak bilmeyen
gözükara cesaretimden
Diyorlar: Bir yanı sarp bir uçurum
Bir yanı çığ dağ doruğu
Oysa ben böyle yapmasam
Nasıl korurum içimdeki çocuğu?
Bir yanım çılgın nar ağacı
Bir yanım buz sarayı

Murathan Mungan
Collapse


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 10:30
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
Mustafa Kemal Jan 22, 2016

Sevilecek adamsın
Sayılacak ADAMSIN
Yaptıklarına, ettiklerine baktım da gene
Şu dil devrimin bile dünyaya bedel

Adam yerine koydun Anadolu'yu
Türkçeyi çok sevdin
Türkü çağırdın bizlerle Anadolu yaylasında
Elinde tebeşir, karşında biz.
Elinde kaşık sofrada kuru fasulye-pilav
Ben de çok severim.

Aslında buraya bin dize yazarım hakkında

Hastayım Atatürk'e.

Sevgilerimle Atam.


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 10:30
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
Gösterişli Dünya Feb 1, 2016

(Dünya kadar malın olacağına…)
Bülent’cim evi yeniledin, tavanın, kapın, sundurman çok gözel olmuş
İsmail’cim araban süper olmasa bile ayağını yerden kestin afferim
(Ulen hergele Şahin görünümlü Doğan’ınla bide bana hava atıyon ya
Ölüyorum gülmekten)
Motorsikletin yağmurda yatıyor, yatsın boşver yazın binersin
Saide senin evin de rekor kırıyor, kapısı süper, parkeler pelit
Emine hanımcım perdeler konuşuyor,
... See more
(Dünya kadar malın olacağına…)
Bülent’cim evi yeniledin, tavanın, kapın, sundurman çok gözel olmuş
İsmail’cim araban süper olmasa bile ayağını yerden kestin afferim
(Ulen hergele Şahin görünümlü Doğan’ınla bide bana hava atıyon ya
Ölüyorum gülmekten)
Motorsikletin yağmurda yatıyor, yatsın boşver yazın binersin
Saide senin evin de rekor kırıyor, kapısı süper, parkeler pelit
Emine hanımcım perdeler konuşuyor, kaçınıcı bunlar
Ya Semra? Semra’nım da yeniledi çoktan evi
Ya Cennet? İç kapılar onda da Amerikan olmuş kompile
Nuray? Nuray zaten apartımanın bayanbaşı, moderinleştirmede öncü
Benim Emmioğlu da balkonu genişletememiş, geçen canı sıkkındı
(Amma kapıyı yenilemiş borç harç)

Acırım acırım, kocalarına acırım, çoğu asgari ücretli
Sabah 5,30-6 gibi fabrika servislerine binerler
Acırım acırım gül gibi çocuklara acırım.
Çocuklara internet yasak, bilgisayar olsa da olur olmasa da.
Üstümde yük kalmasın diye kütüphaneyi öğretmiştim bir yaz
Giden-gelen yok oraya da herhal.
Kedilere dokunmaları da yasakmış çocukların, hastalık bulaşırmış.
(Yahu arkadaş biz hayvanlara ne zaman yabancılaştık bu kadar)

Çocuklar, çocuklar
Gösterişe kurban edilen canlar

Eğitimciler de aynı tas aynı hamam
Arkadaş; bu devirde takdir-teşekkür!
Herşey göz boyamak için vesselam

Bu arada adamın birini uyardım:
“Kedileri öğrettim 2 arabanı da park edersen buraya
Çizecekler” dedim. O gün bu gündür tek arabasını park ediyor artık.

Biliyorum bu şiire benzemedi hiç, ama gerçek bir yazımsı oldu.
Collapse


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 10:30
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
Herşey insan için yalanı Feb 17, 2016

Hayvanları öldür sonra herşey insan için de çık
Beton üstüne beton kondur, herşey insan için de çık
Ağaçları kes, tarım alanı yap, herşey insan için de çık
Arıları kimyasallarla ağıla, öldür,
Sığırlara hormon ver, herşey insan için de, ye
30 günde tavuk büyüt, kes, yedir
Çocuklarımız da çok sağlıklı oluyor de, uyu
Suyu kirlet, yeraltı sularını savura savura püskürt pancarlara
Şekersiz, nutellasız y
... See more
Hayvanları öldür sonra herşey insan için de çık
Beton üstüne beton kondur, herşey insan için de çık
Ağaçları kes, tarım alanı yap, herşey insan için de çık
Arıları kimyasallarla ağıla, öldür,
Sığırlara hormon ver, herşey insan için de, ye
30 günde tavuk büyüt, kes, yedir
Çocuklarımız da çok sağlıklı oluyor de, uyu
Suyu kirlet, yeraltı sularını savura savura püskürt pancarlara
Şekersiz, nutellasız yemiyor çocuklar de

Bangladeşte 1 avroya tişört ürettir, getir Alamanya'da sat
Hümanistim de, sığınmacılar Köln garında taciz ettiler kadınlarımızı de
Dev aynası koy, büyüt abart, savaştan kaçanları ikinci sınıf insan yapıver anında
Herşey insan için, herşey insan için herşey insan için...
Emin misin Musti öyle olduğuna?

Çevreyi kirlet, dumana, egzos gazına boğ, havanı da atıver şööle bi arabanla
Kaç kişiyiz bu gezegende? 6 milyar küsür mü?

Bak üstelik çocuk da getirmişsin şu kirlettiğin gezegene..
Mutlu-mesut yaşayacaklar sanıyorsun değil mi Helga, Ayşe, İzaskun, Linda?
Acaba? Yaşayabilecekler mi?

Akıllı telefonun modelini de değiştiri değiştiriver
Bak Ayfon bilmem kaç da çıkmış gız Huriye duydun muuu?
Telefonlarda kullanılan ender metaller için ne canlar, ne güzellikler harap oluyor haberiniz var mı?
Boşverin olmasa da olur haberiniz.

Tek taş pırlanta diye tutturuyorlar ya hacıyı.. Hee işte o taşlar için ne canlar düşüyor çukurlara...
Nükleer enerji?
Dört tarafı deniz-yelimiz bol yani, tepemizde güneş, ortasında Anadolu yaylası
Getirin getirin nükleeri de getirin, yoksa kediler kısır kalır.
Kediler dedim de... Hiç umurunuzda olmadı zaten, sürüp öldürüyorsunuz arabalarınızla.
Daha demin gitti bıyıklı güzelin biri, akşam toprağa vereceğim parkta.

Herşey insan için öyle mi?
Herşey memeliler için bari olsaydı keşke
Kediler memeli, inekler memeli, insan memeli... Me-meli bicikli yani.

"Herşey insan için"
İşte bu yalan öldürüyor beni.




[Edited at 2016-02-17 14:13 GMT]
Collapse


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 10:30
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
Yazarak, edebiyattan, romandan para kazanılabilir mi? Feb 18, 2016

Yıllar önce yine bu sayfalarda bu konuya karınca kararınca değindiğimi anımsıyorum. Pek çok insan bu siteye uğramış, kaydolmuş, bırakmış, başka iş tutmuş, çevirmeye devam etmiş... Çeşit çeşit insanlarız. Aramızda kitap-roman-öykü yazan arkadaşlarımızın olduğunu da biliyorum. Kitap çevirilerine yoğunlaşanlar da azımsanamayacak sayıda. Bilindiği üzere Türkiye'de bazı tiraj sorunları var öteden beri yaşanagelen. Adınız duyuluncaya kadar, kimbilir kaç... See more
Yıllar önce yine bu sayfalarda bu konuya karınca kararınca değindiğimi anımsıyorum. Pek çok insan bu siteye uğramış, kaydolmuş, bırakmış, başka iş tutmuş, çevirmeye devam etmiş... Çeşit çeşit insanlarız. Aramızda kitap-roman-öykü yazan arkadaşlarımızın olduğunu da biliyorum. Kitap çevirilerine yoğunlaşanlar da azımsanamayacak sayıda. Bilindiği üzere Türkiye'de bazı tiraj sorunları var öteden beri yaşanagelen. Adınız duyuluncaya kadar, kimbilir kaç kitaptan sonra -o da olursa-...

Ne yazık ki artık edebi eserler de ticari kaygılarla, planlamalarla, projelerle filan yol alıyor.

Avrupa piyasası olabilir, başka yerlerin kitap piyasaları olabilir, şu dil-bu dil olabilir. Hedef ülke/dil pazarlarına ilginç gelebilecek kitapların yazılabileceğini düşünüyorum. Yurtdışı sağlam yayınevleri ile iletişime geçi. geçile. ge. ge geçilebilmeli. Ne mutlu bunu başaranlara.

Her işte olduğu gibi pazarlama, edebi yapıtlarda da önemli.

Düş görmüş de olabilirim.
Collapse


 

Haluk Erkan  Identity Verified
Turkey
Local time: 10:30
Member (2011)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
duvardan Feb 20, 2016

Azla avunmaya alıştık
Ne yapalım paramız yoksa
Şarabımız bitince yağmura çıkarız
Kim güzelleşmiyor öpüşünce?


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 10:30
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
Kuzgunlu Çay Partisi Feb 22, 2016

Kirazlı Kek Partisi, Yumurtalı Pastırma Partisi, Amerikan Çay Partisi
Bavyera Futbol Partisi, Vesfalya Közde Bıldırcın Partisi, Konya Etliekmek Partisi
İzmir Kumru Partisi, Rusya Borç Partisi

Maşallah, maşallah
Kimbilir daha ne partiler var şu dünyada
Siyaset zor iş arkadaş vallağa bak!
Gençliğimde denedim, gördüm, anladım…
Ki benden bi cacık siyasetçi olmayacak,
Kaçtım partinin birinden
Korkmuştum o zama
... See more
Kirazlı Kek Partisi, Yumurtalı Pastırma Partisi, Amerikan Çay Partisi
Bavyera Futbol Partisi, Vesfalya Közde Bıldırcın Partisi, Konya Etliekmek Partisi
İzmir Kumru Partisi, Rusya Borç Partisi

Maşallah, maşallah
Kimbilir daha ne partiler var şu dünyada
Siyaset zor iş arkadaş vallağa bak!
Gençliğimde denedim, gördüm, anladım…
Ki benden bi cacık siyasetçi olmayacak,
Kaçtım partinin birinden
Korkmuştum o zamanki siyasetçi modellerinden.

Kolay mı siyaset, politika, avazın çıktığı kadar palavra (İspanyolcası yani)

Ermeneğe uluslararası havaalanı
Tunceliye Guggenheim müzesi
İzmire, Egeye doğru herkese birer yapay ada
İstanbula 775 bin 423 kişilik ultra stadyum
Trabzona, deniz dolgu modelli yeni bir Çukurova

… Vaadedecektim!

Edemeyeceğimi anladım.
Yoksa, karizmatik Atlan reistim. İstikbalim parlaktı be
Şimdi mutluyum, çevire çevire palavrasız (İspanyolcası yani) yaşıyorum.
Collapse


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 10:30
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
Madem başladık şiire, eski bir şiirimi de buraya alayım, dursun köşede Feb 22, 2016

İlk yayım: 26 Ağustos 2009 Proz.com

________________________________________________________________________
yürüyüş güzergahımda gündelikçi pazarı var... (tüm emekçilere, gündelikçilere, kendime)
_________________________________________________________________________

her geçişimde içim bir tuhaf olur oradan. oturup birkaç söz etmek isterim bazen ama tam yaklaşırken, tam bir anadolu muhabbeti kurayım dertleşelim biraz derken.. yapa
... See more
İlk yayım: 26 Ağustos 2009 Proz.com

________________________________________________________________________
yürüyüş güzergahımda gündelikçi pazarı var... (tüm emekçilere, gündelikçilere, kendime)
_________________________________________________________________________

her geçişimde içim bir tuhaf olur oradan. oturup birkaç söz etmek isterim bazen ama tam yaklaşırken, tam bir anadolu muhabbeti kurayım dertleşelim biraz derken.. yapamam
halbuki bana bakışları ne kadar da umutlu, ne kadarda ışığı arayan gözler onlar.

kusura bakmayın arkadaşlar, keşke yenilenecek evim, sürülecek tarlam, çekilecek kömürüm olsa da beraber çeksek. ama yok. çok şey var size söyleyemediğim, benim de sigortam yok çoğunuz gibi. hayat işte...

neyse hav-havımla hızla geçtim oradan köprüden ataköye doğru...
Collapse


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 10:30
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
Moderin-geleneksel uydurmasyon Osmanlıca denemesi... (Düşsel 2016) Mar 19, 2016

Halksız Edebiyat - Halksız Tıp Dili

Vereinbarungen-i bilmuestatül izolasyon-ül keyfiyye
Agreement-ül vukabül tehtişerriyye-i talmihlal dedi

Şü günün adem-ül alemi olmak turistik seyahat-ül berpası dedi
Ol cihanda lalezar-ü lebbeyn-el beynelminel deyu şah-ı şirpence-i revan-el ravuk buldu

Şiddet-ül arz-ı kemeyrü vebül mubarek-i kevser-ül bağban-ı derya dedü.
Ol misafir-ü gastgeber idü, amma kor
... See more
Halksız Edebiyat - Halksız Tıp Dili

Vereinbarungen-i bilmuestatül izolasyon-ül keyfiyye
Agreement-ül vukabül tehtişerriyye-i talmihlal dedi

Şü günün adem-ül alemi olmak turistik seyahat-ül berpası dedi
Ol cihanda lalezar-ü lebbeyn-el beynelminel deyu şah-ı şirpence-i revan-el ravuk buldu

Şiddet-ül arz-ı kemeyrü vebül mubarek-i kevser-ül bağban-ı derya dedü.
Ol misafir-ü gastgeber idü, amma korner, out, panalty in, basketball, footbol, voleybol out idi.

Memleketeyn-i Nemçe, dilmaçer-ü dolmetscher idü.. Amma velakin terceme-i hali müthiş idü.

İsm-i memleketü Lehistan idü.

Mütehassıs-ül azam el Enderuni Serkemşah Dilruba Sultan idü

Papa, papa sags du. Falsch Davut. Papa Romada, baba Berlin-ül Nemçede...


Ne uydurukça sözler be..
Herifler uydura uydura bir hoş olmuşlar saraylarda, konaklarda aralıksız (mütemadiyen).
Edebiyat, şiir, (tazminatla birlikte yok tanzimatla birlikte roman) dar bir çevrenin uydurma aracı, şifreli konuşması olmuş çıkmışmış...
Halk nerede?
Anlayabiliyor muydu halk bunların divanda uydurduğu dili?

Halk anlamasa-okumasa da olurdu.
O zamanların devletluları eğlensin yeterdi..
Okullaşmayı da Büyük Friedrich mi kim başlatmıştı zaten Avrupa'da

İşte hala o açığı kapatmaya çalışıyoruz.
Yüzyıllarca (devlette-yönetimde-yazı dilinde) işletilmeyen Türkçenin acısını çekiyoruz.
Tanzimatla birlikte Fransiya'dan aşırdığımız sözcüklere gelemedim bile.
2. Dünya savaşı sonrasından-günümüze değin Amerigan-İngilis dilinden aşıradurduklarımıza bile değinmedim daha.

Bu arada Türkçe konuşan halk, edebiyatını da yarattı, yakımını da yaktı, türküsünü de çağırdı çağlar boyu.
Destanlarını, öykülerini dilden dile kulaktan kulağa aktardı.
Bana "Adnan" demeye dilleri hiç dönmedi, dönemezdi de...
Sağolsunlar; Atlan, Atlen, Aslan dediler!


___________________________
Bugünkü tıp dilimize armağan olsun.

[Edited at 2016-03-20 20:35 GMT]
Collapse


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 10:30
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
"... hayat bize" Mar 30, 2016

--Bilgisunardan buldum, buraya alıyorum--


...hayat bize
mutlu olma şansı
vermedi sevgili
biz kendimizden
başka herkesin
üzüntüsünü üzüntümüz,
acısını acımız yaptık
çünkü. Dünyanın öbür
ucunda hiç tanımadığımız
bir insanın göz yaşı bile
içimizi parçaladı. Kedilere
ağladık, kuşların yasını tuttuk...
Yüreğimizin zayıflığı kimi zaman hayat
... See more
--Bilgisunardan buldum, buraya alıyorum--


...hayat bize
mutlu olma şansı
vermedi sevgili
biz kendimizden
başka herkesin
üzüntüsünü üzüntümüz,
acısını acımız yaptık
çünkü. Dünyanın öbür
ucunda hiç tanımadığımız
bir insanın göz yaşı bile
içimizi parçaladı. Kedilere
ağladık, kuşların yasını tuttuk...
Yüreğimizin zayıflığı kimi zaman hayat
karşısında bizi zayıf yaptı. Aslında
ne güzel şeydir insanın insana yanması sevgili...
Ne güzeldir bilmediğin birinin derdine
üzülebilmek ve çare aramak. Ben bütün
hayatımda hep üzüldüm, hep yandım.
Yaşamak ne güzeldir be sevgili...Sevinerek,
severek, sevilerek, düşünerek... Ve o
vazgeçilmez sancılarını duyarak hayatın...

Yılmaz Güney

[Edited at 2016-03-30 06:59 GMT]
Collapse


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 10:30
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
Vedat Milor'a -Etliekmek öyle yenmez böyle yenir Apr 23, 2016

Karnım çok acıkmış bisiklet sürmekten.. Ne yesem ne içsem diye düşünürken gözüme kestirdiğim bir etliekmek fırınına yöneliyorum. İçerisi salaş bir yere benziyor. Gelenleri, gidenleri gözlüyorum, kimler yok ki; ev hanımı, işçi, memur, bisiklet tamircisi, sanayi ustası, okulu astıkları her hallerinden belli olan fidan gibi genç sevgililer. Bismillah deyip içeri adımımı atıyorum. Gıcıklık bu ya Trabzonlu ayaklarına yatıyorum. Hafif karadeniz şivesiyle etlie... See more
Karnım çok acıkmış bisiklet sürmekten.. Ne yesem ne içsem diye düşünürken gözüme kestirdiğim bir etliekmek fırınına yöneliyorum. İçerisi salaş bir yere benziyor. Gelenleri, gidenleri gözlüyorum, kimler yok ki; ev hanımı, işçi, memur, bisiklet tamircisi, sanayi ustası, okulu astıkları her hallerinden belli olan fidan gibi genç sevgililer. Bismillah deyip içeri adımımı atıyorum. Gıcıklık bu ya Trabzonlu ayaklarına yatıyorum. Hafif karadeniz şivesiyle etlietmek yapıyor musunuz diyorum. Tabiii, buyrun şöyle deyip yer gösteriyorlar...

Sıramı beklerken çaktırmadan nasıl bir etliekmek önüme konacağını da merak etmekteydim. 1,5 etliekmeğim geliyor..

-Çatal bıçak yok muydu diyorum; usta gülümsüyor, beyefendi elinizle yeyin ama parmaklarınıza dikkat edin diyor. Tabakta ayrıca fırında közlenmiş biber, maydonoz, domates filan var, bir de limon. Bilmemezlikten gelerek bu limon illa sıkılmalı mı etliekmeğe diye soruyorum...

-Ağbi bu yağını hafifletmek isteyenler için aslında diyor. Buralarda daha çok limon sıkmadan yenir ama biz yanında veriyoruz diyor... Yanına da şalgam suyu yerine ayran istiyorum.

Başlıyorum hüpleterek götürmeye. Etliekmekçi işini biliyor. İçini o anki siparişe göre anında hazırlıyor, önceden hazırlayıp bekletmek yok malzemesini. Bu çok güzel işte. O ne lezzet yarabbim, ne yenek bişey be şu cennetten çıkma yiyecek. Şappadak bitiriverdim, parmaklarımı da yiyecektim az kalsın...

Tatbilir (gurme) olmayan ben, buradaki lezzeti çok beğendim. Konya'ya yapacağım bir sonraki bisiklet yolculuğunda gene geleceğim buraya.



_______
Selamün aleyküm Vedat Ağabey



[Edited at 2016-04-23 01:23 GMT]
Collapse


 

Haluk Erkan  Identity Verified
Turkey
Local time: 10:30
Member (2011)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
Böyle Buyurdu Zerdüşt Jun 27, 2016

Otuzuna basınca memleketi, gölü terk edip dağa çıktı Zerdüşt. Yalnızlıktan, ruhunun sesini dinlemekten zevk aldı burada, on sene hiç bıkmadan. Nihayet ruh hali değişmişti ve bir sabah kızıllığında ayağa kalkarak güneşe döndü ve şöyle konuştu:

"Ey büyük yıldız! Aydınlatacak bir şey olmasaydı nice olurdu halin? On yıldır mağarama yükselip durursun: Eğer ben, kartalım ve yılanım burada olmasaydık her gün ışımaktan, bu yolu tepmekten b
... See more
Otuzuna basınca memleketi, gölü terk edip dağa çıktı Zerdüşt. Yalnızlıktan, ruhunun sesini dinlemekten zevk aldı burada, on sene hiç bıkmadan. Nihayet ruh hali değişmişti ve bir sabah kızıllığında ayağa kalkarak güneşe döndü ve şöyle konuştu:

"Ey büyük yıldız! Aydınlatacak bir şey olmasaydı nice olurdu halin? On yıldır mağarama yükselip durursun: Eğer ben, kartalım ve yılanım burada olmasaydık her gün ışımaktan, bu yolu tepmekten bıkıp usanırdın. Biz her sabah senin yolunu gözledik. Fazlalığını alarak seni kutsadık.

Bak! Fazla bal toplamış arı gibi ben de bilgeliğimden bıktım, bana doğru uzanacak ellere ihtiyacım var.

Bilge yaptığı budalalığa, fakir elindeki zenginliğe sevinene kadar onlara hediyeler ve ağızlarının payını vermek istiyorum. Bunu yapmak için aşağıya, köye inmem lazım. Aynı senin akşamları denizin ardına batarak ölüler diyarını aydınlattığın gibi, ey zenginlerden de zengin yıldız! Yanlarına gitmek istediğim insanların değişiyle ben de senin gibi batmalıyım.

En büyük mutluluklara bile kıskanmadan bakabilen ey rahat göz, kutsa beni!

Taşmak isteyen bu maşrapayı kutsa da altın renkli sular aksın, senin bitmek tükenmek bilmeyen o mutluluk parıltılarını her yere taşısın!

Bak! Bu maşrapa yine boşalmak ve Zerdüşt de yine insan olmak istiyor."

Zerdüşt’ün batışı böyle başlar.

Haluk Erkan, 2016
----------------------------------------------------------------------------

Als Zarathustra dreißig Jahr alt war, verließ er seine Heimat und den See seiner Heimat und ging in das Gebirge. Hier genoss er seines Geistes und seiner Einsamkeit und wurde dessen zehn Jahr nicht müde. Endlich aber verwandelte sich sein Herz, und eines Morgens stand er mit der Morgenröte auf, trat vor die Sonne hin und sprach zu ihr also:

»Du großes Gestirn! Was wäre dein Glück, wenn du nicht die hättest, welchen du leuchtest! Zehn Jahre kamst du hier herauf zu meiner Höhle: du würdest deines Lichtes und dieses Weges satt geworden sein, ohne mich, meinen Adler und meine Schlange. Aber wir warteten deiner an jedem Morgen, nahmen dir deinen Überfluss ab und segneten dich dafür.

Siehe! Ich bin meiner Weisheit überdrüssig, wie die Biene, die des Honigs zu viel gesammelt hat, ich bedarf der Hände, die sich ausstrecken.

Ich möchte verschenken und austeilen, bis die Weisen unter den Menschen wieder einmal ihrer Torheit und die Armen einmal ihres Reichtums froh geworden sind. Dazu muß ich in die Tiefe steigen: wie du des Abends tust, wenn du hinter das Meer gehst und noch der Unterwelt Licht bringst, du überreiches Gestirn! Ich muss, gleich dir, untergehen, wie die Menschen es nennen, zu denen ich hinab will.

So segne mich denn, du ruhiges Auge, das ohne Neid auch ein allzu großes Glück sehen kann!

Segne den Becher, welche überfließen will, dass das Wasser golden aus ihm fließe und überallhin den Abglanz deiner Wonne trage!

Siehe! Dieser Becher will wieder leer werden, und Zarathustra will wieder Mensch werden.«

Also begann Zarathustras Untergang.

Friedrich Nietsche, 1883

[Bearbeitet am 2016-06-28 03:14 GMT]
Collapse


 

Haluk Erkan  Identity Verified
Turkey
Local time: 10:30
Member (2011)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
Zerdüşt der ki Jul 11, 2016

2
Yalnız başına dağdan inen Zerdüşt yolda kimseyle karşılaşmamıştı. Ormana girince, kutsal kulübesinden kök toplamak için dışarıya çıkmış bir ihtiyar aniden önüne çıkıverdi. İhtiyar Zerdüşt’e şöyle dedi:

"Ben bu gezgini tanırım: yıllar önce de buradan geçmişti. Adı Zerdüşt idi, şimdiyse çok değişmiş. O zamanlar külünü dağa taşırdın – şimdi ateşini ovalara mı taşımak istersin? Sen kundakçılara verilen cezadan hiç
... See more
2
Yalnız başına dağdan inen Zerdüşt yolda kimseyle karşılaşmamıştı. Ormana girince, kutsal kulübesinden kök toplamak için dışarıya çıkmış bir ihtiyar aniden önüne çıkıverdi. İhtiyar Zerdüşt’e şöyle dedi:

"Ben bu gezgini tanırım: yıllar önce de buradan geçmişti. Adı Zerdüşt idi, şimdiyse çok değişmiş. O zamanlar külünü dağa taşırdın – şimdi ateşini ovalara mı taşımak istersin? Sen kundakçılara verilen cezadan hiç korkmaz mısın?

Evet, sen bildiğim Zerdüşt'sün. Gözlerin berrak, ağzında tiksinti yok. Dans edercesine yürürsün. Zerdüşt değişmiş, çocuk Zerdüşt artık adam olmuş: şimdi uyuyanlardan ne istersin ki? Yalnız iken denizdeymişçesine yaşadın ve deniz senin yükünü taşıdı. Yine karaya mı çıkmak istersin? Sakın ha! Yine kendi ağırlığını kendin mi taşımak istersin? Sakın ha!

Zerdüşt cevap verdi: "İnsanları seviyorum."

Aziz konuştu: "Ben neden ormanın derinliklerinde inzivaya çekildim sanıyorsun? İnsanları çok sevdiğimden değil mi? Şimdi tanrıyı seviyorum. Bana göre insan mükemmel değil. İnsanlara olan sevgim beni öldürebilirdi."

Zerdüşt cevap verdi: "Ben sevgiden bahsettim! İnsanlara hediyeler götürüyorum."

Aziz konuştu: "Hiçbir şey verme onlara. Onlardan bir şeyler alsan ve onlarla beraber yüklerini taşısan daha iyi olur – bu yaptıklarının hoşuna gitmesi, onların da hoşuna gider. Onlara bir şeyler vermek istersen, sadakadan başka bir şey verme, hatta bırak dilensinler!"

"Hayır" dedi Zerdüşt, "ben sadaka vermem. Sadaka verecek kadar fakir değilim."

Aziz Zerdüşt'e güldü ve şöyle dedi: "O zaman hediyelerini kabul etmelerini sağla. İnzivada yaşanlardan tedirgin olurlar, bizim hediye vermek için geldiğimize inanmaz onlar. Bizim dar sokaklardaki adımlarımız kulaklarına çok yalnız gelir. Ve gece yarısı, güneş doğmadan çok önce bir adamın sokakta yankılanan ayak seslerini yattıkları yerde duyunca kendi kendilerine derler ki: Bu hırsız bu vakit nereye gider?

İnsanlara gitme, ormanda kal! Hayvanlara git, daha iyi! Neden benim gibi ayıların arasında ayı, kuşların arasında kuş olmak istemezsin?

"Peki, aziz ormanda ne yapar?" diye sorar Zerdüşt.

Aziz cevap verir: "Şarkılar besteler, söylerim. Bestelerken güler, ağlar, homurdanırım: yani tanrıyı överim! Şarkı söyleyerek, ağlayarak, homurdanarak tanrıyı, benim olan tanrımı överim. Peki, armağan olarak sen bize ne getirdin?"

Zerdüşt bu sözler üzerine azizi selamladı ve şöyle konuştu: "Size verecek neyim olabilir ki? Bırakın da sizden bir şeyler çalmadan, hemen buradan gideyim!" – Ve bu sözlerin ardından ihtiyarla adam çocuk gibi gülerek ayrılırlar.

Zerdüşt yalnız kalınca, kalbine seslenir: "Mümkün olabilir mi bu? Bu aziz tanrının öldüğünü ormanın derinliklerinde duymamış mı?"

Haluk Erkan (c) 2016 ----------------------

2
Zarathustra stieg allein das Gebirge abwärts und niemand begegnete ihm. Als er aber in die Wälder kam, stand auf einmal ein Greis vor ihm, der seine heilige Hütte verlassen hatte, um Wurzeln im Walde zu suchen. Und also sprach der Greis zu Zarathustra:

»Nicht fremd ist mir dieser Wanderer: vor manchen Jahren ging er hier vorbei. Zarathustra hieß er; aber er hat sich verwandelt. Damals trugst du deine Asche zu Berge – willst du heute dein Feuer in die Täler tragen? Fürchtest du nicht des Brandstifters Strafen?

Ja, ich erkenne Zarathustra. Rein ist sein Auge, und an seinem Munde birgt sich kein Ekel. Geht er nicht daher wie ein Tänzer? Verwandelt ist Zarathustra, zum Kind ward Zarathustra, ein Erwachter ist Zarathustra: was willst du nun bei den Schlafenden? Wie im Meere lebtest du in der Einsamkeit, und das Meer trug dich. Wehe, du willst ans Land steigen? Wehe, du willst deinen Leib wieder selber schleppen?«

Zarathustra antwortete: »Ich liebe die Menschen.«

»Warum«, sagte der Heilige, »ging ich doch in den Wald und die Einöde? War es nicht, weil ich die Menschen allzu sehr liebte? Jetzt liebe ich Gott: die Menschen liebe ich nicht. Der Mensch ist mir eine zu unvollkommene Sache. Liebe zum Menschen würde mich umbringen.«

Zarathustra antwortete: »Was sprach ich von Liebe! Ich bringe den Menschen ein Geschenk.«

»Gib ihnen nichts«, sagte der Heilige. »Nimm ihnen lieber etwas ab und trage es mit ihnen – das wird ihnen am wohlsten tun: wenn er dir nur wohltut! Und willst du ihnen geben, so gib nicht mehr als ein Almosen, und lass sie noch darum betteln!«

»Nein«, antwortete Zarathustra, »ich gebe kein Almosen. Dazu bin ich nicht arm genug.«

Der Heilige lachte über Zarathustra und sprach also: »So sieh zu, dass sie deine Schätze annehmen! Sie sind misstrauisch gegen die Einsiedler und glauben nicht, dass wir kommen, um zu schenken. Unsere Schritte klingen ihnen zu einsam durch die Gassen. Und wie wenn sie nachts in ihren Betten einen Mann gehen hören, lange bevor die Sonne aufsteht, so fragen sie sich wohl: wohin will der Dieb?

Gehe nicht zu den Menschen und bleibe im Walde! Gehe lieber noch zu den Tieren! Warum willst du nicht sein, wie ich – ein Bär unter Bären, ein Vogel unter Vögeln?«
»Und was macht der Heilige im Walde?« fragte Zarathustra.

Der Heilige antwortete: »Ich mache Lieder und singe sie, und wenn ich Lieder mache, lache, weine und brumme ich: also lobe ich Gott. Mit Singen, Weinen, Lachen und Brummen lobe ich den Gott, der mein Gott ist. Doch was bringst du uns zum Geschenke?«

Als Zarathustra diese Worte gehört hatte, grüßte er den Heiligen und sprach: »Was hätte ich euch zu geben! Aber laßt mich schnell davon, daß ich euch nichts nehme!« – Und so trennten sie sich voneinander, der Greis und der Mann, lachend, gleich wie zwei Knaben lachen.

Als Zarathustra aber allein war, sprach er also zu seinem Herzen: »Sollte es denn möglich sein! Dieser alte Heilige hat in seinem Walde noch nichts davon gehört, dass Gott tot ist!«

[Bearbeitet am 2016-07-11 08:49 GMT]
Collapse


 

Haluk Erkan  Identity Verified
Turkey
Local time: 10:30
Member (2011)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
Bırak, acımızı birileri duysun Jul 16, 2016

Sana buraya bazı şeyler koyuyorum.
Yol boyunca aklında olsun.
Lazım olursa açar okursun.
Olmazsa da olsun,
bir zararı yok burada dursun.

Şuraya bir cümle koydum.
Bırak, acımızı birileri duysun.

Hem zaten şiir niye var?
Dünyanın acısını başkaları da duysun!
Acı mıhlanıp bir kalpte durmasın.
Ortada dursun.
Olur ya biri eline alır okşar,
biri alnından öper.
Az unutursun.
... See more
Sana buraya bazı şeyler koyuyorum.
Yol boyunca aklında olsun.
Lazım olursa açar okursun.
Olmazsa da olsun,
bir zararı yok burada dursun.

Şuraya bir cümle koydum.
Bırak, acımızı birileri duysun.

Hem zaten şiir niye var?
Dünyanın acısını başkaları da duysun!
Acı mıhlanıp bir kalpte durmasın.
Ortada dursun.
Olur ya biri eline alır okşar,
biri alnından öper.
Az unutursun.

Buraya tabiatı koydum.
Ağaçları, suyu, ovayı, dağı.
Onlar bizim kardeşimiz,
çok canın sıkılırsa
arada onlarla konuşursun.

Buraya, küçük mutlu güneşler koydum.
Günlerimiz karanlık
ve çok soğuyor bazı akşamlar,
ısınırsın.

Buraya, bir inanç bir inat koydum.
Tut ki unuttun, tekrar bak,
o inat neyse sen osun.

Buraya yolun yokuşunu koydum.
Bildiğim için yokuşu.
Zorlanırsa nefesin, unutma,
ciğer kendini en çabuk onaran organ,
valla bak, aklında bulunsun.

Buraya umutlu günler koydum.
Şimdilik uzak gibi görünüyor,
ama kimbilir,
birazdan uzanıp dokunursun.

Buraya bir ayna koydum arada önüne geç bak;
sen şahane bir okursun.
Mesai saatlerinde çaktırmadan şiir okursun.
N’olcak ki, bırak patronlar seni kovsun!

Burada bir tutam sabır var.
Kendiminkinden kopardım bir parça,
(bende çok boldur)
lazım oldukça ya sabır ya sabır,
dokunursun.

Burada güzel çaylar var.
Bu aralar senin için çok önemli.
Bitki çayları, kış çayları, şuruplar, kompostolar.
Demlersin, maksat midene dostluk olsun.

Şuraya Youtube’dan müzikler,
Bach dinle filan, koydum.
Ama müzik konusunda sen benden daha iyisin,
koklayıp buluyorsun.

Buraya bir silkintiotu koydum.
Kırk dert bir arada canına yandığım,
kırkına birden deva olsun…

Birhan Keskin
Collapse


 
Pages in topic:   < [1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12] >


To report site rules violations or get help, contact a site moderator:


You can also contact site staff by submitting a support request »

Çevirmenin Edebiyat Köşesi

Advanced search







Wordfast Pro
Translation Memory Software for Any Platform

Exclusive discount for ProZ.com users! Save over 13% when purchasing Wordfast Pro through ProZ.com. Wordfast is the world's #1 provider of platform-independent Translation Memory software. Consistently ranked the most user-friendly and highest value

More info »
TM-Town
Manage your TMs and Terms ... and boost your translation business

Are you ready for something fresh in the industry? TM-Town is a unique new site for you -- the freelance translator -- to store, manage and share translation memories (TMs) and glossaries...and potentially meet new clients on the basis of your prior work.

More info »



Forums
  • All of ProZ.com
  • Term search
  • Jobs
  • Forums
  • Multiple search