Pages in topic:   < [1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35]
Off topic: UYARI: Dikkat Scam
Thread poster: Adnan Özdemir

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 18:31
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
~ Feb 12

--Alıntı--


"Son dakika... FETÖ'cü Kemal Öksüz hakkında skandal karar!"


AA 12.02.2019 - 00:00, Son Güncelleme: 12.02.2019 - 00:10


//Ünlü FETÖ elemanı Kemal Öksüz///2z

//Ermenistan hatırası - enselenme resmi///1r

ABD Kongresine yalan beyanda bulunarak suç işleyen Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyesi Kemal Öksüz, Washington'da çıktığı ceza duruşmasında 2 yıl denetimli serbestlik ve 20 bin dolar para cezası aldı.

ABD Adalet Bakanlığı tarafından hakkında iddianame hazırlanan ve geçen yıl ağustos ayında Ermenistan'da tutuklanan FETÖ'cü Öksüz, ceza duruşmasında hakim karşısına çıktı.

Washington DC Bölge Mahkemesinde görülen ve Hakim Tanya Chutkan'ın yönettiği mahkemede iddia makamı, Öksüz'ün "ABD Kongre üyelerinin Azerbaycan'a 2013'te yaptıkları bir seyahat konusunda" Kongreye yalan söylediğini anlattı.

Savcı, Öksüz'ün o dönem başında olduğu Avrasya Amerikalılar Turkuaz Konseyinin "kar amacı gütmeyen kuruluş" kategorisinde olmasına rağmen "lobicilik" yaptığını ve bu durumun yasalara aykırı olduğunu belirtti.

Öksüz'ün avukatı ise müvekkilinin işlediği suçun farkında olduğunu, bundan pişmanlık duyduğunu ve mahkemeyle iş birliği yaptığını anlattı.

HAKİMİN KARARI SORU İŞARETLERİNE NEDEN OLDU

İlgili mevzuat gereği 6 ile 12 ay arasında hapis cezası alabileceği kaydedilen Öksüz, Hakim Chutkan tarafından 2 yıl denetimli serbestlik ve 20 bin dolar para cezasına çarptırıldı. Öksüz, 100 saat kamu hizmeti görevi de yapacak.

Duruşma boyunca savcılık makamına çeşitli sorular soran hakimin, savunma tarafına hiç soru sormaması dikkati çekti. Mahkemedeki açıklamalarında "demokrasiyi ve demokratik kurumları koruma görevinden" bahseden Hakim Chutkan'ın, Öksüz'ün Kongreye yalan söylemesi konusunda değerlendirme yapmaması soru işaretlerine neden oldu.

Ermenistan'da tutuklandıktan sonra ABD'ye iade edilen Öksüz, geçen yıl aralıkta hakim karşısındaki ilk ifadesinde kendisine yöneltilen tüm suçlamaları kabul etmiş ve ilk ifadesinin ardından 50 bin dolar kefaletle tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı.

AZERBAYCAN GEZİSİYLE İLGİLİ PARA KAYNAKLARINI SAKLADI

Adalet Bakanlığı, 2013'te bazı ABD Kongresi üyelerinin Azerbaycan'a yaptığı bir gezinin finansmanıyla ilgili yasaların ihlal edilmesinden Öksüz'ü sorumlu tutmuştu.

Bakanlık, Ermenistan'dan ABD'ye iade edildikten sonra Öksüz'ün, Kongre heyetinin Azerbaycan'a yaptığı gezi ödeneğinin kaynağını sakladığını ve Kongre Etik Komitesine konuya ilişkin yalan ifade verdiğini, ilk sorgusunda kabul ettiğini belirtmişti.

Ayrıca Bakanlık, gezi masraflarının Azerbaycan'ın resmi petrol şirketi SOCAR tarafından finanse edilmesine rağmen Öksüz'ün dış kaynaklardan herhangi bir para alınmadığına yönelik kasten yalan söylediğine dikkati çekmişti.

Teksas'taki FETÖ yapılanmasına ait Avrasya Amerikalılar Turkuaz Konseyinin eski başkanı olan Öksüz, ABD tarafından yapılan suçlamalar ve iade talebi neticesinde Erivan'da 2018 Ağustosu'nda yakalanmıştı.

ÖKSÜZ HAKKINDA İDDİANAME

ABD Temsilciler Meclisi Etik Komitesinin, kamuoyunun aydınlatılması amacıyla dosyaladığı belgelerde Öksüz hakkında yalan ifade vermek, Kongre üyelerinin gezi masraflarını karşılamak için Azerbaycan hükümetinin kontrolündeki bir petrol şirketinden aktarılan parayı kullanmak suçlamalarına yer verilmişti.

Öksüz hakkında hazırlanan iddianamede, Öksüz'e maddi vakıaları tahrif ve örtbas etmek, Kongreye yalan ifade vermek dahil 5 suçlama yöneltilmişti. Etik Komitesi, 2015'te geziye katılan 10 Kongre üyesi ve 30'dan fazla yardımcının, Kongre kurallarını "bilerek ihlal ettiğine" ilişkin kanıt bulunmadığına karar vermişti.

ABD'de kar amacı gütmeyen kuruluşlar, Kongre üyelerine yönelik eğitim gezilerine sponsor olabiliyor ancak gezi masraflarının kaynağının doğru olarak belgelendirilmesi gerekiyor.

Türkiye'de Emniyet Genel Müdürlüğü, Öksüz'ün ABD'nin yakalama emrine istinaden Ermenistan'da yakalandığına ilişkin basında yer alan haberler üzerine, Ermenistan İnterpol biriminden bilgi talep edildiği ve konunun takip edildiği açıklamasını yapmıştı.

ÖKSÜZ'ÜN 1,7 MİLYON DOLARLIK EVİ

Türkiye'de 15 Temmuz darbe girişimi öncesi veya sonrasında ABD'ye kaçan FETÖ üyelerinin ülkedeki lüks yaşamları, Anadolu Ajansı (AA) ekibi tarafından görüntülenmişti.

Türkiye karşıtı çıkışlarıyla tanınan Amerikalı senatörlerle de yakın ilişkisi bulunana Öksüz de örgütün USA'da uzun süredir yaşayan isimleri arasında yer alıyordu. AA, Öksüz'ün Virginia eyaletinin Arlington kentinde piyasa değeri yaklaşık 1,7 milyon dolar olan müstakil evinin görüntülerini paylaşmıştı.

Yazının yeri: http://www.hurriyet.com.tr/gundem/son-dakika-fetocu-kemal-oksuz-hakkinda-skandal-karar-41113649



▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄


--Alıntı--

"Adil Öksüz'ün kardeşi Kemal Öksüz kimdir? FETÖ'cü Öksüz'ün karanlık ilişkileri"



30.08.2018 Perşembe 14:12 - Son Güncelleme: 30.08.2018 Perşembe 14:29

*-*2r


KEMAL ÖKSÜZ ERİVAN'DA YAKALANDI
FETÖ elebaşı Adil Öksüz'ün kardeşi Kemal Öksüz, Ermenistan'da yakalandı. ABD tarafından dolandırıcılık ve sahtecilik suçlamalarıyla Interpol tarafından aranan Kemal Öksüz'ün Ermenistan'da bir STK'da çalıştığı ifade edildi. Öksüz'ün ABD vatandaşı olduğu ve adını Kevin olarak değiştirdiği ortaya çıktı. ABD'li senatörlerle kirli ilişkileri olan Kemal Öksüz'ün daha önce eski Başkan Obama ve birçok tanınmış isimle çekilmiş fotoğrafları da ortaya çıkmıştı.

Ermenistan basınında yer alan haberde, terör örgütü FETÖ’cü Kemal Öksüz’ün dün Ermenistan’da kıskıvrak yakalandığı ifade edildi. ABD tarafından 23 Ağustos’ta aranan Öksüz’ün Ermenistan’da işletmesi olduğu ve sivil toplum örgütleriyle çalışarak bölgede çalıştığı ortaya çıktı.

ADINI KEVİN OLARAK DEĞİŞTİRMİŞ
Ermeni basınında yer alan haberde Öksüz’ün Interpol tarafından arandığı dün yapılan operasyonla yakalandığı belirtildi. Yerel basındaki haberlerde Öksüz’ün ABD vatandaşlığı aldığı ve bu sürecin sonunda adını Kevin olarak değiştirdiği belirtildi.

YAKALANMA SEBEBİ: KONGRE ÜYELERİNE USULSÜZLÜK
Ermeni basını, Öksüz’ün geçmişte bir sivil toplum örgütünde çalıştığı ve bu süreç içerisinde Türk ve ABD vatandaşlarını Türkiye ve Azerbaycan seyahatleriyle bir araya getirmeye çalıştığını yazdı. Ermeni polisinin, yakalama kararı sonrasında takibe geçtiği ve bütün Ermeni polis birimlerinin Öksüz’ü yakalamak için harekete geçtiği duyuruldu.

Öksüz’ün ABD Temsilciler Meclisi’ndeki etik komitesine sahte belgeler sunduğu açıklanırken, 2013 yılında Öksüz’ün bazı kongre üyelerini Azerbaycan ve Türkiye’de ağırladığı ifade edildi. Bu seyahatlerde kongreye sunulan belgelerde usulsüzlük yaptığı tespit edilen Öksüz’ün 9 kongre üyesine ve 32 ABD’li yetkiliye binlerce dolar değerinde hediye verdiği için yakalama kararı çıkarıldığı belirtildi.

ABD'Lİ SENATÖRLERLE İÇLİ DIŞLI
15 Temmuz darbe girişiminin ardından en çok arananlar listesinde yer alan Adil Öksüz'ün kardeşi Kemal Öksüz'ün daha önce de ABD'li Türkiye karşıtı senatörlerle karanlık ilişkileri de dikkat çekmişti. Bill Clinton ve Obama ile çekilmiş fotoğrafları da ortayan çıkan Öksüz aynı zamanda Türkiye aleyhine de lobi faaliyetleri sürdürüyordu.

FETÖ'NÜN ÖNEMLİ İSİMLERİ ARASINDA
15 Temmuz darbe girişiminin en önemli sivil ayaklarından ve örgütün Hava Kuvvetleri İmamı olan firari Adil Öksüz'ün kardeşi olan Kemal Öksüz uzun süredir ABD'de yaşıyor örgütün önemli isimleri arasında yer alıyor.

Avrasya Amerikalılar Turkuaz Konseyi Başkanlığını yürüten Öksüz'ün, Virginia eyaletinin Arlington şehrinde 6 odalı ve piyasa değeri yaklaşık 1,7 milyon dolar olan müstakil bir evde yaşadığı biliniyor.

İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINCA SORUŞTURMA BAŞLATILMIŞTI
Türkiye'den bir grup avukatın, nisan ayında aralarında Kemal Öksüz'ün de olduğu 17 kişi hakkında FETÖ'yle iltisaklı oldukları veya yardım ettikleri iddiasıyla suç duyurusunda bulunması üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatılmıştı.

HER TAŞIN ALTINDAN KEMAL ÖKSÜZ ÇIKIYOR
İşte firari FETÖ'cü Adil Öksüz'ün kardeşi Kemal Öksüz'ün ABD'li senatörlerle olan yakın ilişkisi ve Türkiye aleyhine yürüttüğü lobi faaliyetlerinin kanıtı...


Kaynak + Bu FETÖ üyesinin USAlılarla çektirdiği foturaflar: https://www.karar.com/guncel-haberler/adil-oksuzun-kardesi-kemal-oksuz-kimdir-fetocu-oksuzun-karanlik-iliskileri-955563

[Edited at 2019-02-12 01:18 GMT]


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 18:31
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
~ Feb 17

--Alıntı--

"Kemal Batmaz’ın Gülen’e mektubu jandarmaya takıldı"


FETÖ'nün darbe girişimini Akıncı Üssü'nden yöneten sivil imam Kemal Batmaz, örgüt elebaşı Fetullah Gülen'e hitaben kaleme aldığı mektubu sanık Fatih Koçak'a attığı esnada duruşma güvenliğini sağlayan jandarma tarafından fark edildi Gülen'e ABD'den Türkiye gelen heyet huzurunda alınan ifadesinden bahseden Batmaz, mektubunu "Muhterem efendim, dualarınız
... See more
--Alıntı--

"Kemal Batmaz’ın Gülen’e mektubu jandarmaya takıldı"


FETÖ'nün darbe girişimini Akıncı Üssü'nden yöneten sivil imam Kemal Batmaz, örgüt elebaşı Fetullah Gülen'e hitaben kaleme aldığı mektubu sanık Fatih Koçak'a attığı esnada duruşma güvenliğini sağlayan jandarma tarafından fark edildi Gülen'e ABD'den Türkiye gelen heyet huzurunda alınan ifadesinden bahseden Batmaz, mektubunu "Muhterem efendim, dualarınızı bekliyorum" diye tamamladı.

AA 7 Şubat 2019 15:51

//Ünlü terörist "sivil imam" Kemal Batmaz///78


Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) darbe girişimini Akıncı Üssü’nden yöneten sivil imam Kemal Batmaz’ın, örgüt elebaşı Fetullah Gülen’e hitaben yazdığı mektup, jandarma tarafından duruşma salonunda ele geçirildi.

Akıncı Üssü’ndeki eylemlere ilişkin görülen davanın 25 Ocak’taki duruşmasında, sanıklar mahkeme salonundan çıkarıldığı sırada sivil imam Batmaz, elindeki notu tutukluların bulunduğu bölüme attı.

Bunun üzerine eski binbaşı Fatih Çolak ile astsubay Hamit Çıplak, notu almak için hamle yaptı ancak durumu fark eden jandarma, sanıklardan önce davranarak Batmaz’ın attığı notu aldı.

Sincan Ceza İnfaz Kurumlarındaki duruşma salonlarının güvenliğinden sorumlu Ankara İl Jandarma Komutan Yardımcısı Albay Tarık Hekimoğlu, nota el koyarak tutanak tuttu.

Batmaz’ın harfleri ancak mercekle okunacak şekilde küçük yazdığı mektuba ilişkin tutanak, adli ve idari soruşturma yapılması için ilgili kurumlara gönderildi.

İfade vermeye gittiğini anlattı

Kemal Batmaz, “Muhterem efendim” diye başladığı mektubunda, örgüt elebaşı Gülen’in iade sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunmak üzere Ankara’ya gelen ABD heyetinin huzurunda savcılar tarafından alınan ifadesine değindi. Batmaz, mektubunda savcıların “Gülen’in darbeye etkisi olup olmadığına” ilişkin sorusuna, “Hiçbir şekilde darbeye etkisi olduğunu düşünmüyorum. Bırakın darbeyi, kimseyi incitmeyi düşünmezler.” şeklinde cevap verdiğini aktardı.

Mektubun büyük bir kısmında ifadesine ilişkin bilgilendirme yapan Batmaz, “Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Kanunu’na muhalefet” suçlamasıyla İstanbul 37. Ağır Ceza mahkemesinde görülmeye devam edilen davaya da değindi. Dava konusu suçlamaların gerçeği yansıtmadığını savunan Batmaz, mektubunu “Muhtereme efendim, dualarınızı bekliyorum.” diye bitirdi.

Mektubuyla kendisini yalanladı

Örgütün kritik isimlerinden Kemal Batmaz, 15 Temmuz’da Akıncı Üssü’nde darbe girişimini yönetti. Bu anlara ilişkin güvenlik kamera görüntüleri ortaya çıkmasına rağmen Akıncı Üssü’ne gitmediğini öne süren Batmaz, hazırlık aşaması ve mahkeme huzurundaki savunmasında terör örgütü elebaşı Gülen’e sahip çıktı, örgüt üyesi olmadığını savundu.
Sanık Batmaz’ın el yazısıyla kaleme aldığı mektubunda “muhterem hocam” diye hitap ettiği örgüt elebaşı Gülen ile doğrudan irtibatlı olduğu bir kez daha ortaya çıktı.

Kaynak: https://www.sozcu.com.tr/2019/gundem/kemal-batmazin-gulene-mektubu-jandarmaya-takildi-3437501/?utm_source=szc&utm_medium=free&utm_campaign=ilgilihaber


▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄

--Alıntı--

"FETÖ elebaşı Gülen’e ‘Mehdi’ diyen hakime ağırlaştırılmış müebbet istendi"


Fethullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimi öncesi örgüt elebaşı Fethullah Gülen’e ‘Mehdi’ diyen eski İstanbul 18. Asliye Ceza hakimi İlhan Karagöz’ün ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması talep edildi.

Can ÖZÇELİK 11:20 - 9 Ocak 2019


//Mahkeme tokmağı///t


İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanan eski hakim İlhan Karagöz hakkında duruşma savcısı mütalaasını verdi. Savcı görüşünde, sanık Karagöz'ün 15 Temmuz darbe girişiminden 11 gün önce Balyoz Davası'nın bilirkişilerinin yargılandığı davada verdiği kararda FETÖ elebaşı Fethullah Gülen'e “Mehdi” nitelemesi yaptığını hatırlattı.

AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET İSTENDİ

Savcı mütalaasında, sanık Karagöz'ün verdiği yasa dışı kararla yargı gücünü kullanarak silahlı terör örgütü üyelerini bir an evvel “amaç suç” için harekete geçirmeye ve azmettirmeye çalıştığını ifade etti.

Mütalaada sanık Karagöz'ün İstanbul Çağlayan'da bulunan Adliye binasındaki odasında yapılan aramada “H” serisi 1 Dolar bulunduğu da vurgulandı. Mütalaada, sanığın, “Anayasayı ihlal” suçundan ağırlaştırılmış müebbet ve FETÖ üyeliğinden de 15 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.

Kaynak: https://www.sozcu.com.tr/2019/gundem/feto-elebasi-gulene-mehdi-diyen-hakime-agirlastirilmis-muebbet-istendi-3049639/?utm_source=szc&utm_medium=free&utm_campaign=ilgilihaber

[Edited at 2019-02-17 01:35 GMT]
Collapse


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 18:31
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
~ Feb 17

--Alıntı--

"FETÖ’cülerin Goebbels taktiği"

5ac4b9401e6bbcd5fb966e0f
Yazı: Nedim Şener 11 Şubat 2019, Pazartesi 08:31

“Yeterince büyük bir yalan söylerseniz ve tekrar ederseniz bu yalanı sürekli söylerseniz, insanlar sonunda buna inanmaya başlayacaktır.” İkinci Dünya Savaşı’nda dünyayı kana bulayan Nazi lideri Hitler’in propaganda bakanı Joseph Goebbels’in bu sözü “Büyük Yalan” teorisi olarak uygulanmış bir yöntemdir. Goebbels tarafından ilkelere bağlanan bu yöntem daha sonra bir çok ülkede, ister kapitalist ister sosyalist ister sağcı ister solcu olsun bir çok politikacı tarafından da kullanılmıştır. 19 Ocak 2007 yılında öldürülen gazeteci Hrant Dink cinayetinde FETÖ’cülerin rolünü ortaya çıkardıktan sonra yazdığım kitaba, “Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları” adını vermem tesadüf değildi. Ergenekon operasyonlarıyla “gazeteciliklerini” tamamen yalan ve bu yalan üzerinden kumpaslara vakfettiler. Bunun için tetikçi olarak kullandıkları kişilere, “Taraf” isimli bir gazete bile çıkarttılar. Bir yandan da kendi gazete ve TV’lerinde yalanı sürekli tekrarlayıp herkesi kendilerine inandırdılar. 15 Temmuz darbe girişiminde suç üstü yakalanmış olmaları onları başka bir gayrete sevk etti. 15 Temmuz’u planlayan ve yöneten FETÖ’cü sivil imamlar Adil Öksüz, Kemal Batmaz, Harun Biniş, Nurettin Oruç ve Hakan Çiçek darbenin merkezi Akıncı Üssü yakınlarında yakalandı. Adil Öksüz şaibeli bir şekilde serbest bırakıldı.

Yalanı çöktü

15 Temmuz’u hükümetin organize ettiği “kontrollü darbe” yalanını ortaya atan FETÖ’cüler, bizzat örgüt lideri Gülen’in ağzından izini kaybettiren Adil Öksüz’ün MİT ile ilişkili olduğu yalanını söylediler. FETÖ ile ilişkilerini ayrıca 15 Temmuz gecesi Akıncı Üssü’ndeki güvenlik kameralarına yansıyan görüntülerini bile inkar eden sivil imamlar hakkında sessizliğe büründüler. ABD’li savcı ve FBI yetkililerinin Türkiye’ye gelip Kemal Batmaz ve Adil Öksüz ile darbe toplantılarına katılan itirafçı Albay Hakan Bıyık ve Tuğamiral Halil İbrahim Yıldız’ın ifadelerine başvurması FETÖ’cüleri panikletti. Delillerin gücü ve itiraflar 15 Temmuz darbe girişiminde FETÖ’nün rolünü kanıtlamaya yetiyor. Son bir umut, Savcı Serdar Coşkun’un 15 Temmuz gecesi hazırladığı tutanağa sarıldılar. Bu belge hakkındaki gerçekleri yazmam tüm planlarını alt üst etti. Oysa, Goobels’in “Dünya karşısında ilk sözü kim söylerse daima o haklıdır” prensibine göre hareket ediyorlardı. İlk söyledikleri yalanı kontrol ettikleri binlerce sosyal medya hesabından tekrar edip Goebbels’in ruhunu şad edeceklerdi! Ama iki satır gerçek FETÖ’cülerin binlerce kez tekrarladıkları yalanı yerle bir etmeye yetti. Unutmayın, FETÖ’cülerin elinden yalanı alın geriye bir hiç kalır. Artık yalanları çöktü onlar altında kaldı. O yüzden başından beri söylediğim şu oldu; Onlar istediği kadar yalan söylesin bizim haklılığımız yalnızca gerçeği söylemekten gelecektir.

Kaynak: https://www.posta.com.tr/yazarlar/nedim-sener/fetoculerin-goebbels-taktigi-2088275


▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄


--Alıntı--

"15 Temmuz’u sarsacak belge!"

Yazı: Nedim Şener 06 Şubat 2019, Çarşamba 08:31


FETÖ’cüler yalana ve çarpıtmaya bir türlü doymadı. FETÖ elebaşı Gülen dahil örgütün 15 Temmuz’daki rolünü örtmek için yılların “mahrem imamı” Adil Öksüz’ün MİT elemanı olduğunu bile söylediler! Böylece 15 Temmuz’u MİT’in kontrolünde bir darbe girişimi ilan etmeyi amaçlıyorlardı. Yalnız onlar mı? Aynı değirmene su taşıyan muhalefet partisi de bunun için az uğraşmadı.

Neyse “FETÖ’cülerde yalan ve çarpıtma bitmez. Bunlardan biri de Ahmet Dönmez isimli FETÖ elemanının "15 Temmuz’u sarsacak belge” başlıklı son yazısı... Dönmez, yazısında Ankara Cumhuriyet Savcısı Serdar Coşkun’un imzasını taşıyan “16 Temmuz 2016 Saat 01.00” yazan tutanaktan söz etmiş. Dönmez diyor ki, “16 Temmuz saat 01.00’de düzenlenmiş bir tutanakta o saate kadar henüz gerçekleşmemiş olaylar nasıl yer aldı?” Örnek de veriyor; “TBMM’ye ilk bomba saat 02.35’te atıldı, CNN Türk, Hürriyet ve Kanal D’nin bulunduğu DMC binası darbeci askerler 03.10’da bastı, Cumhurbaşkanlığı külliyesinin yanında köprülü kavşak ve otopark saat 06.19’da bombaladı. Buna rağmen bu olaylar saat 01.00’de düzenlenmiş tutanağa nasıl girdi."

UYAP yalanı

Bazı olayların da yaşananlardan farklı kaydedilmiş olmasına değinirken, “UYAP’a girmiş bu belgenin ardından hızlı bir şekilde soruşturma başlatılıp ilk gözaltılar yapıldı” diyerek yalanı araya sıkıştırıyor. Yazdığı yalan üzerine şu tespitte bulunuyor; “O gece yaşanacak olayların büyük bölümü devlet tarafından biliniyordu. O yüzden de kontrollü darbe idi.”

Oysa gerçek şu; darbe girişimi sırasında FETÖ’cülere karşı alınan önlemlerden birisi UYAP sisteminin kapatılmasıydı. 15 Temmuz’dan sonra yargıdan 4 bine yakın FETÖ’cü hakim ve savcının atıldığı dikkate alındığında kararın ne kadar doğru olduğu görülür. Böylece FETÖ’cü hakim ve savcıların UYAP’ı kullanarak darbeci FETÖ’cü askerlerin amacına hizmet etmesi önlenmiş oldu. Dolayısıyla ilk anda UYAP sistemi üzerinden soruşturma ve gözaltı kararları verildiği iddiası kocaman bir yalan.

İmza saat 07.00’de

Hatta UYAP sistemi kapatıldığından darbeye karşı çıkan şerefli savcılar, ilk soruşturma evraklarını kişisel bilgisayarlarında ya da el yazısı tutanakla hazırlayıp Emniyet güçlerine ilettiler. Gelelim Serdar Coşkun imzalı tutanağa. Kendisinin bana bildirdikleri şöyle: “Tutanak 16 Temmuz saat 01.00’de yazılmaya başlandı, gece boyu yaşanan gelişmeler kendisine bildirildikçe tutanağa eklendi. O gecenin karmaşasında ne aktarıldıysa o haliyle yazıldı. Aktarılan her olayla ilgili gözaltılar savcının talimatı ve onayı ile yapıldı. Tutanağın çıktısı 16 Temmuz sabahı saat 07.00’de alınıp Savcı Coşkun tarafından imzalandı. O yüzden tutanağın altındaki saat soruşturmanın başladığı 01.00 olarak kaldı, olaylar devam ettiği için bitiş saati yazılmadı. Saat 07.00’de imzalandığını gösteren ayrıntı ise tutanakta o saatten sonra gerçekleşen olayların yer almamasıydı. Tutanak UYAP’ta hiç açılmadı, kağıt çıktı taranıp bir iki gün sonra UYAP’a kaydı yapıldı. Daha sonra Ankara’daki tüm darbe dava dosyalarında soruşturmanın başlangıç evraklarından biri olarak yer aldı.” İşte gerçek bu ama FETÖ’cüler yalana devam edecek. Benim merak ettiğim; bakalım bu yalanı kimler sahiplenecek?

Kaynak: https://www.posta.com.tr/yazarlar/nedim-sener/15-temmuzu-sarsacak-belge-2087171


▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄


--Alıntı--

"İşgal, olmadı darbe"


Yazı: Nedim Şener 28 Ocak 2019, Pazartesi 08:31


4 Temmuz 2018’de Amerika’nın Sesi (VOA) internet sitesinde ilginç bir haber yayınlandı. Associated Press Ajansı’na dayanılarak yayınlanan habere göre; ABD Başkanı Trump, 2017 yılında Oval Ofis’te Venezuela’ya yaptırımların konuşulduğu bir toplantı sırasında danışmanlarına Amerika’nın Venezuela’yı işgal etmesi gerektiğini söyledi.

Trump, toplantı sona ermek üzereyken danışmanlarına dönerek “Hızla dağılan bir Venezuela bölgesel güvenliği tehdit ederken, neden ABD bu sorunlu ülkeyi işgal etmesin?” diye sordu. Habere göre; Trump’ın bu teklifi karşısında, eski Dışişleri Bakanı Rex Tillerson ve eski Ulusal Güvenlik Danışmanı H.R. McMaster dahil odada bulunanlar şaşkına döndü.

5 dakika civarında süren diyalogda McMaster ve diğerleri sırayla Trump’a, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu cezalandırma amaçlı askeri bir operasyonun ters tepeceğini ve Latin Amerika ülkeleri arasında çok zor kazanılan desteği kaybetme riskini doğuracağını anlattı.

Ancak Trump pozisyonunda ısrar etti. Askeri planlar hazırlanması talimatı olacağı yönünde bir işaret vermese de, 1980’lerde Panama ve Grenada’nın işgali gibi geçmişteki “güç diplomasisi” örneklerini hatırlattı.

İşgali açıkladı

Nitekim, Trump bu düşüncesini 12 Ağustos 2017 New Jersey'de bir golf kulübünde tatili sırasında kamuoyu ile paylaştı;"Venezuela için birçok seçeneğimiz var. Bu arada askeri seçeneği de dışlamayacağım” dedi.

Trump o kadar ciddiydi ki, konuyu Kolombiya Cumhurbaşkanı Santos dahil Latin Amerika’daki dört müttefik lidere de açtı. Ama planın ters tepeceği düşünüldü. Onun yerine ABD, Kanada ve Avrupa Birliği, Maduro dahil çok sayıda Venezuelalı yetkiliye yaptırım kararı aldı.

ABD’den gelen telefon

Düşen petrol fiyatlarıyla ekonomisi sıkıntıya giren Venezuela’da ABD öncülüğündeki yaptırımlar siyasi krizi derinleştirdi. ABD kıskaça devam etti. Seçim sonrası tekrar devreye girdi. Amerikan Wall Street Journal (WSJ) gazetesinde geçen hafta yer alan habere göre, ABD Başkan Yardımcısı Pence 23 Ocak Çarşamba günü Venezuela'nın geçici devlet başkanı olarak ilan eden Guaido’yu telefonla aradı.

Ona,“Başkanlığını ilan et Amerika’nın desteği seninle” diyerek kendisini resmi olarak tanıyacaklarını söyledi. O da ertesi günü Başkanlığını ilan etti. ABD’nin işbirlikçisi bazı Latin Amerika ülkeleri desteklerini açıkladı. Avrupa ise zaten bekliyordu, seçimleri yenilemesi çağrısında bulunarak, tersi durumda bir hafta içinde Maduro yerine Guaido’yu tanıyacağını açıkladı.

Darbenin kılıfı ise, “demokrasi, ekonomik kriz” gibi sebepler. Tablo ortada, uzun söze gerek yok; ABD ve AB’nın el ele yaptıkları, “yeni nesil bir darbedir.”

Kaynak: https://www.posta.com.tr/yazarlar/nedim-sener/isgal-olmadi-darbe-2084961


▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄


--Alıntı--


"Uluslararası bir tehdit olarak FETÖ"


Yazı: Nedim Şener 25 Ocak 2019, Cuma 08:30


Fetullahçı Terör Örgütü ile ilgili akademik çalışmalar da yapan Polis Akademisi’nin son raporu “Uluslararası bir tehdit olarak FETÖ” başlığını taşıyor.

FETÖ’nin yurtdışı yapılanması ve finans kaynakları hakkında detaylı bilgilerin verildiği raporda doğrudan yazılmamış ama ben söyleyeyim; aslında uluslararası bir tehdit olan ABD’dir.

Evet rapor FETÖ’nün uluslararası yapılanmasını anlatıyor ama arkasınadaki güç olan Amerika’nın rolünü de şöyle deşifre ediyor; “FETÖ lideri Fetullah Gülen’in ikametgâhı olması nedeniyle ABD, örgütün hâlihazırda dünya çapında faaliyetlerinin merkezi konumundadır. Örgütün ABD’de yaygın bir okul yapılanması, ticaret ağı ve sahip olduğu milyarlarca dolara ulaşan bir ekonomik hacmi mevcuttur. FETÖ’nün ABD’de sayıları 140’ın üzerinde okulu bulunmaktadır. Bu okullarda yaklaşık 60 bin öğrenci eğitim almaktadır. Aynı zamanda ekonomik faaliyetleri vasıtasıyla FETÖ, ABD’de yılda 500 milyon dolardan fazla gelir elde etmektedir. FETÖ, ABD’deki bu yapılanması marifetiyle Temsilciler Meclisi ve Senato üyeleriyle irtibat kurmakta ve Türkiye karşıtı faaliyetler yürütmektedir.”

Bu cümlelerin ardından FETÖ elebaşının ABD’de, istihbarat kuruluşu CIA elemanlarının referans mektuplarıyla vize olarak kaldığı anlatılıyor. O yüzden yıllardır anlatmaya çalışıyorum; “Türkiye FETö ile değil Amerika’nın kirşi derih yapılarıyla mücadele ediyor.”

FETÖ ve AB

Yalnız Amerika mı? Türkiye’ye hukuk, insan hakları dersleri vermeye kalkan Avrupa ülkelerinin de FETÖ’yü himaye etmeleri şöyle anlatılıyor; “Türkiye’nin Avrupa Birliği ile yoğun ilişkileri paralelinde AB ülkeleri FETÖ’nün çok kuvvetli biçimde örgütlendiği ülkeler olmuştur. Nitekim FETÖ hem Türkiye’nin AB ile geliştirmiş olduğu yoğun ilişkileri hem de AB’nin uluslararası politikada artan nüfuzunu kendi çıkarları minvalinde kullanmayı amaçlamıştır. Bunun yanında özellikle 15 Temmuz darbe girişiminin ardından AB ülkelerinin gerek topraklarında yerleşik gerekse de Türkiye’den firar eden FETÖ mensuplarına kucak açmış ve deyim yerindeyse örgütlenmeleri yönünde her türlü kolaylığı sağlamıştır. İşte bu nedenledir ki, FETÖ, AB’yi küresel örgütlenmesi içerisinde önemli merkezlerinden biri olarak seçmiştir.”

Amerika ve Avrupa Türkiye’nin düşmanı terör örgütleri FETÖ ve PKK’yı açıktan koruyup desteklemektedir. Bunu bilerek hesabı ona göre yapmak gerekir.

Kaynak: https://www.posta.com.tr/yazarlar/nedim-sener/uluslararasi-bir-tehdit-olarak-feto-2084426


▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄


--Alıntı--


"FETÖ’cünün bu inkarı itirafıdır!"


Yazı: Nedim Şener 23 Ocak 2019, Çarşamba 08:31


Beşi de 16 Temmuz sabahı 15 Temmuz darbe girişiminin merkezi olan Akıncı Üssü yakınında yakalandı. İsimleri Adil Öksüz, Kemal Batmaz, Harun Biniş, Nurettin Oruç ve Hakan Çiçek…

Adil Öksüz şaibeli bir şekilde FETÖ’cü hakimin de kararıyla serbest kaldı firar etti. Gözaltında verdiği ifadede, “Fetullahçı değilim, Fetullah Gülen’i tanımam” demişti. 16 Temmuz sabahı Kazancı Karakolu’nun önünde elleri kelepçeli fotoğrafı çıkan Adil Öksüz’ün yıllar önce olduğu gibi kısa süre önce FETÖ elebaşı Gülen ile çekilmiş görüntüleri medyaya yansıdı.

Evet Adil Öksüz firari ama o sabah gözaltına alınan diğer 4 sivil mahrem imam tutuklu ve Akıncı Üssü davasında yargılanıyorlar. Kemal Batmaz, 1 Ocak 2016 günü ABD’de havaalanında alınan ifadesinde; M. Fetullah Gülen’i ziyaret edeceğini söyledi ama mahkemede inkar etti. 11-13 Temmuz’da Adil Öksüz ile darbe planını onaylatmak için Amerika’ya gitti, görüntülere rağmen inkar etti. Gözaltına alınanca “Kazancı’ya tarla bakmaya geldim” deyip Akıncı Üssü’nde olduğunu inkar etti. Akıncı Üssü’nde güvenlik kamerasına yansıyan görüntüsünü inkar etti. Pişman mısın?” sorusuna, “Darbe olmadı ki pişman olayım” diyerek inkar etti.

Belgesel çekecekmiş!

Nurettin Oruç, tüm delillere, itiraflara, şirket kayıtlarına rağmen FETÖ ile bağlantısını inkar etti. Akıncı Üssü’ndeki güvenlik kamerasına yansıyan görüntüsü için, “Görüntü benim ama, reklamlardaki üren yerleştirme gibi adam yerleştirme yapılmış” diye inkar etti. 16 Temmuz sabahı gözaltına alındığı Akıncı Üssü yakınında bulunma sebebini de ”Hayvancılıkla ilgili belgesel çekmek için” diyerek inkar etti.

Harun Biniş de, Akıncı Üssü yakınlarında yakalanınca, "Kazan’a arsa bakmaya geldim" diyerek 15 Temmuz darbesindeki rolünü inkar etti. Öyle ki, Akıncı Üssü güvenlik kamerasındaki görüntülerini de, FETÖ şirketlerinde çalışmışlığını da, FETÖ üyeliğini de inkar etti.

Hakan Çiçek, FETÖ ile yıllar öncesine dayanan ilişkisini inkar etti. “Atatürkçü olduğunu, sahibi olduğu okulları da örnek göstererek FETÖ üyeliğini inkar etti. Darbe gecesi FETÖ elebaşı ile irtibat kuran da oydu, onu da inkar etti.

Bugüne kadar 55 ildeki 289 FETÖ darbe girişimi davasından 241’i tamamlandı, 48’i devam ediyor. 3 bin 60 kişi mahkum oldu 2 bin 280 kişi beraat etti. 474 kişinin yargılandığı Akıncı Üssü davasında da Savcılık, mütalaasında bu FETÖ’cü sivil imamlar ve onların uşağı darbeci bazı eski askerler için de 79 kez müebbet hapis cezası istedi. Diyeceksiniz ki, ama onlar her şeyi inkar ediyor. Evet FETÖ’cünün bu şekildeki inkarı aslında itirafıdır.

Kaynak: https://www.posta.com.tr/yazarlar/nedim-sener/fetocunun-bu-inkari-itirafidir-2083902


▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄


--Alıntı--
"Askeri öğrenci misin casus mu birader!"

Yazı: Nedim Şener 18 Ocak 2019, Cuma 08:30

1996 doğumlu B.Aydın, 13 yaşında Ankara’da dershanede FETÖ’cülerle tanışmış. FETÖ'cüler eve çıkardıkları B. Aydın’ı askeri okul sınavında çıkan sorulara çalıştırmış, “Hubeyb” kod adını verip FETÖ elebaşının videolarını izleterek beynini yıkamışlar.

2010 yılında Kuleli Askeri Lisesi’ne girmiş, 2015 yılında da Kara Harp Okulu’na geçmiş. 15 Temmuz’dan sonra okulun kapatılmasıyla ilişiği kesilmiş. Devlet binlercesi gibi B.Aydın’a da Türkiye’nin en iyi üniversitelerine girme hakkı tanımış.

Şimdi Bilgisayar Mühendisliği’nde okuyan B.Aydın, İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’nın yaptığı son “sabit hat” operasyonunda gözaltına alındı. O da itirafçı olarak tüm bildiklerini anlattı.

B.Aydın’ın anlattıkları, ancak casus filmlerinde görülür. FETÖ’nün sivil imamları, askeri öğrencilerle sabit hat üzerinden iz bırakmamak için “Sıfır saniyelik görüşmelerle” de haberleşiyormuş!

B.Aydın, bağlı olduğu sivil imam “Adem” kod adlı Abdurrahman Duman ile sabit hatlar üzerinden haberleşme ve buluşma yöntemlerini ifadesinde şöyle anlatıyor: “İstanbul’da Askeri okulda öğrenciyken Ankara’daki sabit hatlardan arandığımda Adem’in haftaya İstanbul’a geleceğini, İstanbul’daki sabit hatlardan arandığımda ise kendisinin İstanbul’da olduğunu anlardım.

Sıfır saniyelik görüşme

Çaldırıp kapatma şeklindeki “Sıfır saniyelik aramalar” ise kendi aramızda belirlediğimiz, buluşma yerinde herhangi bir değişiklik olmadığını gösteren şifreydi. Farklı saniyelerdeki sıfır saniyelik aramalar ise buluşma yerinde ve tarihinde bir değişiklik olduğu veya gitmeyeceğimi söylediğim zamanlardaki görüşmelerdir.

Sıfır saniyelik aramalarla ilgili Adem (K) bana yaptığı açıklamasında; buluşma yeri ve zamanında bir değişiklik olmadığı durumlarda telefonu bir defa sabit hattan çaldıracağını söylemişti.

Görüşme olan aramalar ise; 2 veya 3’üncü defa çaldırıldığında buluşmayla ilgili bir sorun olduğunu anlayıp telefonu açar, en fazla 1 dakikalık görüşmeler yapardık.

Buluşma için belirtilen noktaya geldiğimizde o bekliyor olurdu, kendisini görünce 20-30 metre arkasından takip ederdim. O önden gider, nereye gideceğimizi belirlerdi. Her seferinde farklı yerlerde görüşürdük.

Taksiye binmez, toplu taşıma araçları kullanırdık. Toplu taşıma araçlarında ayrı koltuklarda oturur, yan yana gelmezdik. Görüşme, evde olacaksa apartmana girerken yine ayrı ayrı girerdik.

Eve girerken cep telefonlarımızı kapatıp bir odaya bırakırdık. Dışarı çıkamadığım hafta sonları veya cezalı olduğum zamanlarda telefonum kapalı olduğunda, buluşma yerinde bekleyeceğini 30 dakika veya 1 saat bekleyip gideceğini söylerdi.” FETÖ 13 yaşında bir çocuktan işte böylesine casus yaratan karanlık bir örgüttür.

Kaynak: https://www.posta.com.tr/yazarlar/nedim-sener/askeri-ogrenci-misin-casus-mu-birader-2082839


[Edited at 2019-02-17 07:06 GMT]


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 18:31
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
~ Feb 17

--Alıntı--

"FETÖ’nün siyasi ayağı"


Yazı: Nedim Şener 15 Şubat 2019, Cuma 08:30

“Sadece TSK’da ismi belirlenmiş en az 15 bin FETÖ iltisaklı isim var” dediğimizde en ufak tepki vermeyen siyasetçiler, kısır bir “FETÖ’nün siyasi ayağı” tartışması yapıyorlar. Oysa tüm partiler dönüp içlerine baksa FETÖ’nün siyasi ayağını görecekler. Eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in, İP Ordu Belediy
... See more
--Alıntı--

"FETÖ’nün siyasi ayağı"


Yazı: Nedim Şener 15 Şubat 2019, Cuma 08:30

“Sadece TSK’da ismi belirlenmiş en az 15 bin FETÖ iltisaklı isim var” dediğimizde en ufak tepki vermeyen siyasetçiler, kısır bir “FETÖ’nün siyasi ayağı” tartışması yapıyorlar. Oysa tüm partiler dönüp içlerine baksa FETÖ’nün siyasi ayağını görecekler. Eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in, İP Ordu Belediye Başkanı adayı yapılması bu tartışmayı bir kez daha gündeme getirdi. Tek başına bir kişiye “FETÖ’nün siyasi ayağı” demek doğru değil. Bir örnek olarak bakıldığında iddiaya göre Şahin, şantaj ile FETÖ’nün hizmetine girmiş birisi. Bu onu “FETÖ’nün siyasi ayağı” yapmaz, yapsa yapsa esiri yapar. Nitekim, Cumhurbaşkanı Erdoğan 17/25 Aralık 2013 operasyonlarından sonra FETÖ’cülerin yanında saf tutan eski arkadaşı için şunları söylemişti; “Hele hele bunların içerisinde bir tanesi var ki benim yaklaşık 45 yıllık beraber olduğum, tanıdığım, bildiğim birisi, onun da şantaj kasetleri var. Onu da açıklayacaklar diye korkarak gitti, biliyorum.”

FETÖ’nün siyaset ile ilişkisi bürokrasi içindeki yapılanmasından farklıdır. FETÖ ile organik bağlantısı olan siyasetçiyi saymaya kalkın, iki elin parmağını geçmez. FETÖ iktidarda hangi parti olursa olsun onunla işbirliği yapar. Her renge bürünür Onun siyasi rengine büründür. TBMM FETÖ 15 Temmuz Darbe Araştırma Komisyonu Raporu’nda, FETÖ’nün gelişim aşamaları şöyle sıralanmıştı;

✔1970 öncesi örgütün kuruluş aşaması,

✔1970’ler örgütün temellerinin atılması,

✔1980-1983 Yılları (Sıkıyönetim Dönemi: Tedbir Dönemi),

✔1983-1989 Yılları (Özal Dönemi: Kitleselleşme ve Siyasete Nüfuz Dönemi),

✔1990’lı Yıllar (Koalisyonlar Dönemi: Şirketleşme ve Yurtdışına Açılma),

✔2000’li Yıllar AKP döneni (Paralel Devlet Aşaması)

Raporda da belirtildiği gibi, AKP dönemi ile FETÖ, Paralel Devlet Aşaması’na geçti. 2010’dan itibaren bu işbirliği bozuldu. 7 Şubat 2012 MİT Müsteşarı’nın tutuklanma girişimi sonrası 17/25 Aralık 2013 operasyonları ile savaşa dönüştü.

2014 sonrası muhalefetle

Peki FETÖ o tarihten sonra ne yaptı? Siyasetçilerle ilişkisi bitti mi? Hayır, tüm gücüyle muhalefetle ilişkiyi girdi. Soru önerge ile TBMM gündemine bile sızdılar. Düşmanı AKP’yi böyle yıkacağını hesapladı. O siyasetçilerin yanına adamlarını yerleştirdi, sahte-gerçek belge sağladı. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra bile yalanlarını muhalefete söyletmeyi başardı. Bugün istisnasız her partide bir şekilde ilişki kurduğu kişiler vardır. FETÖ’nün felsefesi “Her yerde olamazsan hiç bir yerde değilsin” şeklindedir. Aslında bu tartışmayı bizim yurtiçinde yapmamız sonuç vermeyebilir. FETÖ’nün siyasi ayağı “AKP ve MHP’dir” desek birileri, “CHP’, İP, HDP, SP” desek diğerleri tepki gösterecek. Unutmayın, FETÖ siyasetle ilişkisini kurumlar üzerinden değil, kişiler üzerinden yürütür. Bir önerim olacak; FETÖ’nün gazeteci kılıklı üyeleri yurtdışında her gün bir şeyler yazıyor. Hadi hep beraber onlara soralım; FETÖ’nün siyasi ayağı hangi isimlerden oluşuyor?

Kaynak: https://www.posta.com.tr/yazarlar/nedim-sener/fetonun-siyasi-ayagi-2089435


▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄


--Alıntı--

"1.112 15.000 1.500"


Yazı: Nedim Şener 13 Şubat 2019, Çarşamba 08:30

“Bu rakamlar ne?” diye soruyorsunuz değil mi? 1.112 dün hakkında gözaltı kararı verilen FETÖ’cü komiser yardımcısı sayısı, 15.000 savcılıkların yaptığı araştırmaya göre halen Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki FETÖ iltisaklı kişi sayısı, 1.500 yargı çevrelerine göre halen FETÖ iltisaklı olduğu iddia edilen hakim ve savcı sayısı…

Daha çarpıcı nasıl anlatılır bilmiyorum; 15 Temmuz darbe girişimine katılanlar dahil bugüne kadar 15 bin kişi TSK’dan ihraç edildi. Bunların dışında 15 bin isim daha tespit edildi. Daha fazlası olduğu da basına yansıdı. Bunların hepsi devletin resmi rakamları.

Dün, Ankara Cumhuriyet Savcılığı’nın talimatıyla tam 76 şehirde birden 2010 yılında, “polis memurluğundan komiser yardımcılığına geçiş sınavı” usulsüzlüğü ile ilgili operasyon yapıldı. FETÖ’cüler emniyet içerisinde yalnız kritik başkanlıklar, genel müdürlük ya da il müdürlüklerinde değil alt kadrolarda da etkili oldu.

81 ilde 74 müdür!

Müdür, müdür yardımcılıklarının, başkan, başkan yardımcılıklarının, amirlerin, komiserlerin en son polis memurluğundan komiser yardımcılığına geçenlerin de tamamına yakını FETÖ’cülerden oluştu. 81 il emniyet müdüründen 74’ünün FETÖ’cü olduğu, 91 ildeki istihbarat şube müdürlüklerinin 7 bin personelinden 6 bin 500’ünün FETÖ üyesi olduğu bizzat dönemin İçişleri Bakanı Efkan Ala tarafından açıklanmıştı. Bu Emniyet’in durumunu en çarpıcı anlatan rakamdı. FETÖ, 2008 yılından başlayarak 2014 yılına kadar sistematik ve organize biçimde polis okullarındaki soruları örgüt üyelerine verdi. 2010 yılı bunun en üst noktalarından birisiydi. Sınavı kazananların yüzde 95’i FETÖ mensuplarından oluşuyordu. O dönem komiser yardımcısı olan birçok FETÖ’cü itirafçı da oldu. Hepsi, sınavda çıkacak 100 sorudan 90’ının kendilerine verildiğini anlattı.

Bu itiraflara daha sonra değineceğim. Bana bu operasyonda ilginç gelen ayrıntı şu oldu; Bin 112 kişi hakkında gözaltı karar vardı, bunlardan 143’ünün başka FETÖ soruşturmalarından tutuklu olduğu ortaya çıktı. 641 kişi ise dün gözaltına alındı. Ben soruşturma yapan yetkililere, “Görevde olan var mıydı?” dediğimde soru hırsızlığı ile rütbe almış 130 FETÖ mensubunun halen görevi başında olduğunu öğrendim. Ne muhteşem değil mi!!! Kimileri hale işin ciddiyetinde değil, siyasi polemik peşinde.

Sadece 2010 yılı sınavı ile haksız rütbe almış polislerden 130’u emniyet teşkilatı içinde görev yapıyormuş. Diğer yıllarda rütbe alanlar, emniyete girenler. Can sıkıcı değil mi? Peki “TSK içerisinde halen en az 15 bin FETÖ mensubu var” dendiğinde rahat uyuyabiliyor musunuz? Cevap “Evet” ise iyi uykular...

Kaynak: https://www.posta.com.tr/yazarlar/nedim-sener/1112-15000-1500-2088803


▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄


--Alıntı--

"Sahide’nin dramı"

Yazı: Nedim Şener 16 Ocak 2019, Çarşamba 08:30

Bir üniversite’de araştırma görevlisi olarak çalışmakta olan Sahide A., 2012 yılında psikiyatrist olan Fatih Taştan ile görücü usulü evlenir. Fatih Taştan başta apolitik, işinde gücünde bir aile babasıdır.

Ancak 2013’te FETÖ’nün dershanelerinin kapatılma sürecinde bir anda hükümet karşıtı “endişeli bir muhalif” kimliğe bürünür. Sahide, FETÖ yapılanmasından olduğunu sorgulamaya başladığında Fatih Taştan inkar eder ama FETÖ-devlet kavgası sertleştikçe evde de çatışma artar.

Öyle ki; Fatih Taştan, bir gün FETÖ’nün radyo kanalını dinlemesine itiraz eden hamile eşi Sahide’yi arabadan atar. Sahide o gece arkadaşına sığınır.

‘HDP’YE OY ATMAM’ DEYİNCE EVE KİLİTLEDİ

Fatih Taştan, eve dönen eşini “HDP’ye oy atması için” zorlar, kabul etmeyince seçim günü kadını eve kilitler. Sahide uzun aralıklarla kendi anne ve babasında kalır. Ama çocuk sebebiyle boşanma davası açamaz.

Fatih Taştan, 15 Temmuz darbesinden 1 hafta sonra çalışmakta olduğu Çanakkale’de tutuklanır. Karakola giden kadın, eşinin FETÖ itirafçısı olarak ifade verdiğini öğrenip şoka girer. Fatih Taştan, FETÖ’nün Antep yapılanmasında önemli bir konumdadır.

İfadesinde; eşinin nöbete gittiğini söylediği akşamlar FETÖ toplantılarına katıldığını, evlerine FETÖ’cü şahısları çağırdığını isim vererek anlatır. Bu toplantılara gitmesine karşı çıktığını söyler.

Fatih Taştan, itirafçı olmasına rağmen tutuklu kalmıştır çünkü cezaevindeki diğer FETÖ üyeleri onu yönlendirmiş, verdiği ifadeleri reddetmiştir. Sahide boşanma davasını açar.

FETÖ’cü Fatih Taştan, buna karşı banka kartlarını dahi iptal ettirir, çocuğa harcanan süt, bez, kıyafet gibi zaruri harcamaları faizi ile geri talep edip manevi tazminat davası açar.

Hakaretten dava...

Sahide ve yakınlarının evlerine haciz gelir, tüm eşyaları evden alınır. FETÖ’ye ve Fatih Taştan’a hakaret ettiği için hakkında dava açılır. Sahide’nin babası FETÖ mensupları tarafından tehdit edilir.

“FETÖ’cü eşi” olduğu için Sahide, üniversitedeki işine de geri dönemez. Üstüne üstlük, Fatih Taştan, tüm maddi desteğini kestiği iki yıldır açlığa mahkum ettiği çocuğu görme davası açar ve ne tuhaftır ki dava onanır.

Ayda bir çocuğu görme izni verilir. Annenin sinir krizlerine rağmen çocuk, gözyaşları içinde cezaevine götürülür. Sahide ise tam iki yıldır FETÖ’cü eşi Fatih Taştan yüzünden iş bulamaz.

Geliri olmadan, hacizler içinde açlığa mahkum olmuştur. İşin ilginç yanı ailesinin ifadesiyle Sahide, “10 TL’ye muhtaçken”, 2 yıldır cezaevinde olan ve FETÖ’den 7.5 yıla çarptırılan Fatih Taştan her ay devletten maaş almaya devam etmektedir.

Bir yakını şunu söylüyor, “Cezaevindeki azılı FETÖ’cü bir teröristin eli hala bize uzanırken, FETÖ’cü hainlerle mücadelenin samimiyetine inanmakta güçlük çekiyorum.”Şimdi ben soruyorum; Şimdi Sahide ne yapsın?

Kaynak: https://www.posta.com.tr/yazarlar/nedim-sener/sahidenin-drami-2082292



▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄


--Alıntı--

"Devletin parası ‘himmet’e gidiyor mu?"

Yazı: Nedim Şener 14 Ocak 2019, Pazartesi 08:30

Fetullahçı Terör Örgütü’nün 15 Temmuz darbe girişiminden sonra ilan edilen OHAL (Olağanüstü Hal) uygulaması tam iki yıl sürdü ve 2018 yılı Temmuz ayında yürürlükten kalktı. Devletin her yerine musallat olmuş FETÖ’cüler başta olmak üzere, diğer terör örgütleriyle mücadele için çıkartılan OHAL kapsamındaki Kanun Hükmünde Kararnamelerle yüz binden fazla kişi kamudan ihraç edildi. Ancak kurunun yanında yaşın da yandığını, büyük bölümü doğru olsa da yanlış kararlar alındığını gördük. Bu konuda haksızlık yaşamış ve görevine dönmeyi umutla bekleyen binlerce insan var. Haksızlığa uğradığı idare hatta mahkemeler tarafından tescillenmiş gerçek mağdurlar işini kaybettiği için evini geçindiremiyor.

SGK’ya kayıt düşüldüğü için başka yerde çalışamıyor hatta eşi ve okulda okuyan çocuğu bile mağdur oluyor. Buna karşın FETÖ’cü olduğunu itiraf ettiği halde maaşını alanların da olduğu anlatılıyor. “Nasıl yani, FETÖ’cü olduğu bilindiği halde devletten maaş alan mı var?” diye sorduğunuzu biliyorum.

Savcılık ve Emniyet’in elindeki rakamları öğrenince ben de aynı şaşkınlığı yaşadım. OHAL kapsamında son KHK 2018 yılı Temmuz ayında yayınlandı. O tarihten bu yana KHK uygulaması kalktı dolayısıyla ihraç kararları da alınmıyor. Öte yandan basına da yansıdığı gibi özellikle TSK’da FETÖ temizliği son hızla devam ediyor. Savcılık ve Emniyet’in çalışmaları sonucunda ihraç edilen 15 FETÖ üyesinden sonra 15 bin yeni isim daha belirlendi.

Yarısı itirafçı oldu

Bunlara yönelik operasyonlardaki son rakamları vereyim; Son KHK sonrası yani Temmuz 2018 ile 10 Ocak 2019 arasında yapılan operasyonlarda toplam 4 bin 340 TSK mensubu FETÖ şüphelisi olarak gözaltına alındı. Bunlardan 2 bin 183’ü itirafçı oldu ve adli kontrolle serbest bırakıldı. Bin 565 kişi ise delillere göre tutuklandı.

398 kişi delil yetersizliği gibi sebeplerle serbest kalırken 332 kişi ise firari durumda. Ve bu kişilerden hiç biri kamudan ihraç edilmedi. Rakamları toplayarak tekrar ediyorum, gözaltına alınan 4 bin 340 kişiden 2 bin 183’ü örgüt üyeliğini itiraf ederek serbest kalmış, 1.565 kişi ise tutuklanmış, 332 kişi ise suçunu biliyor olmalı ki, firar etmiş durumda. Yani yeterli delil olmayan 398 kişinin dışındaki herkesin FETÖ ile örgüt ilişkisi bir şekilde tespit edilmiş, geçici görevden alınsa bile ihraç edilmediği için tüm yasal haklarını kullanıyorlar. Bunun anlamı şu; Geçici görevden alınmış FETÖ’den tutuklular dahil bu kişiler maaşlarını alıyorlar, lojmanlarda oturuyorlar, askeri tesislerden ve orduevlerinden de yararlanıyor. Benim merak ettiğim şey ise şu; Devletin gerçek mağdurlardan esirgediği ama FETÖ’cülere ödenen bu kaynaklardan FETÖ’ye himmet gidiyor mu acaba?

Kaynak: https://www.posta.com.tr/yazarlar/nedim-sener/devletin-parasi-himmete-gidiyor-mu-2081799


▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄


--Alıntı--

"15 bin FETÖ’cü havuzu"

Yazı: Nedim Şener 11 Ocak 2019, Cuma 08:30

15 Temmuz darbe girişiminden sonra, 2016 yılı Kasım ayında FETÖ üyelerinin itiraflarıyla ortaya çıkan ve 2017 yılı Mart ayından itibaren operasyona dönüşen “ankesörlü hat” konusunda veri havuzu oluşturuldu.

Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığı bünyesinde savcılıklarla yapılan çalışmayla oluşturulan bilgi havuzunda Türk Silahlı Kuvvetleri’nde görevli 15 bin FETÖ iltisaklı personelin bilgileri yer alacak. Ağırlıklı olarak İstanbul ve Ankara savcılıklarının yaptığı ankesörlü hat operasyonları, bilgi havuzunun diğer illerin savcılıklarına açılması sonrası tüm Türkiye’ye yayılacak.

4 bin 20 sabit hat

FETÖ’cülerin itiraflarına göre örgüt, TSK, yargı, sivil bürokrasideki üyeleriyle 7 Şubat 2012 tarihinden sonra kartlı “ankesörlü telefon” kullanımına, iz bıraktığı gerekçesiyle son verdi. Bu tarihten sonra örgüt, büfe, market, kuruyemişçi gibi işyerlerinde para ile görüşme yapılan sabit hat kullanımına geçti.

Bu nedenle bilgi havuzunda, bir kısmı kamu binalarında da olan ve Türkiye çapında sayısı 100 bini geçen “ankesörlü hat” bilgileri yer almayacak. Yapılan araştırmaya göre bilgi havuzunda İstanbul’da sayısı 678 diğer illerde ise 3 bin 342 büfe, market ve kuruyemişçi gibi işyerlerindeki telefon hatları ve bunlar üzerinden görüşme yapılan TSK personeliyle ilgili bilgiler bulunacak. Bilgi havuzunda, Türkiye çapındaki 4 bin 20 hat üzerinden FETÖ’nün sivil imamlarının görüşme yaptığı 15 bin TSK personelinin iletişim bilgileri yer alacak.

İtirafçılar havuza…

Bilgi havuzunun kötüye kullanımını önlemek, hata ya da karışıklık yapılmaması için şu yol izlenecek; öncelikle isteyen adli makam her numarayı araştıramayacak. TEM Dairesi bünyesindeki bilgi havuzunda inceleme yapmak için, hakkında araştırma yapılacak kişi ya da söz konusu hat ile ilgili soruşturma olması şartı aranacak. Yani kişinin adının bir soruşturma dosyasında olmasına ya da ifadede geçip geçmediğine bakılacak.

İkinci adımda sabit hattan aranan kişinin numarası, ilgili ilin emniyet müdürlüğü tarafından araştırılarak rapora bağlanacak. Üçüncü adımda ise o kişinin sosyal güvenlik kayıtları çıkarılacak. Bu şartlar yerine getirildiğinde savcılıklar, TEM Dairesi Başkanlığı’na belgelerle başvurarak bilgi havuzuna giriş yapacak ve o kişi ile ilgili verilere ulaşabilecek.

Soruşturma konusu hatla görüşmesi varsa, sayısı ve yeri ile ilgili bilgilere ulaşılacak. Bu ay ortasından itibaren açılması beklenen sistemle TSK’daki 15 bin FETÖ mensubu çok uzun olmayan bir sürede temizlenecek. Bu soruşturma kapsamında gözaltına alınanların yüzde 48’i itirafçı olmuştu. Sayının artmasını beklemek sürpriz olmaz.

Kaynak: https://www.posta.com.tr/yazarlar/nedim-sener/15-bin-fetocu-havuzu-2081252


▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄


--Alıntı--

"‘Bekle ve al’ taktiği"

Yazı: Nedim Şener 09 Ocak 2019, Çarşamba 08:30

Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki Fetullahçı Terör Örgütü mensupları ile örgütteki yöneticileri “sivil mahrem imamların” 2012 yılından itibaren sistematik şekilde haberleşmek için kullandığı ankesörlü hat operasyonlarında yeni bir boyuta geçildi. Buna “Bekle ve al” yöntemi de denilebilir.

15 Temmuz darbe girişiminden sonra 2016 yılı Kasım ayında itiraflarla ortaya çıkan ve 2017 yılı Mart ayından itibaren operasyona dönüşen ankesörlü hat konusundaki incelemeler sonucunda TSK içerisinde 15 bine yakın yeni isim belirlendi. Özellikle 4 bin isim belirleyen İstanbul Cumhuriyet Savcılığı ile 8 bine yakın isim belirleyen Ankara Cumhuriyet savcılıkları her hafta yüzlerce kişiyi gözaltına alıyor. Her operasyon sonrası hep şu soru gündeme geliyor; “Madem bu kadar isim belirlendi neden hepsi birden alınmıyor?”

Savcılıkların buna verdiği cevap,“4 günlük gözaltı süresi içinde binlerce kişiyi sorgulamak, savunmalarını almak mahkemeye sevk etmek mümkün değil” oluyor.

Bir nedeninin de “Bekle ve al” taktiği olduğunu pazartesi günü Ankara’da yapılan son operasyon olduğunu öğrendim.

KKK’da kaldı 1.700

Hafta başında yapılan operasyonda Kara Kuvvetleri Komutanlığı’ndan 1 albay, 9 yüzbaşı, 90 üsteğmen olmak üzere toplam 100 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanların 99'unun muvazzaf ve aktif görevde olduğu açıklandı. İşte “Bekle ve al” taktiği bu noktada devreye giriyor. Soruşturma konusu kişiler muvazzaf yani karargah ve birliklerde görev yaptığı için geçici görevden uzaklaştırılan, görevden alınan ya da emekli olanlardan faklı bir yöntem izleniyor. Verilen bilgiyi göre, bu pazartesi günü gözaltına alınan 99 kişinin isim listesi ekim ayından beri Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın elinde. Savcılık ve Emniyet ile yapılan görüşmeler sonucunda görevi başında olanlar, görev yerleri değiştirilmeden pasife alınarak bu sürede takip ediliyor. Karargah ve birliklerde görev yapan muvazzaf subayların bu süre içinde görüştüğü kişiler, yakın ilişki çevresi tespit ediliyor. Sivil imamlarla görüşmeleri izleniyor. Öyle ki, listede ismi olan ve aynı yerde görev yapanların öğlen yemeklere beraber çıktıkları bile tespit edilebiliyor. Böylece ankesörlü hat ile görüştüğü tespit edilenlerin örgüt bağlantısı daha da delillendirilmiş oluyor.

Bu operasyon öncesi Kara Kuvvetleri’nde listede 1.800 isim vardı, 100’ü gözaltına alındı kaldı 1.700 isim. “Bekle ve al” yöntemiyle bakalım onlardan hangi delillere ulaşılacak.

Kaynak: https://www.posta.com.tr/yazarlar/nedim-sener/bekle-ve-al-taktigi-2080740


▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄


--Alıntı--

"Deliller ve yalanlar"

Yazı: Nedim Şener 04 Ocak 2019, Cuma 08:30

15 Temmuz darbe girişiminden bu yana geçen iki buçuk yılda Fetullahçı Terör Örgütü elebaşı Gülen’in Türkiye’ye teslim edilmesi ilgili Amerika’ya toplam 7 iade talepnamesi gönderildi, yetkililerle de 6 kez görüşme yapıldı. Bu cümle bile Amerika’nın amacının FETÖ elebaşının Gülen’in iadesi değil oyalama olduğunu gösteriyor. İlk 5 temas, heyetlerin görüşmesi şeklinde gerçekleşti, 6'ncısı ise biraz farklı. Amerika’dan Ankara’ya gelen heyet daha teknik bir grup. İçerisinde FBI görevlileri de var. Heyet, 15 Temmuz darbe girişimine aktif olarak katılan ve 16 Temmuz sabahı, Harun Biniş, Nurettin Oruç, Hakan Çiçek ve Adil Öksüz ile gözaltına alınıp tutuklanan darbenin sivil imamlarından Kemal Batmaz’ın ifadesini de aldı.

Kemal Batmaz’ın ifadesinin alınması 2 açıdan önemli. Birincisi, FBI, Amerika’da FETÖ’nün yönettiği okullardaki usulsüzlüklere yönelik soruşturma; çünkü Kemal Batmaz'ın oradaki okullarda ortak ve yönetici olan FETÖ’cülerle bağlantısı olduğu iddiası var. Ayrıca Amerika’ya girerken kalacağı adres konusunda sahte beyanda bulunduğu da tespit edilmiş. İkinci ve Türkiye açısından asıl önemli konu, Kemal Batmaz’ın FETÖ elebaşı Gülen bağlantısı.

Darbe toplantıları

FETÖ, 15 Temmuz 2016 tarihindeki darbe girişimi ile ilgili ilk toplantıyı Ankara’da bir villada Adil Öksüz başkanlığında bazı subayların katılımıyla 27 Aralık 2015 günü yaptı. O toplantıda Kemal Batmaz da bulunuyordu. Öksüz, toplantıdan 3 gün sonra 31 Aralık 2015’te, Kemal Batmaz da ondan bir gün sonra 1 Ocak 2016’da Fetullah Gülen ile görüşmek için Amerika’ya gitti.

Kemal Batmaz 1 Ocak 2016 günü havaalanına indiğinde, gümrük görevlileri tarafından sorgulandı, kalacağı adres sorulduğunda, verdiği cevap tutanağa şöyle geçirildi; “… İlk akşamını, 169 Clinton Caddesi Newark New Jersey adresindeki Riviera Otelinde geçirecektir. Bundan sonraki zamanında Pensilvanya’da İmam Muhammed Fetullah Gülen’in yanında kalacaktır.” Kemal Batmaz, darbe planlama sürecinde Adil Öksüz ile 12 kez Amerika’ya gitti. En son TSK’daki FETÖ mensubu subaylarla 6-9 Temmuz tarihlerinde yapılan son toplantı sonrası Adil Öksüz ile 11-13 Temmuz tarihleri arasında Pensilvanya'ya gitti. Kemal Batmaz yakalandıktan sonra tüm bu ilişkileri reddetti, FETÖ elebaşı Gülen’i de Adil Öksüz’ü de tanımadığını söyledi. Oysa Adil Öksüz ile 2010’dan sonra 925 bilinen telefon görüşmesi vardı. Adil Öksüz’ün kayınbiraderi Abdülhadi Yıldırım ile Garmet isimli şirkette ortak görünüyordu. Dahası Adil Öksüz’ün karısı Aynur Öksüz, Kemal Batmaz’ın ortağı olduğu Gurmed Ltd şirketinde sigortalıydı. Kemal Batmaz mahkemede olduğu gibi tüm bu delilleri reddedecektir. Önemli olan ABD’li heyetin tutumu; ya Kemal Batmaz’ın söylediği yalanlara inanmış görünecekler ya da bu deliler ışığında Kemal Batmaz üzerinden FETÖ elebaşını Türkiye’ye iade edecekler. Sizce?

Kaynak: https://www.posta.com.tr/yazarlar/nedim-sener/deliller-ve-yalanlar-2079620

[Edited at 2019-02-17 06:25 GMT]
Collapse


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 18:31
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
~ Feb 17

--Alıntı--

"TSK’da 15 bin FETÖ’cü daha tespit edilmişken, biz..."

Yazı: Nedim Şener 14 Aralık 2018, Cuma 08:30


-Fetullahçı Terör Örgütü’nün 15 Temmuz 2016 darbe girişimine 5 bin 500 civarında subay ve astsubay karışmış ve yargılanırken,

- Aradan geçen iki buçuk yılda 8 bin kişi daha tespit edilip toplamda 15 bin FETÖ’cü ihraç edilmişken,

- Darbe girişimine katılanlardan bir bu
... See more
--Alıntı--

"TSK’da 15 bin FETÖ’cü daha tespit edilmişken, biz..."

Yazı: Nedim Şener 14 Aralık 2018, Cuma 08:30


-Fetullahçı Terör Örgütü’nün 15 Temmuz 2016 darbe girişimine 5 bin 500 civarında subay ve astsubay karışmış ve yargılanırken,

- Aradan geçen iki buçuk yılda 8 bin kişi daha tespit edilip toplamda 15 bin FETÖ’cü ihraç edilmişken,

- Darbe girişimine katılanlardan bir buçuk kat daha fazla olan bu 8 bin kişinin yüzde 46’su itirafçı olmuşken,

- Ankara Cumhuriyet Savcılığı tarafından yürütülen “ankesörlü hat” soruşturmasında 8 bin, İstanbul Cumhuriyet Savcılığı tarafından yapılan soruşturmada 4 bin 500 civarında olmak üzere, diğer illerle birlikte TSK bünyesinde 15 bine yakın FETÖ’cü subay, astsubay daha isim isim tespit edilmişken,

- 15 Temmuz öncesi yargıda 5 bin 500 dolayında FETÖ’cü hakim ve savcının olduğu açıklanmasına rağmen 4 bini açığa alınmış, HSK Başkanvekili Mehmet Yılmaz, “Yargıda FETÖ temizliğinin tam olarak yapıldığı söylenemez” demişken,

- FETÖ’cü olduğu bilinen açıkça bilinen işinsanları tartışmalı biçimde takipsizlik kararları verilip kurtulurken, KHK ile işten atılan memurlar aldıkları takipsizlik, beraat kararlarına rağmen görevlerine iade edilmezken,

- Tıpkı TSK’da olduğu gibi sivil bürokrasi de FETÖ”nün kripto yapılanması olduğu tespit edilmişken, Faaliyete devam…

- Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği’nde bile FETÖ operasyonu yapılırken,

- Yurtdışına firar eden sivil ya da eski TSK mensubu FETÖ’cü teröristler Türkiye hakkında her gün bir yalan üretirken,

- Firari FETÖ üyeleri sahte isimlerle açtıkları hesaplar ile sosyal medya üzerinden her gün algı operasyonu yaparken,

- FETÖ ile mücadele eden isimleri ev adresleri hatta aile üyelerinin isimlerini açıkça yazıp hedef göstererek tehdit ederken,

- Bizzat FETÖ elebaşı Gülen tarafından ya da sözcüleri tarafından 2019 yılına yönelik mesajlar verip, “Dayanın, az kaldı” diye sahte de olsa umut dağıtılırken,

- Tutuklanan FETÖ üyeleri tahliye olduktan sonra da hâlâ toplantılar yapıp para toplayıp, yeniden yapılanma için örgütlenirken,

- Tutuklu FETÖ’cüler cezaevlerinde örgüt faaliyetlerine devam ediyorken,

-Türkiye’nin sözde “müttefiki” olan ABD ve Avrupa ülkeleri FETÖ’cüleri korurken,

-Türkiye klasörler dolusu somut delillerle dünya üzerinde 243 FETÖ üyesinin iadesini talep ederken bugüne kadar yalnızca iki kişinin (Romanya) iadesi mümkün olmuşken, Türkiye’de FETÖ ile mücadele adına Sözcü yazarı Emin Çölaşan ve Necati Doğru hakkında 15 yıla varan hapis istemiyle açılan davayı tartışıyoruz. Tehlikenin gerçekten farkında mısınız?

Kaynak: https://www.posta.com.tr/yazarlar/nedim-sener/tskda-15-bin-fetocu-daha-tespit-edilmisken-biz-2074805


▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄


--Alıntı--

"FETÖ’cüleri panikleten rakamlar"

Yazı: Nedim Şener 17 Aralık 2018, Pazartesi 08:30

Fetullahçı Terör Örgütü elebaşı Gülen ve yurtdışına kaçan firari eski TSK mensubu üyeleri FETÖMETRE ile “ankesörlü hat” operasyonlarından çok rahatsız. FETÖ elebaşının gözünde yargı, polis, eğitim, istihbarat bir yana, TSK’daki mahrem yapılanma bir yanadır. Türkiye’de yönetimi ele geçirmenin en kestirme yolunun TSK’da örgütlenmekten geçtiğini düşünür. TSK’daki FETÖ temizliği bu yüzden onları çok rahatsız ediyor.

Bilindiği gibi 15 Temmuz darbe girişimine katılmış 5 bin 600 dolayındaki FETÖ’cü subay-astsubay dışında 9 bin kişi de “Ankesörlü hat” ve FETÖMETRE ile ihraç edildi. Toplam ihraç rakamı 15 bini geçti. Gözaltına alınanların yüzde 46’sının tutuklanmama karşılığı itirafçı olması bu yöntemlerin etkisini gösteriyor. 15 bin ihraç edilen kişiden sonra 15 bin yeni isim daha yine bu yolla tespit edildi. Sonuçlarını hep beraber görüyoruz; her hafta 50 ile 100 arasında TSK mensubu FETÖ operasyonunda gözaltına alınırken, geçen hafta İstanbul Cumhuriyet Savcısı Can Tuncay’ın yürüttüğü operasyonda albay, yarbay ve binbaşıların da aralarında olduğu 219 muvazzaf TSK mensupları gözaltına alındı.

7 Şubat 2012’den sonra

Belki Türkiye’de gündemin birinci sırasına oturmadı ama FETÖ elebaşı ve firari FETÖ’cüler bunun ne anlama geldiğini çok iyi biliyor; TSK içindeki 15 bin isim kısa sürede temizlenecek. Nitekim Emniyet Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığı Türkiye çapında ankesörlü hat operasyonu ile ilgili veri deposunu oluşturdu. Türkiye genelinde FETÖ’nün sivil mahrem imamlarının 3 bin 337 büfe, market ve bayii gibi sabit hat üzerinden TSK mensubu kripto üyeleriyle görüştüğü belirlendi. İtirafçı FETÖ üyeleri bu yönteme 7 Şubat 2012 MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın tutuklanma girişiminden sonra, takibe takılmamak için geçildiğini anlattı. Yapılan çalışmaya göre sivil mahrem imamlar, TSK içindeki kripto elamanlarla İstanbul’da 480, Ankara’da 477 adet sabit hat üzerinden görüşme yaptılar. İtiraflar ve teknik çalışmalar, “yüz yüze konuşmak” amacıyla buluşma yer ve saatini bildirmek için yapılan 10 saniye kadar süren sabit hatlarla görüşmenin FETÖ’nün bir iletişim yöntemi olduğunu ortaya koydu. Ankesörlü hat operasyonunun örgüt üyelerinin tespitte etkili bir yöntem olduğunu anlamak için sadece İstanbul’daki 480 sabit hat üzerinden TSK’daki FETÖ üyesi askerlerle mahrem imamların yıllar itibarıyla görüşme sayılarına bakmak yeterli…

2012 17.405

2013 23.933

2014 25.693

2015 10.665

2016 3.192

2017 859

2014 yılında TSK içindeki FETÖ’cü askerler, sivil imamlar tarafından 25 bin kez aranırken 15 Temmuz 2016 darbe girişiminden sonra bu rakam hızla 3 bin 192’ye indi. 2017’de ise İstanbul’da sabit hatla cep telefonu aranan TSK mensubu 859’a düştü. Bu rakam bile ankesörlü hat aramalarının FETÖ’yü deşifrede önemli bir delil olduğunu gösteriyor. FETÖ’nün paniği de bundan.

Kaynak: https://www.posta.com.tr/yazarlar/nedim-sener/fetoculeri-panikleten-rakamlar-2075420

[Edited at 2019-02-17 06:46 GMT]
Collapse


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 18:31
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
~ Mar 4

--Alıntı--


"TUS sorularının çalındığı iddiasının merkezinde bu kez hangi Cemaat var"


Yazı: Fethi Yılmaz - 04.03.2019 12:39

Tıpta Uzmanlık Sınavı (TUS) sonrasında ÖSYM’nin soruları ve cevap anahtarını yayımlamadan önce sınav soruları sosyal medyada yer aldı. 24 Şubat 2019 Pazar günü gerçekleşen Tıpta Uzmanlık Sınavı öncesinde soruların Whatsapp gruplarında paylaşıldığı iddia edilirken, TU
... See more
--Alıntı--


"TUS sorularının çalındığı iddiasının merkezinde bu kez hangi Cemaat var"


Yazı: Fethi Yılmaz - 04.03.2019 12:39

Tıpta Uzmanlık Sınavı (TUS) sonrasında ÖSYM’nin soruları ve cevap anahtarını yayımlamadan önce sınav soruları sosyal medyada yer aldı. 24 Şubat 2019 Pazar günü gerçekleşen Tıpta Uzmanlık Sınavı öncesinde soruların Whatsapp gruplarında paylaşıldığı iddia edilirken, TUS sorularının çalındığı tartışmaları gündeme gelmişti.

Sınav sorularının çalındığı iddiaları üzerine ÖSYM açıklama yaptı. TUS soruları ve cevap anahtarının çalındığı iddialarının odağındaki TUSDATA isimli dershane de konuyla ilgili açıklama yaptı. Ancak TUSDATA isimli dershanenin kurucularının cemaat bağlantıları dikkat çekti.

TUSDATA VE ÖSYM AÇIKLAMALARINDA NELER SÖYLEDİLER

TUS’a giren doktorların Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’ne yaptıkları şikayetler ve söyledikleri, “sınav soruları çalındı mı” sorularını kuvvetlendirdi. Sınava giren M. İsimli bir doktor konuyla ilgili, "Bugün TUS dershanesine gitmeden başarı elde etmek çok zor” dedikten sonra, “Sızıntı iddiasının odağındaki TUS dershanesinin sınav öncesi 50 kişilik özel gizli grup oluşturduğunu ileri sürülüyor. Sınav soruları derece yapmaları için bu özel gruba verildi iddiası var. Bir de yüzde 98 soru tutturma, çıkan tüm sorulara referans spot bilgi paylaşımı sızıntı ihtimalini kuvvetlendiriyor. Binlerce tıp doktorunun emeğinin çalınmasına sessiz kalınmamalı” iddialarında bulunmuştu.

Konuyla ilgili sosyal medyada ve farklı mecralarda da iddialar dile getirilmesi üzerine, TUSDATA isimli dershane açıklama yaparak, sınava giren hocalarının soruları ezberleyerek daha sonra sosyal medyadan paylaştığını ifade etmişti.

TUSDATA’nın yaptığı açıklama şöyle:
1


Konuyla ilgili CİMER’e yapılan şikayete ÖSYM’nin Hukuk Müşavirliği yanıt vermişti. ÖSYM açıklamasında, TUSDATA’nın “soruları ezberledik” şeklindeki açıklamasına yer verdi ve sorular ÖSYM'den iki gün erken açıklandığı için telif hakkı konusunda yasal işlem başlatılacağı ifade edildi.

ÖSYM Başkanlığı Hukuk Müşavirliği’nin CİMER’e yapılan şikayete şöyle yanıt vermişti:

“ÖSYM tarafından gerçekleştirilen sınavlarda, sınavlara giren bazı adaylarca sınav esnasında sorular ezberlenerek (bazen farklı adaylarca sınav esnasında ezberlenen sorular sınavdan sonra bir araya getirilerek) sınav sonrasında facebook, twitter, instagram, whatsapp, youtube gibi sosyal medya platformları üzerinden paylaşılabilmektedir.

Nitekim CİMER başvurunuza konu TUSDATA yayınevi tarafından yapılan kamuoyu açıklamasında; yayınevinin kendi hocalarının sorularda hata olup olmadığını saptamak için 2019-TUS sınavına girdiği ve sınav sonrasında soruları orijnaline en yakın şekilde çıkartarak soruları sınav bittikten sonra whatsapp üzerinden paylaştıkları açıkça ifade edilmiştir.

Telif hakkı Başkanlığımıza ait olan sınav soru ve cevaplarının 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa aykırı olarak Başkanlığımızın yazılı izni olmaksızın yayınlanması suç teşkil ettiğinden sınav sonrasında soruları izinsiz yayınlayan kişiler hakkında suç duyurusunda bulunulmakta ve aynı zamanda erişimin engellenmesi kararı verilmesi, Sulh Ceza Mahkemesi Hakimliğinden talep edilmektedir.

İlgili CİMER başvurusuna konu 24.02.2019 tarihinde gerçekleştirilen 2019-TUS sınavı ile ilgili olarak sınav sona erdikten saatler sonra bazı sona sorularının Başkanlığımızın telif haklarını ihlal ederek yayınlanması nedeniyle ilgili kişi ve kurumlar hakkında gerekli yasal işlemler başlatılmıştır.

Bilgilerinize sunulur.”

TUSDATA DERSHANESİ VE İSKENDERPAŞA CEMAATİ BAĞLANTISI

Sağlık Bakanlığı’ndaki Menzil Cemaati örgütlenmesi bir sır değil. Eski Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın uzun süre koltuğunu koruması ardında da Menzil Cemaati vardı. Öyle ki, Recep Akdağ’ın Menzil Cemaati’nin lideri Abdulbaki Erol’la yaptığı telefon görüşmeleri de tartışmalara neden olmuştu.

Menzil Cemaati’nin Sağlık Bakanlığı’nı adeta tam anlamıyla ele geçirmesi üzerine, 24 Haziran seçimleri sonrasında Sağlık Bakanlığı’na İskenderpaşa Cemaati’ne mensup Fahrettin Koca getirildi. Menzil’e karşı panzehir olarak Sağlık Bakanlığı’nın verildiği İskenderpaşa Cemaati’ne ilişkin de tartışmalar devam ediyor.

Sağlık Bakanlığı’ndaki Menzil-İskenderpaşa kavgasının yansımaları gün geçtikçe daha sık görülmeye başlandı.

2019-TUS sorularının sızdırıldığı yönündeki iddiaların merkezinde olan TUSDATA’nın kurucuları arasında yer alan Uzman Doktor Sami Selçukbiricik’in bağlantıları da dikkat çekiyor.
2

Doktor Sami Selçukbiricik, TUSDATA’nın kurucuları olmasının yanı sıra, çeşitli illerde yapılan TUSDATA seminerlerine konuşmacı olarak katılıyor ve TUSDATA sitesinde köşe yazarlığı yapıyor.
3

Sami Selçukbiricik’in TUSDATA dışında da birçok kurumda çalışıyor.

İstanbul’da İskenderpaşa Cemaati’nin lideri Muhammed Nureddin Coşan’ın vakfettiği “Asfa Eğitim Vakfı” kurulmuştu.
4

8 Kasım 2014 tarihinde derneğin kuruluşu Resmi Gazete de yer aldı. Kurucusunun İskenderpaşa Cemaati’nin lideri Muhammed Nureddin Coşan olan Asfa Eğitim Vakfı’nın amacı Resmi Gazete de şöyle yer aldı:

“Vakıf’ın esas amacı; vakıf senedinin başlangıç kısmında belirtilen misyonu gerçekleştirecek faaliyetlerde bulunmaktır. Öğretim-eğitim hizmetleri yanında, sağlık, kültür, bilim, sanat, sosyal, çevre gibi kamu yükümlülüklerini azaltmaya katkıda bulunmak amacı ile kamu hizmetleri içerisinde yer alan hizmetleri gerçekleştirecek faaliyetlerde bulunmak. Vakıf’ın esas amacı çerçevesinde olmak üzere, özellikle halen Asfa Eğitim Kurumları olarak öğretim ve eğitim hizmetlerini sunmakta olan eğitim kurumları ile başlangıç kısmında belirtilen kurucunun ve /veya Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN’ın katkıda bulunduğu, kuruluşuna öncülük yaptığı, eserlerinin yayınlandığı basın-yayın kuruluşları; sosyal, kültürel, sanat ve sağlık alanlarındaki kuruluş ve projeleri başta olmak üzere vakıf amacı’na uygun faaliyetlerde bulunan tüm kuruluşları ve projeleri tüm yönleri ile desteklemek.”
5

Resmi Gazete de vakfın yönetim kurulu da yer aldı.

İskenderpaşa Cemaati’nin Asfa Eğitim Vakfı yönetim kurulunda, TUS sorularını sızdırdığı öne sürülen TUSDATA’nın kurucusu Sami Selçukbiricik’in adı da geçiyor.

Sami Selçukbiricik, İskenderpaşa Cemaati’nin Asfa Ferda Koleji Yönetim Kurulu Başkanı olarak da görev yaptı.

İşte tüm bu nedenlerle kimilerinin parmağı İskenderpaşacıları gösterirken, İskenderpaşacılar ise söz konusu sızıntıların kendilerine karşı bir başka cemaatin kimilerine göre Menzilcilerin kumpası olduğunu söylüyor.

Türkiye, cemaatlerin devlete yerleşmesi ile birlikte ÖSYM sınavlarında yaşanan hırsızlıkları geçmişte çok yaşadı.

Dün FETÖ’nün yaptığı sınav hırsızlıklarının sonucunda Türkiye hala bedel öderken, bugün devlete yerleştirilen başka cemaatler üzerinden yine aynı iddiaların konuşulması, “Ne zaman ders alacağız” sorularını da beraberinde getiriyor.


Kaynak: https://odatv.com/tus-sorularinin-calindigi-iddialarinin-merkezinde-bu-kez-hangi-cemaat-var-04031942.html


▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄

ADO_NOT: Atatürk'ün ileri görüşlülüğü sayesinde birçok devrim yasası çıkmıştı o zamanlar. Son FETÖ kalkışmasında kör göze parmak misali neyin ne olduğunu gör(e)meyenler de uçak sesleriyle titrediler, bombalarla uyandılar... TR'deki tüm tarikat-cemaat ve türevleri tez elden kapatılmalıdır. Devlet gereğini yapmalıdır. Otorite olarak ve dini görevler için Diyanet İşleri Başkanlığı kadrosu yeter de artar bile. Alevi yurttaşlarımızın sorunları var, onlar da bir şekilde çözülmeli. Vergiyi herkes veriyor (en baba vergi KDV)...




[Edited at 2019-03-05 10:41 GMT]
Collapse


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 18:31
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
~ Mar 4

--Alıntı--


"Devlet göz göre göre kaçan savcı için ilan verdi"

HSK Genel Sekreterliği, firari FETÖ’cü Celal Kara hakkında gazeteye ilan verdi.



Odatv - 05.03.2019 13:21

//FETÖ’cü ünlü kaçak ex savcı Celal Kara///1de

//Mahşerin iki atlısı; Fetullahçı Terör Örgütü militanı 2 ex savcı ikbal günlerinde (Zekeriya Öz ve Celal Kara)///35l


Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Genel Sekreterliği, firari FETÖ’cü Celal Kara hakkında gazeteye ilan verdi.

Hürriyet gazetesinde yayımlanan ilanda Celal Kara için “İstanbul eski, hâlen Afyonkarahisar Cumhuriyet Savcısı iken, meslekten çıkartılan” denildi.

“MESLEĞİN ŞEREF VE ONURUNU BOZAN…”

Kara’nın adresinin “meçhul” olduğunun belirtildiği ilanda şunlar kaydedildi:

“İstanbul eski hâlen Afyonkarahisar Cumhuriyet Savcısı iken, hakkında yürütülen farklı bir soruşturma dosyasında. Hâkimler ve Savcılar (Yüksek) Kurulu İkinci Dairesince meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılan Cumhuriyet Savcısı (36921) Celal KARA'nın;

Fetullah Gülen in liderliğini yaptığı Paralel Devlet Yapılanması (PDY) adlı örgüte üye olduğu;

Anılan örgütün Hükümet politikasından duyduğu rahatsızlık nedeniyle de Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Hükümetini, gerek yurt içinde gerekse uluslararası platformda zor durumda bırakmak ve itibarsızlaştırmak için İstanbul Emniyet Müdürlüğünde görevli bir kısım polis amir ve memurlarıyla fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek, ayrıca bu yapının kontrolündeki basın ve yayın kuruluşlarının da desteğim alarak, yapının gayesi doğrultusunda planlı ve sistematik bir şekilde yürütülen bir organizasyonun parçası olarak. Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırarak görevlerini yapmasını engellemeye teşebbüs etmek suretiyle, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte hükümlülüğü gerektirir suçlar işlediği.”

“EKONOMİNİN BOZULMASINA VE HALK BANKASININ ZARARA UĞRAMASINA NEDEN OLDUĞU…”

HSK’nın ilanında ayrıcı şunlar kaydedildi:

“Bu kapsamda:

1) İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı çalışma talimatına aykırı davranmak suretiyle. Türkiye Cumhuriyeti bakanlarına suç isnadını içeren 2012 120653 sayılı soruşturma evrakını uhdesinde tuttuğu. Cumhuriyet başsavcısı ya da başsavcı vekili tarafından yürütülmesi için özel soruşturma bürosuna devretmediği,

2) Aynı soruşturmada: hedef şahıslar olmadıkları, dolayısıyla haklarında verilmiş bir mahkeme kararı da bulunmadığı halde yasama dokunulmazlığı bulunan 61. Hükümetin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 16.03.2013 günlü 1 adet. Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayanın 29.09.2012- 25.10.2013 tarihleri arasında 27 adet. AB Bakanı Egemen Bağış’ın 24.01.2013-12.10.2013 tarihleri arasında 30 adet, içişleri Bakanı Muammer Gülerin 20.05.201317.12.2013 tarihleri arasında 42 adet hedef şahıslarla olan görüşmelerini kayıt altına aldırıp tape haline getirttiği, CMKnın 138. maddesinde belirtilen hükümler çerçevesinde işlem yapmadığı, zira Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 14 04 2006 gün 2007 5.MD-23 2007 167 sayılı kararında geçen tesadüfen elde edilen bu kanıt üzerine, ilk görüşmenin tespitinden sonra değil, bütün görüşmeler kayıt edildikten sonra durum Cumhuriyet savcılığına bildirilmiş, sanık hakkında herhangi bir iletişimin tespiti kararı olmaksızın tespit yapılmış olduğundan, bu tutanaklar yasa dışı elde edilmiş kanıt niteliğindedir. Yasa dışı elde edilen bir kanıtın ise soruşturma ve kovuşturma aşamasında kullanılması olanaklı bulunmamaktadır' hükmüne aykırı davrandığı,

3) Yine aynı tahkikatta: Anayasanın 100. ve TBMM içtüzüğünün 107. maddelerinde yer alan Başbakan veya bakanlar hakkında, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının en az onda birinin vereceği önerge ile soruşturma açılması istenebilir. Meclis, bu istemi en geç bir ay içinde görüşür ve gizli oyla karara bağlar hükmüne aykırı surette Türkiye Cumhuriyeti 61. Hükümetinin Kabine Üyeleri Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, İçişleri Bakanı Muammer Güler ve AB Bakanı Egemen Bağış ile ilgili soruşturma yürüterek suç isnadında bulunduğu, kolluğa hazırlattığı fezlekede adı geçenlere ait çok sayıdaki telefon görüşmelerine yer verdirttiği.

4) Yürüttüğü 2013-24880 sayılı soruşturmada 16. Sulh Ceza Mahkemesinin 13.12.2013 gün 2013-597 değişik iş sayılı kararı ile şüphelilerden Bora Selim e ait. 18. Sulh Ceza Mahkemesinin 17.12.2013 gün 2013-697 değişik iş sayılı kararı ile şüphelilerden Mustafa Demir e ait telefonlar için 3'er ay sure iletişimin tespit ve kayda alınması ile sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi yönünde karar aldığı, yine uhdesinde bulunan 2012- 120653 sayılı soruşturmada. 10.12.2013 günü şüphelilere ait 38 telefonla ilgili iletişimin tespiti, dinlenmesi, kayıt altına alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi amacıyla 1 ay sure ile dinleme kararı verilmesi yönünde talepte bulunduğu. 9. Sulh Ceza Mahkemesinin 10.12.2013 gün 2013 664 değişik iş sayılı kararı ile talebin kabulü yönünde karar aldığı, dinlemeler halen devam ettiği, soruşturma evrakı henüz tekemmül etmediği halde, kamuoyunda algı oluşturmak gayesiyle Cumhuriyet Savcısı Mehmet Yüzgeç in yürüttüğü 2012 125043 sayılı soruşturma ile aynı gün operasyon talimatı vererek birbiri ile bağlantılı olmayan soruşturma dosyalarında. 60’a yakın şüpheliyi aynı zamanda gözaltına aldırıp, haklarında tedbir talebinde bulunarak, oluşturulan algının etkisi ile ekonominin bozulmasına ve Halk Bankasının zarara uğramasına neden olduğu,”

“MÜŞTEKİYİ ÖRGÜT LİDERİ OLMAKLA İTHAM EDEN İFADELERİ KULLANDIĞI…”

HSK’nın ilanında Celal Kara’nın da dahil olduğu 17 Aralık soruşturmasına değinildi:

“5) Yürüttüğü 2012-120653 ve 2013-24880 sayılı soruşturmalara konu eylemlerden birinin de “Rüşvet'' suçu olmasına, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzlukla Mücadele Kanununun 17 1. Maddesinde geçen Bu Kanunda ve 18 06 1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanununda yazılı suçlarla, irtikap, rüşvet, basit ve nitelikli zimmet, görev sırasında veya görevinden dolayı kaçakçılık, resmi ihale ve alım ve satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarının açıklanması veya açıklanmasına sebebiyet verme suçlarından veya bu suçlara iştirak etmekten sanık olanlar hakkında 02.12.1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanmaz. "Aynı Kanunun 19. Maddesinde Cumhuriyet Savcısı 17’nci maddede yazılı suçların işlendiğini öğrendiğinde sanıklar hakkında doğrudan doğruya ve bizzat soruşturmaya başlamakla beraber durumu atamaya yetkili amirine veya 8’inci maddede sayılan mercilere bildirir." Hükümlerinin yer almasına rağmen haklarında soruşturma yürüttükleri memurlar bakımından durumu atamaya yetkili amirlerine. Bakanlar Kurulu Üyeleri yönünden ise durumu Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bildirmediği, ayrıca Halk Bankası çalışanları yönünden ise Türkiye Halk Bankası Yönetim Kuruluna haber vermediği.

6) Anılan her iki soruşturma evrakı da adı geçen Cumhuriyet savcısından alınarak başka Cumhuriyet savcısına devredilmesine ve kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile sonuçlanmış olmasına karşın, kamuoyunu provoke etmek. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanını ve idarecileri itibarsızlaştırmak amacıyla;

a) Cumhuriyet Gazetesinde 25 Ocak 2015 günü "1 Numara Erdoğan'dı" manşetiyle ve "Erdoğan vardı inkâr mı edeyim?" başlığıyla. 26 Ocak 2015 günü 'Yolsuzluğa yol oldular" manşetiyle ve "Sadece 20 kişi biliyordu" başlığıyla. 27 Ocak 2015 günü “Odama giren çıkanı izlediler” manşetiyle ve “Odama gireni kamerayla izlediler". “O kayıt gerçek” başlığıyla, 28 Ocak 2015 günü “Bakan çocukları süt dokmuş kedi gibiydi” manşetiyle ve “Ulan bir dansözle resmini de mi bulamadınız?” başlığıyla. 29 Ocak 2015 günü “Fethullahçı değil mi?” manşetiyle ve "Savcım dosya sizden alındı" başlığıyla. 30 Ocak 2015 günü “7 konuşmada Erdoğan'ın adı geçiyor” manşetiyle ve “İşte Erdoğan’ın adının geçtiği konuşmalar" başlığıyla yayımlanan söz konusu röportajlarda, müşteki Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanına karşı suçlama kastıyla ağır ithamlarda bulunarak, basın yoluyla hakaret ve iftira ederek, müştekinin kişilik haklarına açıkça saldırı gerçekleştirdiği.

b) Anılan yazı dizisinin tamamı incelendiğinde, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanının örgüt lideri olduğu izlenimi oluşturmaya çalıştığı, eski Başbakan halen halk oylamasıyla seçilen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı yolsuzluk, rüşvet, para aklama, nüfuzunu kullanarak çıkar sağlama amacıyla kurulmuş bir suç örgütünün lideri ve yöneticisi olduğu isnadında bulunduğu, toplum nezdinde haksız algı oluşturmaya çalıştığı. 17 Aralık soruşturmasının amacını anlatırken hedefinin özellikle başbakan olduğunu ortaya koyduğu gibi, hakkında takipsizlik kararı verilen bahse konu soruşturma dosyasıyla ilişiği kesilmiş olmasına rağmen, görevini kötüye kullanarak TCK da hüküm altına alınan hakaret ve iftira suçlarını oluşturan, müştekiyi örgüt lideri olmakla itham eden ifadeleri kullandığı,

c) Bahsedilen soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesine, takipsizlik kararının gerekçesindeki "... Recep Tayyip Erdoğan'ın isminin soruşturma dosyasında bulunmadığı, özel olarak Bilal Erdoğan hakkında dinleme kararı olmamasına rağmen usule aykırı olarak haklarında dinleme kararı olan kişiler üzerinden dinleme yapıldığı,...” şeklinde açıklamadan anlaşıldığı üzere müşteki hakkında iddia edilen bir suçlama da bulunmamasına rağmen, kendi ifadeleriyle operasyonun asıl hedefinin o donem Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan olduğunu, ekip olarak keyfi alınan kararlar ile usulsüz işlemler yaptıklarını itiraf ettiği, müştekinin adının dosyada olmayışını da yeterli kanıtın olmadığı gerekçesine dayandırarak müştekiye attığı iftiraya uydurma bir zemin hazırladığı.

d) Söz konusu röportajdaki, “Bizim dosyamızda Bilal Erdoğan’la ilgili bariz bir şey yoktu. Ama Başbakan’la ilgili bir şeyler çıkardı. Zaten vardı tapelerde... Var yani, bunu inkâr mı edeyim? Var. Biz polis fezlekelerine de yazmamıştık. Meclise gönderdiğimiz bilgi notuna da eklemedik, ama bence işin içindeydi Erdoğan” şeklindeki ifadesiyle müştekinin ve müştekinin oğlu Bilal Erdoğan hakkında dosyada suç teşkil eden bir delilin olmadığını, fezlekelerde de yer almadığını itiraf etmesine; soruşturma sonunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilerek müştekiyi zan altında bırakan tüm iddiaların çürütülmüş olmasına rağmen, herhangi bir dayanağı bulunmayan şekilde, müşteki hakkında ortaya attığı gerçek dışı iddialarla müştekiyi suçlayıp yeniden zan altında bırakmaya çalıştığı.

e) Aynı röportajda. "İsmim geçirmemek için. '1 numara ve Beyefendi diye bahsediliyor kendisinden. Bence perde arkasından işin içindeydi Erdoğan. Ben. '1 Numaranın ve Beyefendi’nin kim olduğunu iddianamede işleyecektim. Yani iddianamede ismi olacaktı.” biçimindeki açıklamalarıyla, delillerin olaylar ve kişilerle ilişkilendirilmesi esnasında elde kuvvetli ve makul şüpheler olması gerekmesine ve bir savcının bu bağlantıyı kurmadan kendi öngörüsüyle ‘1 numara' oluşturmasının mümkün olmamasına rağmen görevini kötüye kullanarak alenen iftira suçunu işlediği,

f) 17 Aralık operasyonunun, suçla mücadeleden öte Hükümeti devirmeye yönelik bir girişim olduğunu ispatlayan anılan yazıda, müştekiye hitaben “Doğrudan ismi olmasaydı, tapelerde bilgi olmasaydı da iddianamede ismi geçecekti" şeklindeki, sadece kendi kanaati ve yorumuyla sanığı belirlemeye çalıştığını ispat eden ifadesiyle, ceza muhakemesine aykırı ifşaatta bulunarak. 17 Aralık'ın bir yolsuzluk soruşturması olmayıp sivil şahıslar üzerinden Bakanlara, oradan da müşteki Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanına ulaşarak Hükümeti devirme operasyonunun bir parçası olduğunu gösterdiği.”

“UYUŞTURUCU MADDE TİCARETİ İLE UĞRAŞAN KİŞİLERİN KALDIĞI NEZARETHANEYE KONULMASINA SEBEBİYET VERDİĞİ…”

HSK’nın ilanı şu satırlarla son buldu:

“7) Hâkimler ve Savcılar (Yüksek) Kurulu İkinci Dairesinin 10 01 2017 tarihli ve 2017 13 sayılı kararı ile iş bu soruşturma dosyasıyla birleştirilen 2016-127 Esas sayılı soruşturma dosyasında, Yürüttüğü 2012-120653 sayılı soruşturmada; müşteki Süleyman Aslan'ı CMK’nın 145. maddesi uyarınca davetiye ile çağırmak yerine hakkında doğrudan gözaltı kararı verdiği, CMK’nın 'gözaltı işlemlerinin denetimi' başlıklı 92. maddesindeki düzenlemeye aykırı olarak denetim ve gözetim yetkisini ihlal ederek müştekinin çoğunluğu uyuşturucu kullanan ve uyuşturucu madde ticareti ile uğraşan kişilerin kaldığı nezarethaneye konulmasına sebebiyet verdiği.

Konularından ibarettir.

Hâkimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin 2016 93 esas, 16 10 2018 tarih ve 2018 609 sayılı kararı ile Cumhuriyet Savcısı Celal KARA nın 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun 69uncu maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına, hakkında yürütülen farklı soruşturmalar nedeniyle meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmış olması nedeniyle fiilen görevi başında bulunmamasından dolayı hakkında 2802 sayılı yasanın 74 2. maddesinin uygulanması konusunda karar verilmesine yer olmadığına,

6087 sayılı Kanunun 33 uncu maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren on gün içerisinde Hâkimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesine müracaatla yemden inceleme talebinde bulunabileceğinize dair karar verilmiştir.

Bu itibarla; ilânen tebliğin tarafınıza 7201 sayılı Tebligat Kanununun 3Vınci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ilân tarihinden itibaren (15) gün sonra yapılmış sayılacağı, Hususları ilânen tebliğ olunur.”

Kaynak: https://odatv.com/devlet-goz-gore-gore-kacan-savci-icin-ilan-verdi-05031925.html


▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄

--Alıntı--


"Firari eski savcı FETÖ'cü Celal Kara'nın Bylock mesajlarının içeriklerine ulaşıldı"

Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensubu firari eski savcı Celal Kara'nın, örgüt üyeleri tarafından ByLock arkadaş listesine "Kahraman" kullanıcı adıyla eklendiği tespit edildi.

AA Giriş Tarihi: 7.12.2017 11:27 Güncelleme Tarihi: 7.12.2017 11:28


AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, aralarında firarilerin de bulunduğu FETÖ üyesi eski hakim ve savcıların, örgütün şifreli haberleşme programı ByLock mesajlarının içeriklerine ulaşıldı.

ByLock aracılığıyla firari durumdaki eski savcılar Fikret Seçen ve Cihan Kansız, eski hakim Sedat Sami Haşıloğlu ile eylülde tutuklanan meslekten ihraç edilen hakim Kazım Kahyaoğlu'nun da aralarında bulunduğu örgüt mensuplarına 2015'te grup iletileri gönderildi.

"DİKKATLİ OLUN-BİRAZ DAHA SABREDİN"

"Dikkatli olun" talimatının verildiği örgüt mensubu eski hakim ve savcılara gönderilen iletiler arasında, "Bu davanın akıbetinden endişe etmeyin. Biraz daha sabredin." mesajı yer aldı.

FETÖ'nün yargı yapılanmasını oluşturanlara, "Baharın heyecanı olmasaydı kış bütün eşcara ve nebatata ölüm olurdu." iletisiyle de moral verilmeye çalışıldı.

BYLOCK ARKADAŞ LİSTESİNDEKİ ADI "KAHRAMAN"

Mesaj içeriklerinin yanı sıra kullanıcı bilgilerinin de ele alındığı çalışmaların ardından eski savcı Celal Kara'nın bazı örgüt mensuplarınca ByLock arkadaş listesine "Kahraman" kullanıcı adıyla eklendiği belirlendi.

Eski savcı Seçen ise "Halid" ve "Fikret Bey" isimleriyle arkadaş listelerine eklendi.

Kaynak: https://www.sabah.com.tr/gundem/2017/12/07/firari-eski-savci-fetocu-celal-karanin-bylock-mesajlarinin-iceriklerine-ulasildi


[Edited at 2019-03-05 13:43 GMT]


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 18:31
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
~ Mar 6

--Alıntı--

"Akar'ı Gülen'le görüştürmek isteyen darbeci de inkara sığındı"

AA - Kübra Kara - 05.03.2019 Ankara

Eski Akıncı 4. Ana Jet Üs Komutanı tuğgeneral Hakan Evrim'in, darbeye katılmadığı ve FETÖ'cü olmadığı yönündeki inkarı, kamera görüntüleri telsiz kayıtları ve mahkemedeki tanık ifadeleriyle çürütüldü.

*-*1

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimini yöneten darbeci askerler, sabit delillere rağmen inkar taktiğine devam ediyor. Darbe girişiminin merkezi Akıncı'nın üs komutanı olan eski Akıncı 4. Ana Jet Üs Komutanı tuğgeneral Hakan Evrim de bu isimlerden biri.

Hakan Evrim, Hava Kuvvetlerinin darbe planı içindeki organizasyonu ile sevk ve idaresini yapan ekibin içinde yer aldı. Darbe girişimi gecesi kendi birliğine bağlı uçaklar vatandaşların üzerine bombalar atarken, o da derdest edilerek Genelkurmay Karargahı'ndan Akıncı Üssü'ne getirilen Genelkurmay Başkanı Akar'ı, darbe girişiminin başına geçmesi için ikna etmeye çalıştı.

Darbe girişiminden önce F-16'lara sniper taktırdı

Eski 4. Ana Jet Üs Komutanı Hakan Evrim darbe girişiminden iki gün önce 141. Filo'da Pilot kurmay yüzbaşı Ahmet Tosun ile Diyarbakır’a giderek Ankara'nın bombalanmasında kullanılan F-16 uçaklarına hedefleri hatasız vurmayı sağlayan gelişmiş hedefleme podu olan sniper cihazı taktırdı.

Evrim, savunmasında, kendilerine ait olan bu cihazları Eskişehir Birleştirilmiş Harekat Merkezinin izni ile aldıkları iddiasında bulundu.

FETÖ imamı Kemal Batmaz'a verdiği selamı inkar etti
Mahkemede Evrim'e FETÖ'nün sivil imamı Kemal Batmaz'ın darbe girişimi gecesi üsse gelip gelmediği soruldu. Evrim ise tanımadığını iddia ettiği Batmaz'ı görmediğini de öne sürdü.

Ancak kamera görüntüleri Evrim'i yalanladı. 15 Temmuz gecesi 143. Filoya'ya gelen Evrim, kamera görüntülerine göre başıyla Kemal Batmaz'a cephe selamı veriyor. Evrim başıyla verdiği asker selamını kamera görüntüleri olmasına rağmen inkar ederek, "Ben öyle bir selam vermedim." dedi. Hatta Evrim, görüntüde açıkça gözüken kendisini de tanımayarak, "Beni andırıyor ama 'benim' diyemem." ifadesini kullandı.

Adil Öksüz'ü gördüğünü de inkar etti
Darbe girişiminin ardından verdiği ilk ifadesinde örgütün sözde "Hava Kuvvetleri imamı" firari Adil Öksüz’ü gördüğü itirafında bulunan Evrim, hakim huzurunda bu itiraflarını da reddetti. İlk olarak "143. Filo'nun gazino bölgesinde Adil Öksüz'ü gördüm. Ben Adil Öksüz'ü gördüğümde yanındakilerle konuşuyordu." diyen Evrim, mahkemede ise ifadesini değiştirerek "Böyle bir şey vaki değildir. Üssümüzde bulunmadığını değerlendiriyorum. En azından benim haberim yok" iddiasında bulundu.

"Sizi kanaat önderimiz Fethullah Gülen ile görüştürelim"
Darbe girişimi gecesi Akıncı Hava Üssü'ne götürülen eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar'ın olay gününe ilişkin ifadesinde, rehin alındığı sırada Evrim'in, "Sizi kanaat önderimiz Fethullah Gülen ile görüştürelim" dediğini belirtti. Evrim savunmasında böyle bir ifade kullanmadığı iddiasında bulundu.

Telsiz kayıtlarına yansıyan talimatlar
Evrim'in darbe girişimi gecesi verdiği talimatlar telsiz kayıtlarına da yansıdı. Darbeci pilotları koordine eden eski 141'inci Filo Komutanı Hakan Karakuş'a ve eski yarbay Özcan Murat Doğan'a emirler veren Evrim, havada sürekli uçağın olması, alçak uçuş yapılıp ses çıkartılması talimatı veriyor.

Mahkemede telsiz kayıtlarının dinletilmesi üzerine Evrim, pilotlara uçuş emrini kendisinin vermediğini öne sürdü. Evrim, 143. Filo Komutanı Ahmet Özçetin ya da başka birinin emir vermiş olabileceği iddiasında bulundu.

Evrim'in, 252 kez ağırlaştırılmış müebbet ve 55 bin 880 yıl hapis istemiyle yargılaması devam ediyor.

Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/akari-gulenle-gorusturmek-isteyen-darbeci-de-inkara-sigindi/1409401


▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄


--Alıntı--

"Cuntacı eski tuğgeneral 'darbe toplantısı'nı inkar etti"


AA - Salih Baran - 24.02.2019 Edirne

FETÖ'nün darbe girişimi öncesinde "darbe toplantısı"na katılan ve hain kalkışmada mülki erkanın telefonlarına çıkmayıp bazı darbecilerle irtibatı tespit edilen eski tuğgeneral Hidayet Arı, FETÖ'nün "ne olursa olsun, inkar et" stratejisini izledi.

*-*2

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişiminin ardından bağımsız mahkemelerde yargılanan sanıklar, yargılama aşamasında örgütün yönlendirmesiyle inkar taktiğini uyguluyor.

Cezaevine girdikten sonra örgüt talimatı çerçevesinde inkar yolunu seçen sanıklar, yargılama aşamasında elde edilen görüntü, ses kaydı ve tanık ifadeleri karşısında çoğu zaman "bilmiyorum", "hatırlamıyorum" gibi ifadelerle savunma yapıyor ya da sessizliğini koruyor.

İddianameye göre, darbe girişimi öncesinde Babaeski'de "darbe toplantısı"na katılan, 15 Temmuz günü mülki erkanın telefonuna çıkmayıp darbeci askerlerle konuştuğu HTS (cep telefonu görüşme kayıtları) kayıtlarıyla tespit edilen eski Tuğgeneral Hidayet Arı da inkar yolunu seçenlerden.

Edirne Cumhuriyet Başsavcı Vekili Eşref Çağdaş Bal tarafından hazırlanan iddianamede, ordudan ihraç edilen eski 54. Mekanize Tugay Komutanı Tuğgeneral Hidayet Arı'nın, darbe girişiminden bir gün önce Kırklareli'nin Babaeski ilçesinde "darbeye ilişkin toplantıya katıldığı" tespitine yer verildi.

İddianamede, sanık Arı'nın, ordudan ihraç edilen Binbaşı Murat Çelebioğlu, firari Albay Uzay Şahin ile Babaeski'de Tugay Komutanlığı resmi konutunda toplantıya katıldığı, aynı gün Edirne'ye dönüşünde de ordudan ihraç edilen, tutuklu eski 55. Mekanize Piyade Tugay Komutanı Bekir Koçak'la bir araya geldiğinin belirlendiği bilgisi yer aldı.

İddiaya ilişkin Arı, savcılık savunmasında görüştüğü kişileri tanımadığını öne sürdü.

Arı'nın savunması iddianamede, şöyle yer aldı:

"Şu an tam tarihini hatırlamıyorum ancak 15 Temmuz tarihinden bir gün kadar önce, beni resmi cep telefonundan Uzay isimli, rütbesini bilmediğim bir kişi aradı. Bana 'Muzaffer Albay'dan size bir şey getireceğim, selamı var, Babaeski tugay komutanlığı lojmanında buluşalım' şeklinde bir teklifte bulundu. Benim de kendisiyle bu konuda paylaşacağım bilgiler olduğu için bu teklifi kabul ettim. Bunun üzerine 15 Temmuz tarihinden bir veya iki gün önce Arif uzman ile birlikte Babaeski tugay komutan vekilinin lojmanına, saat 18.00-19:00 sıralarında gittim. Tugay komutan vekili, lojmanında yoktu. Uzay isimli kişi, yanında ismini ve rütbesini bilmediğim hatta asker olduğunu da bilmediğim bir kişiyle lojmanda bulunuyorlardı. Ben, bu proje ile ilgili görüşüleceğini zannederek görüşmeye gittim. 5-10 dakika proje ile ilgili görüşüldü. Daha sonra herhangi bir görüşme yapılmadı."

İddianamede, "Arı'nın savunmaları göz önüne alındığında, beyanlarının gerçekle bağdaşmadığı, Uzay isimli rütbesini dahi bilmediğini beyan ettiği bir kişinin, telefonla yaptığı davet üzerine il dışına çıkarak, bu kişinin telefonda kendisine bir şey vereceğini beyan ettiğini ifade etmesine rağmen, toplantı sonucu hiçbir şey almaksızın veya yine kendisinin beyan ettiği üzere, sadece bir proje teslimi için toplantı yapmasının askeri işleyişe ve devlet ciddiyetine uygun düşmediği, yanlarında bulunan diğer kişinin asker olup olmadığını dahi bilmediğini beyan ettiği, bu toplantının askeri kalkışmaya ilişkin olduğunda şüphe bulunmadığı" belirtildi.

Uzay Şahin'in hain kalkışmada aktif rol üstlendiği, "Sayı 20 bin Trakya birlikleri dahil", "Trakya birlikleri yolda" şeklindeki mesajlarının Trakya bölgesine hakimiyetini, "Emniyet Müdür Yardımcıları emre itaat ediyor. Polis arkadaşlarıma iletiniz. Gözlerinden öpüyorum.", "Köprüyü aç, ortaya zırhlı araç koy, polisler geçmesin", "Askeri uçak kalksın", "AKP il teşkilatı bölgesinde önayak olanları vurun", "Müzahir yayın organlarını hava kuvvetleri vurmalı, talimat verin", "Arkadaşlar, her şey planlandığı gibi devam ediyor", "Vatanı gerekiyorsa vurun" gibi mesajlarının darbeyi yöneten kişilerden biri olduğunu ortaya koyduğunun belirlendiği iddianamede yer aldı.

Kalkışmanın Edirne'deki izleri "HTS'de" gizli
Hidayet Arı'nın cep telefonu görüşme kayıtları incelendiğinde, ilk olarak saat 19.33'te darbe girişiminin İstanbul ayağını yöneten eski İstanbul 2. Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Özkan Aydoğdu ile görüştükten sonra 20.43'te karargah binasına geldiği, daha sonra da yine darbe girişiminin aktif isimlerinden firari eski Albay Uzay Şahin (saat 20.49) ve "Yurtta Sulh" WhatsApp grubunun kurucusu eski Binbaşı Mehmet Murat Çelebioğlu (saat 20.54) ile görüşmeler yaptığı tespitine yer verildi.

Aramalarla Arı'ya "kalkışmanın planlanandan öne çekileceği" bilgisinin verildiği kanısı, iddianameye not düşüldü.

"Mesai saati dışında karargahta neden toplandılar?"
Savunmalarında darbe girişiminde rol almadığı yönünde inkarlarda bulunan Arı'nın darbe girişiminde yer aldığı, iddianamede şu kanıtlarla da yansıtıldı:

"Güvenlik kamerası görüntüleri üzerinde yapılan tespitler değerlendirildiğinde, Anadolu Ajansı verilerine göre askeri kalkışmaya ilişkin ilk eylemlerin dış dünyaya saat 22.00’de yansımasına hatta sözde 'Yurtta Sulh' ismi ile kurulan WhatsApp sohbet grubunun dahi 21.15’te oluşturulmasına karşın, 20.38'de Ekrem Tekinaslan'ın (tutuklu eski binbaşı), 20.43'te Hidayet Arı'nın, 21.05'te Ramazan Altun'un, 21.47'de ise Bülent Yılancı'nın karargaha geldikleri belirlenmiştir. Dolayısıyla adı geçen şüphelilerin olay günü dış dünyaya yansıyan herhangi bir eylem bulunmaksızın ve mesai saatleri dışında karargahta toplanmaları olağanüstü durumdan bilgi sahibi olduklarını veyahut bir kısmının bu aşamada bilgilendirildiğini ortaya koymaktadır.

Arı hakkında Valilik ve emniyet teşkilatıyla birlikte hareket etmediği, askeri kalkışma karşıtı olduğu yönündeki iradesini valilikle ve diğer kamu kurum ya da kuruluşlarının amirleri ile bir araya gelerek dış dünyaya yansıtma imkanı var iken, kastının kalkışma yanlısı olduğunu gösterir biçimde tugay karargahı içerisinde kalarak, bağlı olduğu 5. Kolordu Komutanlığı'ndan dahi habersiz bir şekilde kışla içerisindeki askeri birlikleri kışla dışına çıkarmaya çalıştığı anlaşılmaktadır."

Mahkemede de inkar stratejisi
Arı, savcılıkta olduğu gibi FETÖ üyelerinin başvurduğu inkar stratejisini mahkemede de sürdürdü.

FETÖ'nün 15 Temmuz'daki darbe girişimine katıldıkları iddiasıyla haklarında dava açılan 22 askerle yargılanan Hidayet Arı, mahkemede suçsuz olduğu savunmasını yaptı.

Arı, mahkemedeki savunmasında FETÖ üyesi olmadığını ve darbe girişimi gecesi tüm hazırlıklarının İstanbul'daki karışıklığı bastırmak amacıyla olduğunu iddia etti.

15 Temmuz gecesi Meriç Köprüsü üzerinde önü kesilen zırhlı askeri araca da değinen Arı, aracın köprü yanındaki askeri gazinoda görev yapan askerlerin güvenliği açısından gönderildiğini öne sürdü. Arı, zırhlı aracın yolunun kapatıldığını öğrendikten sonra aracın dönmesi için emir verdiğini anlattı.

"Generalliğe terfisine çok şaşırdım"
İzmir’de darbe girişimine ilişkin davada tanık olarak dinlenilen emekli subay İ.Ö, 2014 Yüksek Askeri Şura'da (YAŞ) FETÖ mensubu olduğunu bildiği aralarında Hidayet Arı’nın da olduğu 6 kişinin terfisine çok şaşırdığını, bu isimlerin kendilerini gizleyerek general olmalarını hazmedemediğini söyledi.

FETÖ’nün darbe girişiminde sözde "sıkıyönetim komutanı" olarak listede adı bulunan dönemin 54. Mekanize Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral Hidayet Arı'nın da aralarında olduğu eski 3 rütbeli sanığa Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nce müebbet hapis cezası verildi. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi de yerel mahkemenin kararını onadı.

Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/cuntaci-eski-tuggeneral-darbe-toplantisini-inkar-etti/1401350


▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄


--Alıntı--


'Tükenmişlik sendromu' yalanıyla inkar etti


AA - Mustafa Hatipoğlu, Muhammed Enes Can - 04.03.2019 İstanbul

FETÖ'nün darbe girişimine ilişkin davada 88 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan darbeci eski Tuğgeneral Gürler, darbe girişiminden haberdar olduğuna ilişkin ifadesini "tükenmişlik sendromu" içerisinde verdiğini iddia etti.

*-*3

FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişimi sırasında aktif rol alarak birçok vatandaşın şehit olması veya yaralanmasında talimatları bulunan darbeci sanıklar, yargılandıkları davalarda, elde edilen görüntü, ses kayıtları ile tanıkların teşhis ve anlatımlarına rağmen savunmalarını "inkar politikası" üzerine kurmayı sürdürüyor.

Örgütün inkar stratejisini sürdüren darbecilerden biri de öncesinde yapılan toplantılara katılıp girişim esnasında örgüt üyelerini koordine eden ve İstanbul'daki "ana darbe" davasında 88 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan eski tuğgeneral Eyyüp Gürler oldu.

Darbe girişiminden ve "Yurtta Sulh" isminden haberdar
Darbeci Gürler, 13 Ağustos 2016'da alınan ifadesinde, Tekirdağ Malkara'da görev yaptığı dönemde tanıştığı ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı Genel Harekat Daire Başkanı olarak görev yapan, başka davada sanık eski Tuğgeneral Adem Boduroğlu'nun darbe girişiminden birkaç gün önce kriptolu kurum telefonundan kendisini aradığını ve üstü kapalı darbe planlaması yapıldığını söyledi.

Boduroğlu ile görüştükten 1-2 gün sonra darbeci Albay Muzaffer Düzenli'nin kendisini aradığını ve Maltepe 2. Zırhlı Tugay Komutanlığına gelmesini istediğini anlatan darbeci Gürler, ifadesinin devamında şunları kaydetti:

"Görüştükten 1 gün sonra Maltepe 2. Zırhlı Tugay Karargahına gittim, burada brifing odası türü bir yerde yüz yüze görüştük. Görüşmede yanımızda 2. Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Özkan Aydoğdu (darbeci general) ile Özkan Paşa'nın komutasında bulunan 2 karargah subayı bulunuyordu. Kendilerini daha önceden görmediğim için tanımıyorum. Ben bu iki komutanı da yan yana görünce ve Muzaffer albay ile konuştuğumda bana darbe türü bir faaliyet olacağını söylemesi üzerine ben de kendilerine 'Görevim ne?' diye sordum. Muzaffer Albay bana 1. Ordu karargahında herhangi bir çatlak ses olmamasını sağlamamı söyledi. Ben de görevi kabul ettim ve gerektiği zaman İstanbul dışında bulunan birliklerin İstanbul'a sevkini sağlamamı istedi. Bu faaliyetin de cumayı cumartesiye bağlayan gece saat 03.00 sıralarında olacağını, aramızdaki haberleşmenin kişisel telefon numaralarımız ile WhatsApp üzerinden yapılacağını söyledi, 'Yurtta Sulh' isimli bir gruba eklendim, yaklaşık 1 saat kadar konuştuk, konuşmalarımızda Muzaffer Albay emirlere riayet etmeyen olduğu takdirde derdest edileceğini belirtti."

Mahkemede inkar yolunu seçen darbecilerden biri de Gürler
Darbeci Gürler de diğer birçok darbeci sanık gibi cezaevine girdikten sonra FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in talimatıyla inkar yolunu seçen darbecilerden biri oldu.

Gürler, 31 Mayıs 2017'de İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinde yaptığı savunmasında, "Yurtta Sulh" ismini cezaevinde medyadan öğrendiğini savundu.

İstanbul'daki darbe girişiminin yönetildiği WhatsApp grubu olan "Yurtta sulh" ismini, 04.44'te "Yurtta Sulh Biziz" olarak değiştiren Gürler'in yalan beyanda bulunduğu kısa sürede ortaya çıktı.

İtirafından darbe girişiminden haberdar olan Gürler, "Terör tehdidine karşı faaliyetlerde kandırılarak görevlendirildim. Marjinal bir grubun faaliyeti olacağı hiç aklıma gelmedi. Bu gücü onlarda görmedim, fark etsem geri dönerdim aldatıldım, hata ettim. Bütün yaşananları TSK'nın bir faaliyeti olarak algıladım. Gerekenleri ve yapılacakları soru sormadan yerine getirmenin ilk kez zararını gördüm. Görevlendirme yapılan personellerde ölüm ya da yaralama olmamıştır. Ben FETÖ'cü değilim, darbeci değilim. Aldatılarak bu işin içine itildim." ifadelerini kullanarak inkar stratejisini izledi.

"Tükenmişlik sendromu" yalanına sarıldı
Mahkemede daha önce verdiği savunması ve şimdiki savunmaları arasındaki çelişkileri hatırlatılan darbeci Gürler, "Tükenmişlik sendromu içindeydim. O aşağılanma durumu içinde şoka girdim ve bu psikolojiyle söz konusu ifadeyi verdim." şeklinde yalan beyanda bulundu.

Mahkemedeki savunmasında her fırsatta Yurtta Sulh Konseyi'nden haberi olmadığını söyleyerek suçları inkar eden darbeci Gürler'e duruşma savcısı Fatih Karakuş, "Siz saf mısınız ya?" diyerek tepki gösterdi.

Mesajları önce "attım" dedi, sonra inkar etti
Darbeci Gürler'in WhatsApp grubunda o dönem 1. Ordu Komutanı olan Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Ümit Dündar'ın gözaltına alınmasıyla ilgili "1. Ordu Komutanının hemen alınmalı işi", "Lütfen ordu komutanını alın. Ne oluyor diye", "Ümit Paşa'ya 4 akademi öğrencisi gönderdim ancak yardım almalılar, enterne", "ordu komutanı alındı mı", "Ordu komutanı köprü civarında" şeklindeki yazışmaları dikkati çekti.

Savcılığa verdiği ifadesinde bu mesajları attığını kabul eden darbeci Gürler, "1. Ordu Komutanının olayı kabul etmediğini belirten şekilde mesajlar geliyordu. Bunun üzerine faaliyete zarar gelmemesi için grup içerisinden mesajları attım. Ne oluyor diye sormak amacıyla bu mesajları attım. Mesajları, sıkıyönetim ilan edildiği sırada bu faaliyeti kabul etmeyen olabileceği söylendiğinden ve bu faaliyetin Genelkurmay destekli ve yasal zemin ortamında olduğunu düşündüğümden dolayı attım." ifadelerini kullandı.

Gürler, mahkemedeki ifadesinde ise FETÖ'cü darbecilerin çoğunun yaptığı gibi inkar yolunu seçip WhatsApp mesajlarını kendisinin atmadığı yalanını söyledi.

Mesajların darbeci Albay Ahmet Zeki Gerehan veya başka birileri tarafından atılmış olabileceğini iddia eden darbeci Gürler, Ümit Dündar'ı derdest etmek gibi bir düşüncesinin olmadığını öne sürerek inkarlarına devam etti.

Sanık Gürler, üzerinde bulunan 1 doları kabul etmediğini söyleyerek inkarını sürdürdü.

Öztürk, darbeci sanığın yalanını yüzüne vurdu
Darbeci Gürler, darbe gecesi, yargılandığı davada beraat eden 3. Kolordu Komutanı Korgeneral Erdal Öztürk'ü telefonla aradığını ve "Karargaha ne zaman geleceksiniz?" diye sorduğunu belirterek, Öztürk'ün kendisini tersleyerek telefonu kapattığını anlattı.

Duruşmada bunun üzerine söz alan eski Korgeneral Öztürk, Gürler'in yalan konuştuğunu belirterek, konuşma içeriklerine ilişkin şu ifadeleri kullandı:

"Saat 01.06'da TGRT'de açıklama yaptıktan ve resmi birliklere dönülmesini içeren yazılı mesajın ardından Gürler beni arayıp kendisini tanıttı ve 'Komutanım emirlere aykırı davranıyorsunuz.' dedi. 'Ne emri?' dedim. O da 'Kara Kuvvetleri Komutanlığı ve Genelkurmay'dan gelen sıkıyönetim emri.' dedi. Ben de 'Böyle bir emir yoktur, bu emri tanımıyorum, çıkan birliklerin geri dönmesi için elimden geleni yapmaya devam edeceğim.' dedim. 'Konuta geri dönmeyecek misiniz?' diye sordu. Ben de 'Git başımdan.' dedim ve telefonu kapattım."

Cumhurbaşkanı'nın avukatı Özel'den darbeciye tepki
Darbeci Gürler'in mahkemedeki savunmasında tüm suçları inkar etmesinin ardından söz alan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın avukatı Ahmet Özel, 15 Temmuz yargılamalarında üst düzey yapının elemanlarının ölmeyi hiç göze almayıp öldürmeyi göze aldıklarını belirterek, "Hayatları takiyecilik, sahtecilik üzerine geçmiş, dünkü ifadeyi bugün reddedebiliyorlar. Marmaris'te rögar çukurunda yakalananlar 'orada değildim' ifadesi verdi." ifadelerini kullanarak sanığa tepki gösterdi.

Özel'in, yakalanınca üzerinde ele geçirilen 1 doları kimin verdiğini sorması üzerine sanık Gürler, "Cebimde her zaman dolar olur, kimin verdiğinin listesini tutmuyorum. Bu 1 doların da elime nereden geçtiğini bilmiyorum." ifadelerini kullanarak yalan söylemeye devam etti.

Gürler'in darbe girişiminden önce görüştüğü darbeci eski Tuğgeneral Özkan Aydoğdu'da da 1 dolar ele geçirilmişti.

Tanık ve sanık beyanları Gürler'in yalanlarını ortaya çıkardı
15 Temmuz'da darbeci Gürler'in emir astsubayı olan ve başka bir davada yargılanan eski Astsubay Fatih Karaot savcılığa verdiği ifadesinde, şunları kaydetti:

"21.00 sıralarında Gürler beni aradı. İvedi karargaha gelmemi istedi, ben de 21.40 sıralarında karargaha gittim. Eyyüp Gürler benden eğitim kıyafetimi giymemi istedi. Ben de söyleneni yapıp bekledim. 15 dakika sonra geri geldi. Bana Gezi benzeri bir kalkışma olduğunu, bu nedenle nöbetçi amirini aramamı, buraya çağırmamı istedi ayrıca 'Beni de koru.' dedi. Ben de nöbetçi amirimi aradım, söylenen emri belirttim. Gürler'in emir verdiği sırada yanımda kimse yoktu. Gürler aşağı harekat merkezine indi. Vardiya amirliğinde nöbet tutan bütün personele 'Sıkıyönetim ilan edildi, Genelkurmay'dan ve Kuvvet Komutanlığından gelen bütün emirlere mutlak itaat ediyoruz.' dedi."

1. Ordu Komutanlığında uzman çavuş olarak görev yapan Selçuk Atasever, görüntü izleme merkezinde nöbetçi olduğunu, darbeci Gürler'in yanında bir kişi ile yanına geldiğini söyledi.

Darbeci Gürler'in kendisiyle konuştuğunu anlatan Atasever, "Bize 'Kayıtları durdurun' emri verdi. Bunu dedikten sonra harekat merkezine gitti. Bunun üzerine Yüzbaşı Volkan Dede'yi arayarak, 'Eyyüp Gürler kamera kayıtlarını durdurmamızı emretti, ne yapalım?' diye sorduk. 'Durdurun, durdurun.' dedi ve telefonu kapattı. Bunun üzerine ben de 22.54 diye hatırladığım saatte kayıtları durdurdum. Ben hala bir tatbikat olduğunu düşünüyordum." ifadelerini kullandı.

Başka bir davada sanık olan eski Yarbay Gökhan Uğur, darbeci Gürler ile ilgili şunları kaydetti:

"Birinci Ordu Komutanının yayına bağlandığını gördüysek de bize izlettirilmediğinden ne dediğini anlamadık. TRT yayınının kapanması üzerine Gürler, CNN'i açmamızı söyledi. Bu sırada CNN'de baskın olduğunu izledik. Gürler Paşa elindeki telefondan bize belediyeye, valiliğe, emniyete el konulduğu yönünde bilgiler veriyordu. Bunun gerçek olup olmadığını bilmiyorum. Bize orada algı oluşturmak sebebiyle söylediğini düşünüyorum. 03.00'te CNN'e Cumhurbaşkanı bağlandı. Kanalı tekrar değiştirtti. Bir başka kanalda 1. Ordu Komutanının konuşmasını dinliyorduk. Burada TSK'nın bu girişimle hiçbir alakasının olmadığını söylüyordu. Eyyüp Gürler Paşa ise onun sesi olmadığını, olsa bile daha önceden kayıt yapıldığını söyleyerek bunu yalanlıyordu. Ancak kendisi hemen her gün Ordu Komutanı ile görüşen birisiydi, sesini tanımaması mümkün değildi. Ona inanmadım."

Darbeci eski generalde ankesörden çıktı
Yine başka bir davanın sanığı olan eski Yarbay Serkan Çetin Akbaş, televizyondaki haberlerde köprülerin kapatıldığını gördüğünü, 1. Ordu Komutanlığında bulunan rütbelilerle neler olduğunu anlamaya çalıştıklarını iddia etti.

Harp Akademileri Komutanlığından bir grup öğrenci subayın geldiğini ifade eden Akbaş, "Grup, 12-13 kişi kadardı. Bunlar bizimle muhatap olmadı. Bir süre sonra yanlarına gittiğimde, gruptakilerin Eyyüp Gürler Paşa ile İstanbul haritası üzerinden planlama yaptıklarını gördüm. Gelen gruptaki öğrenci subaylara birlikleri dağıttılar. Birliklerle irtibata girmeleri istendi. Eyyüp Gürler Paşa 'Trakya'daki birliklere mesaj çekin, İstanbul'a gelsinler.' dedi." diye konuştu.

Tanık Albay Alaattin Koç da ifadesinde, şunları kaydetti:

"Eyyüp Gürler, telefonla bana döndü, 'Sıkıyönetim ilan edildi.' dedi ve kapattı. Süratle ordu karargahına gittim. Karargaha üniformayla gittim. Gittiğimizde ana girişte 23.30 civarı kapıyı açmadılar, bir müddet bekledik, Araçtan indim, kendimi tanıttım, içeri girdim, Kurmay Binbaşı Nurullah ile karşılaştım, 'Komutanım sıkıyönetim ilan edildi.' dedi. Harekat merkezine girdim, kalabalık bir grup gördüm. Eyyüp Gürler'e ne olduğunu sordum, 'Sıkıyönetim ilan edildi.' dedi. 'Sıkıyönetimi, hükümet veya Meclis ilan eder. Nasıl olur?' diye sordum. 'İlan edildi bak işte kağıt.' dedi. İlk sayfasını okumaya başladım, görevlendirmeler gördüm. Düşük rütbelerdi, son sayfaya baktım, tuğgeneral imzası var. Yakınımda bulunan Nihat Albay ile göz göze geldim. 'Nihat böyle bir emir olmaz, uygun bir emir değil.' dedim. 'Ben de senin gibi düşünüyorum.' dedi."

Darbe girişimine ilişkin soruşturma ve davalar haricinde, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, FETÖ'nün TSK yapılanmasında örgüt içi haberleşme amacıyla kullandığı ankesör/sabit kontörlü hatlara yönelik yürütülen soruşturmada, darbeci eski general Eyyüp Gürler'in örgüt içi haberleşme amacıyla kullanılan ankesör/sabit kontörlü hatlardan arandığı ortaya çıktı. Söz konusu bu delil de darbeci eski general hakkındaki dosyaya eklendi.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince görülen İstanbul'daki ana darbe davasının 17 Nisan 2018 tarihli karar duruşmasında, tutuklu sanık darbeci Eyyüp Gürler "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs" ve "nitelikli kasten öldürme'' suçlarından 88 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/tukenmislik-sendromu-yalaniyla-inkar-etti/1408420


▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄


--Alıntı--

"Akıncı'dan kalkan uçakların Meclisi bombaladığını inkar etti"


AA - Ertuğrul Subaşı -20.02.2019 ANKARA

Sözde "yurtta sulh konseyi" üyesi olduğu iddia edilen eski Akıncı 4. Ana Jet üs komutanı tuğgeneral Evrim, TBMM'nin Akıncı'dan kalkan uçaklar tarafından bombalandığını inkar etti.

*-*4

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminde, Genelkurmay Başkanlığı'ndaki eylemlere ilişkin, aralarında sözde "yurtta sulh konseyi" üyelerinin de yer aldığı 224 kişinin yargılandığı davaya devam edildi.

Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde görülen duruşmada, sözde "yurtta sulh konseyi" üyesi, sanık eski Akıncı 4. Ana Jet üs komutanı tuğgeneral Hakan Evrim esasa ilişkin savunmasını yaptı.

Evrim, savunmasını altı başlık altında yapacağını ifade ettikten sonra slaytlar eşliğinde beyanda bulunmaya başladı.

Gözaltına alındıktan sonra kötü muameleye uğradığını iddia eden Evrim, savunmasının başında yaşadığı bu muameleleri anlattı. Evrim, şahsına karşı suç işlendiğini ve adil yargılama hakkının ihlal edildiğini ileri sürdü.

Tarafına yöneltilen suçlamaların pek çoğunda hiç delil olmadığını savunan Evrim, yapılan darbe girişiminin son derece amatörce planlanmış, mantık dışı olduğunu iddia etti. Evrim, bu girişimle TSK'nın zayıflatılmasının amaçlandığını öne sürerek, bilirkişi raporunu eleştirdi.

Hava Kuvvetleri ve TUSAŞ'ın hazırladığı raporların geçerliliği olmadığını savunan Evrim, TBMM'ye ve Türksat'a gerçekleştirilen bombalamaların Akıncı Üssü'nden kalkan uçaklarla yapılmadığını iddia etti.

Meclis'in 02.35'te bombalandığında, bomba attığı belirtilen ilk uçağın henüz yerde bulunduğunu iddia eden Evrim, 03.24 ve 03.25'te yapılan diğer iki bombalamanın benzer nedenle üsten kalkan uçaklarca yapılmadığını öne sürdü.

"Meclis, Akıncı'dan kalkan uçaklarca bombalanmamıştır." diyen Evrim, aynı şekilde üsten kalkan ve Türksat'a da bomba attığı belirtilen uçakların bunu gerçekleştirmediğini savundu.

TBMM'nin içinde bomba patlatıldığı iddialarının sosyal medyada dolaştığını söyleyen Evrim, "Acaba Meclis, uçaklar tarafından bombalanmamış mıdır?" diye konuştu.

Hava Kuvvetleri Komutanlığı ve TUSAŞ raporlarının hatalı ve güvenilmez olduğunu ileri süren Evrim, iddianamede, yeniden yazılması gereken pek çok hususun mevcut olduğunu ileri sürdü.

Evrim, hakkında "sözde yurtta sulh konseyi" üyesi olduğuna dair delil de bulunmadığını iddia ederek, darbe planlaması toplantılarına katılmadığını öne sürdü.

Duruşmaya, yarın devam edilmek üzere ara verildi.

Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/akincidan-kalkan-ucaklarin-meclisi-bombaladigini-inkar-etti/1398546


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 18:31
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
~ Mar 7

FETÖ’cü Kemal Batmaz’ın küstah sözleri hakkında soruşturma



AA-İHA 19.12.2018 - 14:14, Son Güncelleme: 19.12.2018 - 14:15

*-*1ğ

Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı, Akıncı Üssü davasında yargılanan FETÖ’cü imam Kemal Batmaz’ın “Albayım size sadece şunu söylüyorum, harekete geçtiğimde ne olacağını göreceksin, göreceğiz” şeklindeki tehditleri nedeniyle Batmaz hakkında soruşturma başlattı.

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimini Akıncı Üssü'nden yöneten sivil imam Kemal Batmaz, duruşma düzenini bozduğu için kendisini uyaran cezaevinin güvenliğinden sorumlu albayı, "Size sadece şunu söylüyorum, harekete geçtiğimde ne olacağını göreceksin, görüşeceğiz." diyerek tehdit etti.

Sözde imam Batmaz'ın tehditlerinin yanı sıra, istediği zaman diğer sanıkları harekete geçirerek duruşmanın düzenini bozacağına ilişkin ifadeleri, jandarma görevlilerince tutanağa geçirildi.

Adli makamlara gönderilen tutanağa göre, Batmaz, Akıncı Üssü'ndeki eylemlere ilişkin Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince görülmesine devem edilen davanın, 14 Aralık'taki duruşmasında gösterilen yere oturmayı reddetti.

Duruşma salonunun arka tarafına geçmek isteyen Batmaz, sanık sayısının fazla olması nedeniyle söz konusu yerde boş sandalye olmadığını söyleyen görevlilere, "Keyfi muamele yapıyorsunuz, ben burada oturacağım." diye bağırdı.

Duruşma görevlisi jandarma, Batmaz'a, duruşmanın düzenini bozmaması ve gösterilen yere oturması uyarısını tekrarladı.

Davanın diğer sanıkları da Batmaz'ı uyaran görevlilere bağırarak, fiili müdahalede bulunmak istedi.

Duruşma salonlarının güvenliğinden sorumlu Ankara İl Jandarma Komutan Yardımcısı Albay Tarık Hekimoğlu'nun müdahalesiyle gerginlik yatıştırıldı.

"HAREKETE GEÇTİĞİMDE NE OLACAĞINI GÖRECEKSİN" TEHDİDİ

Albay Hekimoğlu, duruşmanın sonunda, mahkemenin düzenini ve güvenliğini bozacak provokasyonlardan kaçınması için Batmaz'ı uyardı.

Batmaz da kendisine yasaları hatırlatan Albay Hekimoğlu'na yüksek sesle "Ben kurallara uyuyorum ancak her şeyime karışıyorsunuz. Provokasyon böyle olmaz, ben provokasyon yaptığımda salonda neler olacak, göreceksin." karşılığını verdi.

Albay Hekimoğlu'nun "Ne olacak?" sorusu üzerine Batmaz, "Size sadece şunu söylüyorum, harekete geçtiğimde ne olacağını göreceksin, görüşeceğiz." diye tehditte bulundu.

Batmaz'ın tehditleri ve istediği zaman diğer sanıkları harekete geçirebileceğine ilişkin ifadeleri hakkında, Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığınca adli, Sincan Ceza ve İnfaz Kurumları Müdürlüğünce de idari işlem başlatıldı.

Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/gundem/fetocu-kemal-batmazin-kustah-sozleri-hakkinda-sorusturma-41057094


▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄


--Alıntı--

"FETÖ'cü Batmaz'dan mahkemede küstah sözler"



Giriş Tarihi: 17.01.2019 14:17 Güncelleme Tarihi: 17.01.2019 14:19

FETÖ'CÜ BATMAZ'DAN MAHKEMEDE KÜSTAH SÖZLER
FETÖ'nün darbe girişimi sırasında Akıncı Üssü'nde bulunduğu belirlenen örgütün Hava Kuvvetleri Komutanlığı sivil imamı Kemal Batmaz ve jinekolog eşi Gonca Batmaz'ın da aralarında bulunduğu 5 sanık hakkında açılan davanın görülmesine başlandı. Kemal Batmaz, 2 saatlik savunmasında cezaevi ve yargılama sürecini eleştirirken hakimin 'Darbeden pişmanlık duyuyor musunuz ?' sorusuna, 'Darbe yok ki pişmanlık duyayım' cevabını verdi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede, sanık Kemal Batmaz hakkında "terörizmi finanse etmek" suçundan 5 yıldan 10 yıla kadar, sanık Rüştü Karakaya hakkında "silahlı terör örgütü yöneticiliği" suçundan 15 yıldan 22,5 yıla kadar, sanıklar Kemal Batmaz'ın eşi Gonca Batmaz, Cemal İbrahim Demirhisar ve Mustafa Caymaz hakkında "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası istenmişti. İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi'nin bugün görülen duruşmaya tutuksuz sanık Mustafa Caymaz hazır bulunurken diğer sanıklar mahkemeye SEGBİS yöntemiyle katılarak görüntülü ifade verdi.

Terör örgütüne finans ve fon sağlamak suçlarından tutuksuz olarak yargılanan sivil imam Kemal Batmaz, Adil Öksüz'ü tanımadığın belirtti. 15 Temmuz gecesi Ankara Çay yolunda darbe toplantısının yapıldığı villanın önünde bulunan FETÖ'den yargılanan Özkan Düzkaya adına kayıtlı 34 ZD 2676 plakalı aracı o gün kendisinin kullanmadığını belirten Kemal Batmaz, 2 saatlik savunmasında sık sık cezaevi ve yargılama koşullarını eleştirdi. Aracı kendisinin kullandığına dair görüntülerin bulunduğunu belirtilmesi üzerine ise Batmaz, "O aracı dönem dönem kullanırım. Ama o gün aracı kullanmadım" dedi.

"DARBE YOK Kİ PİŞMANLIK DUYAYIM"
Mahkeme başkanın sürekli kendisini uyarmasına rağmen savunma yapmaktan kaçınan darbenin planlayıcılarından Kemal Batmaz, kendisine sorulan sorulara da cevap vermeyeceğini söyledi. Mahkeme Başkanı 'Darbeden pişmanlık duyuyor musunuz ?' sorusuna ise Batmaz, 'Darbe yok ki pişmanlık duyayım' cevabını verdi.

HSYK GENEL SEKRETERİNİN EVİNDE YAKALANDI
FETÖ üyeliği suçlamasıyla tutuklu bulunan eski HSYK Genel Sekreteri Muzaffer Bayram'ın evinde yakalanan tutuklu sanık Gonca Batmaz görüntülü verdiği ifadesinde, Muzaffer Bayram'ı tanımadığını eşinin tutuklanması sebebiyle Ankara'ya sürekli gittiği için babasının genel sekreterin eşi Necla Bayram'ın babasını tanıması vasıtasıyla evi bu şekilde bulduğunu söyledi.

//Kemal Batmaz'ın Akıncı Üssü'ndeki görüntüsü///ğş

rv

_ÖRGÜT EVLİLİĞİ İDDİASI

FETÖ ile bağlantısının olmadığını ileri süren Gonca Batmaz evliliğinin örgüt evliliği olamadığını eşiyle akrabaları vasıtasıyla tanıştığını belirti. Gonca Batmaz, eşimle tanıştıktan sonra severek evlendik. 2 çocuğuma isim koymak için Fetullah Gülen'den isim almadık" dedi.
Kadın doğum uzmanı olduğunu, ailesi tarafından okutulup yanlarında büyüdüğünü belirten Gonca Batmaz, "Eşim tutuklandıktan bir yıl sonra beni de tutukladılar" dedi. Mahkeme başkanının "Eşiniz Hava Kuvvetleri İmamı ve darbe planlayıcısı olarak Ankara 4. Ağır ceza Mahkemesi'nde yargılanıyor. Darbeden 4 gün önce ABD'ye gittiğini biliyor musunuz" sorusuna Gonca Batmaz, "Eşim evlendikten sonra yurt dışına gidip gelirdi. Ne amaçla ABD'ye gitti bilmiyorum, haberim yoktu" dedi.

20 MİLYON TL'LİK SERVETİ BİLMEDİĞİNİ İDDİA ETTİ

Mahkeme Başkanının "Eşinizin üzerine kayıtlı 3 villa, 3 dükkan, 2 taşınmaz ve 4 araç var. Toplam değeri 20 milyon TL. Bunları biliyor musunuz" sorusuna Gonca Batmaz, "Ben sadece İstanbul'daki evi biliyorum" dedi. Bank Asya'ya örgüt liderinin çağrısı üzerine hesabına yatırılan 172 bin TL'yi de eşi Kemal Batmaz'ın yatırdığını belirten Gonca Batmaz, "Adil Öksüz'ü de darbeden sonra televizyon haberlerinde gördüm. Tanımıyorum" dedi.

AKINCI ÜSSÜNDEKİ KİŞİ EŞİME BENZİYORDU

Eşinin darbe planlayıcısı olduğundan hiç şüphelenmediğini belirten Gonca Batmaz, "Akıncı üssündeki görüntülerde eşimi gördüm. Çok benziyordu. Bilirkişi değilim" dedi. Duruşmada diğer sanıkların ifadeleri alınıyor.

Konu: https://www.ahaber.com.tr/gundem/2019/01/17/fetocu-batmazdan-mahkemede-kustah-sozler



▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄


--Alıntı--

"FETÖ'cü Kemal Batmaz, FETÖ elebaşı Gülen'i böyle savundu"

İHA Giriş Tarihi: 21.01.2019 13:50 Güncelleme Tarihi: 21.01.2019 14:01


FETÖ'CÜ KEMAL BATMAZ, FETÖ ELEBAŞI GÜLEN'İ BÖYLE SAVUNDU

FETÖ darbe girişimini yöneten sivil imam Kemal Batmaz'ın, ABD'li heyetin sorularına verdiği yanıtlar ortaya çıktı. Batmaz, ABD'li heyetin katıldığı Ankara Adliyesindeki duruşmayı ve kendisine sorulan soruları anlattı. Batmaz, bir soru üzerine FETÖ elebaşı Fethullah Gülen'i tanımadığını söylediğini belirterek, "Gülen'in darbeye etkisi olup olmadığı soruldu. Onlara 'Hiçbir şekilde darbeye etkisi olduğunu düşünmüyorum' dedim." diye konuştu.

FETÖ darbe girişimini yöneten sivil imam Kemal Batmaz, ABD'li heyetin katıldığı Ankara Adliyesindeki duruşmayı ve kendisine sorulan soruları anlattı. Batmaz, bir soru üzerine FETÖ elebaşı Fethullah Gülen'i tanımadığını söylediğini belirterek, "Gülen'in darbeye etkisi olup olmadığı soruldu. Onlara 'Hiçbir şekilde darbeye etkisi olduğunu düşünmüyorum' dedim. Bu sözün ardından Ramazan Dinç, 'Tanımadığınız kişiyle alakalı nasıl böyle yorum yapabiliyorsunuz?' diye sordu. Ben de 'Bırakın darbeyi, kimseyi incitmeyi bile düşünmezler. 15 sene şirketlerinde çalıştım' dedim. Ramazan Dinç, '(Fetullah Gülen) Melek değil mi?' dedi. Ben de 'Bir kesime terör deniliyorsa sürekliliği olması lazım' deyince konunun kapatılmasını istediler" dedi.

FETÖ'nün 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminin komuta merkezi olan Akıncı Üssü'ndeki eylemlere ilişkin aralarında FETÖ'nün sivil imamlarının da bulunduğu 475 sanık hakkında açılan davanın görülmesine devam edildi. Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Cezaevi Kampüsü'ndeki duruşma salonunda görülen davaya tutuklu ve tutuksuz sanıklar, taraf avukatları ve müştekiler katıldı. Davanın bugünkü celsesinde sanıkların beyanları alındı.

ADİL ÖKSÜZ'DEN SONRAKİ "İMAM" KEMAL BATMAZ
FETÖ darbe girişimini Akıncı Üssü'nde yöneten sivil imam Kemal Batmaz, 3 Ocak 2019'da ABD'den gelen heyetin katıldığı Ankara Adliyesindeki duruşmaya ilişkin bazı beyanlarda bulundu. Duruşmada Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili Ramazan Dinç ile terör savcılarından Ali Alper Saylan tarafından kendisine 3 başlık altında sorular sorulduğunu anlatan Batmaz, bunların kendisiyle ilgili konular, ABD'ye yaptığı seyahatler ve 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin sorular olduğunu söyledi.

TERÖRİSTBAŞI GÜLEN'İ BÖYLE SAVUNDU
Batmaz, sorulan soruları ve bunlara verdiği cevapları şu şekilde sıraladı:
"Adil Öksüz'ü tanıyıp tanımadığımı sordular, tanımadığını söyledim. 'Adil Öksüz'den talimat aldın mı?' diye sordular. Almadığımı söyledim. 'Darbe gecesi neredeydiniz?' sorusunu yönelttiler. Arkadaşımın evinde olduğumu belirttim. 'Gülen'i tanıyor musunuz? Onunla görüştünüz mü?' şeklindeki soruya da 'hayır' cevabını verdim. Gülen'in darbeye etkisi olup olmadığı soruldu. Onlara 'Hiçbir şekilde darbeye etkisi olduğunu düşünmüyorum' dedim. Bu sözün ardından Ramazan Dinç, 'Tanımadığınız kişiyle alakalı nasıl böyle yorum yapabiliyorsunuz?' diye sordu. Ben de 'Bırakın darbeyi, kimseyi incitmeyi bile düşünmezler. 15 sene şirketlerinde çalıştım' dedim. Ramazan Dinç, '(Fetullah Gülen) Melek değil mi?' dedi. Ben de 'Bir kesime terör deniliyorsa sürekliliği olması lazım' deyince konunun kapatılmasını istediler."

Kaynak: https://www.ahaber.com.tr/gundem/2019/01/21/fetocu-kemal-batmaz-feto-elebasi-guleni-boyle-savundu


▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄


--Alıntı--

"Adil Öksüz'den sonraki "örgüt imamını" mahkemede açıkladı"


AA - Giriş Tarihi: 7.12.2018 15:44 Güncelleme Tarihi: 7.12.2018 17:24

*-*1ö


Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminde komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Üssü'ndeki eylemlere ilişkin 474 sanıklı davanın görülmesine devam edildi. FETÖ'nün darbe girişiminde komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Üssü'ndeki eylemlere ilişkin davada tanık sıfatıyla ifade veren eski kurmay albay Selçuk Başyiğit, örgütün 2014'ten sonraki Hava Kuvvetleri sorumlusunun sivil imam Kemal Batmaz olduğunu söyledi

Adil Öksüz'den sonraki örgüt imamını mahkemede açıkladı
Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada, tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile taraf avukatları hazır bulundu.

TANIK OLARAK DİNLENDİ

Duruşmada, darbe girişiminden sonra meslekten ihraç edilen ve "FETÖ üyeliği" suçlamasıyla İstanbul'da yargılanan eski kurmay albay Selçuk Başyiğit tanık sıfatıyla dinlenildi.

İBRAHİM KOD ADLI ÖRGÜTÇÜ SARIKAYA

Başyiğit, FETÖ ile bağının aralarında Eski Milli Savunma Bakanlığı müsteşar yardımcısı tümgeneral Şaban Umut'un da bulunduğu devre arkadaşları vasıtasıyla oluştuğunu, Ankara'da görev yaptığı dönemde kendisinden sorumlu örgüt üyesinin "İbrahim" kod adını kullanan Cafer Sarıkaya olduğunu beyan etti.

ADİL ÖKSÜZ İLE ANKARA'DA GÖRÜŞME

Örgütte "öğretmen" konumunda bulunan bir kişinin 2006'da düşürdüğü flaş bellekten bahseden Başyiğit, flaş bellekte FETÖ mensubu bazı askerlere ilişkin bilgiler bulunduğunu, bunun üzerine İbrahim kod adlı şahısla beraber davanın firari sanığı Adil Öksüz ile Ankara'da bir görüşme gerçekleştirdiklerini dile getirdi.

İSTANBUL'A TAYİN EDİLDİM

Öksüz'ün bu dönemlerden itibaren Hava Kuvvetlerinde etkin olduğunu aktaran Başyiğit, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu flaş bellekle ilgili yaklaşık 100 kişiye işlem yapılacağını söyledim. Böyle bir belgenin düşürülmüş olmasının yanlış olduğunu söyledim. Adil Öksüz de bana, 'Bir öğretmen arkadaşımız düşürmüş.' dedi ve ağlamaklı oldu. Bana flaş belleğin imha edilmesi gibi bir talimatı olmadı. Daha sonra flaş bellek komutana arz edildi. Ben daha bu konuyla ilgili bir işlem yapamadan İstanbul'a tayin edildim."

İSTANBUL'DAKİ MAHREM İMAM KEMAL BATMAZ

İstanbul'a tayin edilmesinden sonra da örgütle bağının devam ettiğini, Ankara'daki sorumlu örgüt üyesinin kendisini davanın sivil sanıklarından Kemal Batmaz'a devrettiğini kaydeden Başyiğit, "İstanbul'daki son iki senemde Kemal Batmaz ile görüşmelere başladım. Kendisi iş adamıydı ve çok aktif gözükmüyordu o dönemde. Görüşmelerimiz Çamlıca'daki bir evde oluyordu. Bu evi yer tespitinde göstermiştim." diye konuştu.


2013'TE GÜLEN İLE GÖRÜŞME

İstanbul'da bulunduğu sırada Öksüz'ün babasıyla da tanıştığını ifade eden Başyiğit, örgütün elebaşı Fetullah Gülen ile 2013'te görüşme yaptığını beyan etti.

Yanında bulunan bir kişinin Gülen'e "Buraya Kemal Batmaz tarafından gönderildi" dediğini ve bunun üzerine Gülen'in kendisiyle kısa bir görüşme gerçekleştirdiğini anlatan Başyiğit, "Nereden geldin dediler, 'Hava Kuvvetleri' dedim. Kemal (Batmaz) Bey'in gönderdiği kişilerden olduğumu söylediler. Gülen, 'Nasılsınız' diye sordu, sonra da dua etti gönderdi beni. 3-5 dakikalık kısa bir görüşmemiz oldu." dedi.

Ergenekon ve Balyoz'da FETÖ parmağı

FETÖ'cülerin kendilerinden olmayan askeri personeli saf dışı bırakmak için aleyhte propaganda yaptıklarını belirten Tanık Başyiğit, "Ergenekon ve Balyoz süreçlerinde kimi hedef alırlarsa hedef alınan kişi ya yargılanıyor ya da ordudan ayrılmak zorunda kalıyordu. Bu kişi hakkında basında haberler çıkmaya başlıyordu. Eşiyle, çocuğuyla ilgili haberler ya da kendisinin başkalarıyla olan ilişkileriyle ilgili haberler. Bu kişiler kendi sınıfının dışında görevlere ve illere atanıyordu. Darbe girişiminden sonra darbede yer alan kişilerin isimlerini ortaya koyduğumuzda bunun FETÖ tarafından yapıldığını değerlendiriyorum." diye konuştu.

Üs komutanı FETÖ'cü olduğunu itiraf etmiş

Davanın bazı sanıklarının FETÖ bağına ilişkin bildikleri sorulan Başyiğit, darbecilerin sözde atama listesinde Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olarak atanan eski albay İlhan Karasu'nun akademiden devre arkadaşı olduğunu ve darbeye katılan kişilerle yakın olduğunu dile getirdi.

Olay tarihinde Akıncı Üssü'nün komutanı olan eski tuğgeneral Hakan Evrim'in de FETÖ'ye mensubiyeti bulunduğunu kaydeden Başyiğit, "Evrim ile Malatya'da aynı filoda çalıştım. O dönemde bekar evine gittiğimde Evrim, cemaati savunur ve sevdiğini belirtir cümleler kullanırdı. Cemaate lise yıllarında girdiğini söylemişti. Bana, 'Fetullah Gülen'in ışığı sabaha kadar yanıyor, ben bakıyorum, sabaha kadar uyanık duruyor.' şeklinde bir hikaye de anlatmıştı." ifadelerini kullandı.

Başyiğit, sanık eski tuğgeneral Van'ın da örgüt içindeki etkin kişilerden olduğunu, eski havacı tuğgeneral Aydemir Taşçı'nın örgüt üyeleri ile yakın temasının bulunduğunu, sanık eski tuğgeneral Recep Sami Özatak'ın da FETÖ sistemi içine dahil olduğunu duyduğunu beyan etti.


ÖKSÜZ'DEN SONRA HAVA KUVVETLERİ SORUMLUSU KEMAL BATMAZ OLDU

Tanık Başyiğit'in beyanlarının ardından çapraz sorgusuna geçildi.

Söz alan sivil sanıklardan Batmaz, aleyhindeki beyanların çelişkili olduğunu, doğruyu yansıtmadığını ve örgütte bir görevinin bulunmadığını iddia etti.

Bunun üzerine Başyiğit, "Geçmişte Hava Kuvvetlerinden sorumlu olan kişi Adil Öksüz'dü. 2014'ten sonra ise Hava Kuvvetlerinde sorumlu olan kişinin Kemal Batmaz olduğunu biliyorum." dedi.

Davanın görülmesine devam ediliyor.

Kaynak: https://www.sabah.com.tr/gundem/2018/12/07/adil-oksuzden-sonraki-imam-kemal-batmaz


[Edited at 2019-03-07 08:18 GMT]


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 18:31
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
Bir zamanlar darbeci ex general Eyyüp Gürler... Mar 8

--Alıntı--

Darbeci tuğgeneral 103 kamerayı kararttı

15 Temmuz’da darbeci Tuğgeneral Eyyüp Gürler’in talimatı ile 1. Ordu Komutanlığı’ndaki kameraların kapatıldığı ortaya çıktı

GİRİŞ 30.08.2016 16:17 GÜNCELLEME 30.08.2016 16:17

//Darbeci ex general Eyyüp Gürler///eg

15 Temmuz darbe girişimi gecesinde Selimiye'de bulunan 1. Ordu Komutanlığı'nda bütün kameraların kayıtlarının geriye doğru silinerek kamera kayıt sistemininden yok edildiği ortaya çıktı. Darbeci askerlere destek verdiği için tutuklanan ve darbenin İstanbul ayağını organize eden 1. Ordu Kurmay Başkanı Tuğgeneral Eyyüp Gürler'in talimatı ile 1. Ordu Komutanlığı'ndaki 103 kameranın kayıtlarının silindiği anlaşıldı.

22.45'TEN İTİBAREN...
1. Ordu Komutanlığı tarafından darbe kalkışması ile alakalı olarak tanzim edilen idari tahkikat heyet raporunda, konu detayları ile anlatıldı. Raporda kamera kayıt cihazlarının Gürler tarafından 22.45'ten itibaren kapattırıldığı, geriye doğru kayıtların da silindiği kaydedildi.

DARBEYİ O ORGANİZE ETTİ
Darbeci Eyyüp Gürler'in 15 Temmuz darbe girişimi akşamı 1. Ordu'da HarekatMerkezi faaliyetlerine el koyduğu anlatılan raporda, sürekli tlefon görüşmeleri ile darbeyi idare ettiği, personele de sıkıyönetim ilan edildiğini duyurarak kamuflaj giyilmesi talimatı verdiği belirtildi.

İFADESİNDE İTİRAF ETTİ
Mevcut personele ilave olarak dış birliklerden gelen personel ile birlikte darbe faaliyetlerinin icra edildiği kaydedildi.

İfadesinde kamera kayıtlarını sildirip 22.45'ten sonra da devre dışı bıraktırmasının nedeni sorulan Eyyüp Gürler, "Harekatın başarısız olması durumunda görüntülerin kullanılmasını engellemek istedim" dedi. Eyyüp Gürler darbenin başarısız olması üzerine Selimiye Kışlasına giden Tümgeneral Yavuz Türkgenci tarafından gözaltına alınarak polise teslim edilmişti.

'1. ORDU KOMUTANINI ALIN' TALİMATINI O VERDİ
Askerlikten atılan Eyyüp Gürler'in "Yurttta Sulh Biziz" isimli darbeci askerlerin örgütlendiği WhatsApp gurubuna da darbeye destek vermeyen 1. Ordu Komutanı Ümit Dündar'ın gözaltına alınması yönünde mesajlar yazdığı ortaya çıkmıştı. Gürler, "1. Ordu komutanı alınsın" diye mesaj atmıştı.

KAYNAK: SABAH
Yazının alındığı yer: http://www.haber7.com/guncel/haber/2101266-darbeci-tuggeneral-103-kamerayi-karartti



▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄



ADO_YORUM: İngiltere'deki terör yapılarına barışcıl görüntü vermek için "Mevlana Camii, Rumi Kültür Merkezi..." filan demişler. Çakallardaki terbiyesizliğe, yüzsüzlüğe bakar mısın ey Türkiye ! Mevlana'yı kullan, Batıdaki adlarından "Rumi"yi kullan. Bu teröristlerde her yol mübah yani. Halkın üstüne kurşun, bomba yağdıran da bunlardı 15-16 Temmuz 2016 gecesinde. Hatta "komutan" kılıklı FETÖ'cünün biri kendilerine yapmayın etmeyin diyen bir kadını azarlıyordu bize Fetih Suresi oku sen de başarılı olalım darbe gecesinde diye... Türksat baskınında çömelerek 3 yudumda sözümona "sünnete uyarak" su içen Fetöcü üniformalının biri de görevli yurttaşı kurşuna dizmişti oracıkta...
▄▄▄▄▄▄▄▄▄

--Alıntı--


FETÖ'nün İngiltere Yapılanması

Muhabir: Tayfun Salcı - AA 04 Ağustos 2016 Londra


İngiltere'de Fetullahçı Terör Örgütü’yle (FETÖ) ilişkili dernek, düşünce kuruluşu, platform, okul ve dersaneler, başta Londra olmak üzere ülkenin çeşitli bölgelerine yayılarak faaliyet gösteriyor.

//FETÖ'nün İngiltere yapılanması Grafik: Ahmet Burak Özkan/AA///1

*-*2


İngiltere'de Fetullahçı Terör Örgütü’yle (FETÖ) ilişkili dernek, düşünce kuruluşu, platform, okul ve dersaneler başta Londra olmak üzere ülkenin çeşitli bölgelerine yayılarak faaliyet gösteriyor.

İngiltere'deki FETÖ bağlantılı kuruluşlar, örgütün elebaşı Fetullah Gülen’in 1993’te başkent Londra’yı ziyaretinden sonra kurulmaya başlandı.

Ülkede faaliyete başlayan ilk FETÖ kuruluşu olan Axis Eğitim Vakfı 1994’de kuruldu. Kurucuları arasında Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkanı Mustafa Yeşil’in de yer aldığı vakfa ait çok sayıda dershane ve bir okul bulunuyor.

Vakfın kuzey Londra’daki merkezi, FETÖ’nün yayın organı Zaman UK ile aynı binayı paylaşıyor. Vakfın şemsiyesi altında faaliyet gösteren Axis Tuition Center ülkenin 15 farklı noktasında, bin civarında öğrencisi bulunan bir dershane zinciri niteliğinde.

Yine Vakfa bağlı "Wisdom Primary and Secondary School" Türklerin yoğun yaşadığı kuzey Londra’da faaliyet gösteriyor. Bu okulun kurucuları arasında da Mustafa Yeşil yer alıyor.

"Işık evi" dernek adı oldu
FETÖ’yle bağlantılı bir "eğitim" kuruluşu Lighthouse Educational Society (Işıkevi Eğitim Derneği) adını taşıyor. FETÖ'nün hücre evleri için kullanılan "ışık evi" tanımlamasının bu derneğin isminde kullanılması dikkati çekiyor. Merkezi güney Londra’da olan bu derneğin 4 şubesi bulunuyor. Dernek, çocukları etüd ve dershane faaliyetiyle kendisine çekiyor.

Örgütle bağlantılı Amity Educational Foundation adlı bir vakıf da doğu Londra’da faaliyet gösteriyor.

FETÖ’yle bağlantılı bir diğer "eğitim" kuruluşu da İngiltere’de en yoğun Müslüman nüfusu barındıran Birmingham’da faaliyet gösteren Spring Educational Society (Kaynak Eğitim Derneği). Derneğin Leicester kentinde de şubesi var.

Örgüte bağlı başka bir "eğitim" kuruluşu, faaliyet alanı olarak kendisine İngiltere’nin güneyini seçmiş durumda. 2006’da kurulan Fellowship Educational Society’nin Kent, Brighton, Bristol, Basingstoke ve Reading kentlerinde şubeleri bulunuyor.

FETÖ bağlantılı bir eğitim şirketi de Londra merkezli Oxford Vision. Şirket, Türkiye'den İngiltere, İrlanda, Malta, Kanada, ABD ve Güney Afrika öğrenci götüren bir ajans olarak faaliyet gösteriyor.

Örgütün İngiltere'deki faaliyetlerinde öğrenciler önemli bir rol oynuyor. Örgüt, 2008'de kurduğu Network of Students (NOS) adlı örgenci birliğiyle propaganda ve yeni üye kazanma faaliyeti yürütüyor.

FETÖ bağlantılı bir "eğitim" odağı da Koza Educational Society adı altında faal. Koza, FETÖ davası kapsamında aranan ve İngiltere’ye kaçan iş adamı Akın İpek’in şirketleriyle aynı adı taşıyor. İpek’in İngiltere’de ayrıca İpek Investment Limited, Koza Limited, Koza Properties Limited ve Encore Mining Consultancy adlı şirketleri bulunuyor. İpek’İn şirketleri madencilik, emlak ve yatırım alanlarında faaliyet gösteriyor.

Diyalog Derneği
ngiltere'de Fethullahçı terör örgütüyle bağlantılı en etkin kurumlar ise Dialogue Society adlı dernek ve London Centre for Social Studies adlı düşünce kuruluşu. Her iki yapının kurucuları arasında yine bilindik bir isim olan Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkanı Mustafa Yeşil bulunuyor.

1999’da kurulan Dialogue Society, örgütün gizli faaliyetini perdelemekte kullandığı sosyal temalarla ilgili çalışmalara imza atıyor. Londra merkezli kuruluşun Birmingham, Brighton, Bristol, Durham, Hull, Leeds, Leicester, Manchester, Northampton, Oxford ve Southampton’da olmak üzere 11 şubesi var.

Terör örgütü, Dialogue Society aracılığıyla burs sağladığı kişilere örgüt propagandasına yönelik sözde akademik çalışmalar yaptırıyor. Elebaşı Fettullah Gülen’i dini lider ve toplum lideri olarak sunmaya yönelik çalışmalar, örgütün sağladığı burslarla kaleme alınıyor.

Dialogue Society bünyesinde medyadan dinler arası ilişkilere kadar çeşitli alanlarda sözde kurslar da düzenleniyor. Dernek, Journal of Dialogue Studies adlı bir derginin de aralarında yer aldığı çeşitli yayınlar çıkarıyor.

FETÖ bağlantılı dernek ülkede düzenlediği çok sayıda etkinlikte siyasetçilerden gazetecilere, polis şeflerinden sanatçılara ve akademisyenlere kadar onlarca konuşmacıya yer vererek, örgüte bu alanlarda yeni ilişkiler sağlıyor.

Dialogue Society, faaliyetlerindeki ortakları arasında İngiltere’nin bazı bölgelerindeki polis teşkilatlarını, aralarında SOAS, Leeds Metropolitan ve Birmingham üniversitelerinin de yer aldığı bazı üniversiteler ile kendisine bağlı dernek ve vakıfların bazılarını sıralıyor.

Dialogue Socieity internet sitesindeki "okuma tavsiyeleri" köşesinde Hans-Georg Gadamer, Jürgen Habermas, Emanuel Levinas, Seyyid Hüseyin Nasr gibi 20. yüzyılın önemli düşünürlerinin arasında Fetullah Gülen’e de yer vermesi dikkati çekiyor.

Londra Sosyal Çalışmalar Merkezi
FETÖ bağlantılı düşünce kuruluşu London Center for Social Studies’in (Londra Sosyal Çalışmalar Merkezi) kurucuları arasında yine Mustafa Yeşil bulunuyor. 2004’te temeli atılan kuruluş, faaliyet alanını göç ve eğitim merkezli çalışmalar olarak tanımlıyor ancak Dialogue Society’ye benzer bir şekilde, düzenlediği etkinlikler ile örgütün akademi ve siyaset sahasında ilişki ağını genişletiyor.

Örgütün İngiltere'deki bir "düşünce kuruluşu" da Turkey Institute adını taşıyor. Türkiye üzerine siyasi analiz ve raporlar hazırlama iddiasındaki kuruluşun, internet sitesinde yer verdiği malzemeyle değerlendirildiğinde yetersizliği göze çarpıyor. Ancak FETÖ'nün İngiltere'de, hedeflediği etkinliğe ulaşamayan yapıların yerine veya yanına hızla yenilerini koyduğu görülüyor. Bu yüzden, ülkedeki FETÖ bağlantılı örgütlenmelerin bir listesini yapmak güçleşiyor.

FETÖ’nün etkin olarak kullandığı platformlardan biri 2014’te kurulan Londra merkezli "Center For Hizmet Studies"; bu kuruluş, örgütün akademik kisve altındaki propaganda faaliyetinin yürütüldüğü odaklardan biri olarak öne çıkıyor. Kuruluş, internet üzerinden yaptığı yayınlarda özellikle 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Türk hükümetinin aldığı önlemlerle ilgili dezenformasyon faaliyetiyle dikkati çekiyor.

Londra’da Mevlana Camii adlı bir "ibadethane" ile bununla bağlantılı Rumi Kültür Merkezi ve Anadolu Müslümanları Derneği adlı kuruluşlara da sahip olan FETÖ, İngiltere'de Zaman UK adı altında haftalık bir gazete çıkarıyor. Ayrıca, Muhabir Ajans adlı yapıyla İngiltere'de faaliyetini sürdürüyor.

FETÖ, İngiltere'de Bussiness Network (BizNet) adı altında bir iş adamları derneğine de sahip. Üye listesini internet sayfasından kaldırdığı görülen kuruluşun sosyal medya hesapları ve internet sayfası da aylardır güncellenmiyor.

Örgüt, BizNet'e paralel olarak Pronet, PronetHr, Bussiness Network Design Group gibi çatılar altında da faaliyet gösteriyor. Bu kapsamda, BN Magazine adlı bir dergi de yayımlanıyor.

İngiliz vekile 115 bin sterlin
Terör örgütünün İngiltere’deki dikkate değer son operasyonu, geçen eylül ayında yayımlanan Türkiye konulu bir rapor oldu.

FETÖ'ye bağlı Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın 115 bin sterlin ödeyerek Muhafazakar Parti milletvekili Sir Edward Garnier’e yazdırdığı "insan hakları ve basın özgürlüğü" temalı rapor, Türkiye'de FETÖ'ye karşı hayata geçirilen operasyonları hedef aldı.

Dernek ve düşünce kuruluşları aracılığıyla İngiliz siyasetçilere erişen örgütün, ciddi meblağda para ödeyerek kendi görüş ve amaçları doğrultusunda rapor kaleme aldırabilmesi, İngiltere’de de şaşkınlığa yol açtı.

Olay, ülkenin önde gelen gazetelerinden The Times’ta yer bulurken, para karşılığı rapor kaleme alan Garnier, AA'nın konuyla ilgili sorularını yanıtsız bıraktı.

Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/fetonun-ingiltere-yapilanmasi/621530



▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄


--Alıntı--

FETÖ İngiltere’de 73 milyon sterlini kontrol ediyor


Mert İnan-İstanbul 28.03.2018 01:30 | Son Güncelleme:28.03.2018-8:08


Araştırma kurumu SETA’nın raporuna göre, terör örgütü FETÖ İngiltere’de 73 milyon sterlin değerinde kuruluşlara sahip. Bu kuruluşların yönetimini de örgütün Kanada imamı İsmail Nazlı yürütüyor...

*-*1l

Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA), “FETÖ’nün Birleşik Krallık yapılanması” başlıklı kapsamlı bir rapor yayınladı. Enes Bayraklı, Hacı Mehmet Boyraz, Oğuz Güngörmez tarafından hazırlanan raporda, terör örgütü FETÖ’nün Almanya’dan sonra en güçlü olduğu ülkenin Birleşik Krallık olduğu belirtiliyor. Raporda, FETÖ’nün Birleşik Krallık bünyesinde, çok sayıda militanı himaye ettiğine dikkat çekilerek, adada önemli miktarda Türk vatandaşının yaşamasının da örgütün kolay bir şekilde destek bulmasına ve kısa bir sürede yapılanmasına fırsat tanıdığı tespitini yapılıyor. FETÖ’nün İngiltere’de 73 milyon sterlin değerinde kuruluşlara sahip olduğu vurgulanan raporda bu kuruluşların yönetimini de örgütün Kanada imamı İsmail Nazlı’nın yürüttüğü belirtiliyor.

1993’te başladı

Rapora göre FETÖ’nün İngiltere’deki yapılaması örgüt elebaşı Gülen’in 1993’te bu ülkeye yaptığı ziyaret ile başladı. Sonrasında da örgüt şu şekilde faaliyetler yürüttü:

“11 Eylül ve Londra’da düzenlenen 7 Temmuz saldırılarının ardından Ilımlı İslam ve iyi Müslüman’ı temsil etme gibi yeni bir misyona yönelen örgüt, bu dönemde Birleşik Krallık’ta diyalog merkezleri ve lobi çalışmalarıyla aktif bir şekilde faaliyet yürütmüştür. Dünyadaki çeşitli ülkelerde olduğu gibi Birleşik Krallık’ta da sohbetlerin düzenlenmesinden örgütün bölge imamları sorumludur. Özcan Keleş Birleşik Krallık Parlamentosu Dış İlişkiler Komitesine verdiği sözlü açıklamalarda bölge sohbetleri organize ettiğini ve fetva hizmetlerinden sorumlu olduğunu söylemiştir. Örgütün ilk kurumu Axis Eğitim Vakfı, Gülen’in ziyaretinin akabinde 1994’te kuruldu. Ve bu vakıf FETÖ’nün eğitim faaliyetlerinde çatı kuruluş işlevi üstlendi. Diyalog Toplumu Vakfı ve 2008’de açılan Mevlana Camii ve Rumi Kültür Merkezi özellikle dinler arası diyalog etkinlikleri düzenlenmekte ve gayrimüslim topluluklara yönelik de faaliyetler yürütmektedir. FETÖ için araştırmalar yaparak bildiriler sunan Fatih Tedik de Diyalog Toplumu’nun faaliyetleri arasında Hz. Muhammed’in (asm) doğum gününün (kutlu doğum haftası) yanında Hz. İsa’nın (as) doğum günü için de etkinliklerin düzenlendiğini ifade etmiştir” denildi.

Tapınak satın alındı

Raporda yer alan örgütün İngiltere’deki faaliyetleri hakkındaki tespitler şöyle:

“2004’te örgüte kurumsal bir nitelik kazandırmak amacıyla kurulan Anadolu Müslüman Topluluğu (Anatolian Muslims Society) faaliyetlere kurumsal bir nitelik kazanmıştır. Vakfın kurulması Birleşik Krallık’ta sürdürülen faaliyetlerin tek çatı altında toplanması ve etkinliklerin sevk ve idaresini kolaylaştırması açısından bir milat kabul edilmektedir. Öyle ki söz konusu vakıfla faaliyetlerin nicelik ve niteliğinde önemli bir artış yaşanmış ve FETÖ Birleşik Krallık topraklarında çok daha görünür hale gelmiştir. Vakfın 2008’de eski bir Budist tapınağını satın alıp restore ederek cami ve kültür merkezine dönüştürmesi önemli bir gelişmedir.”

İşte FETÖ’nün İngiltere yapılanması

Raporda FETÖ’nün birleşik krallık’taki siyasi yapılanmasında yer alan isim listesine de yer verildi. Listedeki bazı isimiler şu şekilde belirtildi:

- Fetullah Gülen (FETÖ Lideri)

- Abdullah Aymaz (FETÖ Avrupa İmamı)

- İsmail Nazlı (FETÖ İngiltere İmamı)

- Adnan Azak (FETÖ İngiltere Eski İmamı)

- Özcan Keleş (FETÖ İngiltere Sözcüsü)

- Hamdi Akın İpek (İpek Yatırım ve Koza Ltd. Sahibi)

- İsmail Mesut Sezgin (Hizmet Çalışmaları Direktörü)

- Kerim Balcı (Türkiye Enstitüsü Eski Direktörü)

- Sadık Çınar (Diyalog Toplumu ve Anadolu Müslümanları Vakfı Direktörü)

- İlknur Kahraman (Diyalog Toplumu ve Anadolu Müslümanları Vakfı Direktörü)

- Selçuk Başsoy (Diyalog Toplumu Direktörü)

- Muammer Demirpolat (Diyalog Toplumu Direktörü)

- Seval Gökçe (Mevlana Rumi Camii Direktörü)

- Cengiz İnce (Anadolu Müslümanları Vakfı Direktörü)

- Selçuk Koç (Axis Eğitim Vakfı Direktörü)

- Can Önal (Axis Eğitim Vakfı Direktörü)

- Selvinaz Sezgin (Axis Eğitim Vakfı Direktörü)

- Ufuk Uçar (Londra Sosyal Çalışmalar Merkezi Direktörü)

- Kadir Uysaloğlu (Zaman Britanya Londra Temsilcisi)

- İsmail Şen (Türkiye Enstitüsü Direktörü)

- Hakan Gökçe (Oxford Vision Direktörü)

- Orhan Çaya (Waterfall Limited Direktörü)

- Ömer Keleş (Anadolu Müslümanları Vakfı Eski Direktörü)

- Ercan İçli (Anadolu Müslümanları Vakfı Eski Direktörü)


Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/feto-ingiltere-de-73-milyon-gundem-2635852/



[Edited at 2019-03-09 09:30 GMT]


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 18:31
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
~ Mar 11

--Alıntı--


"FETÖ mensubu olmayan öğrencileri tasfiye eden askerlere soruşturma"


İHA 11.03.2019 - 14:27, Son Güncelleme: 11.03.2019 - 15:25

*-*k1

Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca, FETÖ mensubu olmayan askeri öğrencileri ordudan tasfiye etmek amacıyla sindirmek, korkutmak, ve yıldırmak suretiyle okuldan ilişik kesmeye zorladıkları iddia edilen kapatılan Kuleli Askeri Lisesi'nde 15 Temmuz 2016 tarihine kadar görev yapan askeri personel hakkında soruşturma başlatıldı.

Başsavcılıktan yapılan yazılı açıklamada, "Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaç duyduğu branşlarda subay yetiştirmek amacıyla faaliyette bulunmak üzere kurulan ve 15 Temmuz 2016 tarihinde FETÖ/PDY mensuplarınca gerçekleştirilen darbe girişimini ardından 669 sayılı OHAL Kararnamesiyle kapatılıp halen Milli Savunma Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı olarak Kara Harp Okulu Kuleli Yerleşkesi adıyla eğitim ve öğretim faaliyetlerini sürdürmekte olan askeri kurumda, FETÖ/PDY mensuplarının Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesindeki mahrem ve illegal yapılarını devam ettirmek için örgüt mensubu olmayan ve örgütün amaç ve fikriyatına aykırı gördükleri askeri öğrencileri ordudan tasfiye etmek amacıyla sindirmek, korkutmak, yıldırmak ve hak edilmemiş cezalar vermek suretiyle okuldan ilişik kesmeye zorladıkları iddialarına ilişkin alınan müşteki ve tanık beyanları üzerine Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından Milli Savunma Üniversitesi Rektörlüğüyle koordineli olarak sürdürülen bir soruşturma başlatılmıştır." denildi.

Bu kapsamda kapatılan Kuleli Askeri Lisesi'nden 1990 yılından 2016 yılına kadar değişik sebeplerle ilişikleri kesilen askeri öğrencilerin belirlenmesine yönelik ayrıntılı bir araştırma yapıldığı belirtilen açıklamada, Cumhuriyet Başsavcılığına intikal eden bilgi ve belgelere göre FETÖ/PDY mensuplarının Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki konum, etkinlik ve hakimiyetlerinin giderek hız kazandığı tarihlere tekabül eden dönemlerden itibaren bu sayının askeri bir eğitim kurumunda olması gereken başarı ve disiplin standartları ile izah edilmeyecek biçimde artış gösterdiği vurgulandı.

Açıklamada, yine ağırlıklı olarak 2008-2016 yılları arasında Kuleli Askeri Lisesi'nin değişik yönetim kademelerinde görev yapan rütbeli personelin önemli bir bölümünün, 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilen menfur darbe girişimine bizzat iştirak etmek veya FETÖ/PDY mensubu olmaktan dolayı adli soruşturma ve kamu görevinden çıkarılmakla neticelenen idari tasarruflara tabi tutulduklarının belirlendiği kaydedildi.

Açıklamada, bu kapsamda kapatılan Kuleli Askeri Lisesi'nde 15 Temmuz 2016 tarihine kadar görev yapan askeri personel hakkında, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nunda düzenlenen, "Askeri hizmete ilişkin bir konuda sahte evrak düzenlemek", "Memuriyet nüfuzunu başkasına zarar verecek biçimde suistimal", "Astlarının hizmetini lüzumsuz yere güçleştirmek", "Astlarına suç işlenmesi hususunda emir vermek ve bu suçun işlenmesine bizzat iştirak etmek", "hak edilmemiş disiplin cezasını kasten vermek", "Komutanlık görevini ihmal ederek gerçekte önleyebileceği bir suçun işlenmesine göz yummak", "Memuriyet görevini kötüye kullanmak" ve TCK'nın 96. maddesinde yer alan "18 yaşından küçük çocuğa eziyette bulunmak" suçlarından soruşturma başlatıldığı belirtildi.

Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/gundem/son-dakika-kapatilan-kuleli-askeri-lisesinin-askeri-personelleri-icin-sorusturma-baslatildi-41145344



▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄


--Alıntı--


"FETÖ'den ASELSAN ihaneti itirafı"


Giriş Tarihi: 04.03.2019 11:57

//Fetullahçı Terör Örgütünün terörist pilotlarınca bombalanan TBMM (1) ///m3

//Fetullahçı Terör Örgütünün terörist pilotlarınca bombalanan TBMM (2) ///m2

//Fetullahçı Terör Örgütünün terörist pilotlarınca bombalanan TBMM (3) ///m1

//Fetullahçı Terör Örgütünün terörist pilotlarınca bombalanan TBMM (4) ///5

//Fetullahçı Terör Örgütünün terörist pilotlarınca bombalanan TBMM (5) ///4

//Fetullahçı Terör Örgütünün terörist pilotlarınca bombalanan TBMM (6) ///6


ASELSAN tarafından F-16 savaş uçakları için geliştirilen "Milli Göz" adlı projenin şüpheli mühendis tarafından örgütün imamlarına sızdırıldığı ortaya çıktı.

Ankara Başsavcılığınca ASELSAN'daki FETÖ yapılanmasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında örgütün mahrem imamı Ekrem Oğuz Ülker tarafından sabit hatlardan 16 kez arandığı tespit edilen F-16 mühendisi Bahaeddin E. Aralık 2018'de gözaltına alındı. Emniyet ve savcılıktaki sorgusunda "Etkin Pişmanlık Yasası" kapsamında itiraflarda bulunan şüpheli E., Adli Kontrol Şartıyla serbest bırakıldı. Cumhuriyet savcısı Zafer Ergün tarafından yürütülen soruşturma tamamlanarak şüpheli E. hakkında "silahlı terör örgütü üyesi olmak" suçlamasından iddianame düzenlendi.

"CEP TELEFONLARI GÖTÜRÜLMÜYORDU"

ASELSAN'da Mikro Elektronik Güdüm Elektro Optik (MEGEO) biriminde çalıştığını ve örgütteki kod isminin "Barış" olduğunu anlatan şüpheli mühendis Bahaeddin E., son mahrem imamının ise "Muhammet" adlı kişi olduğunu itiraf etti. Katıldıkları örgüt toplantılarında tedbir amaçlı olarak cep telefonlarını götürmediklerini anlatan şüpheli E.'nin itirafları FETÖ'nün uluslar arası casusluk örgütü olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

F-16 UÇAKLARINA "MİLLİ GÖZ" PROJESİNDE GÖREVLİ

F-16 savaş uçaklarına lazerle hedefleri izleyebilen görüntüleme ve takip sistemi yapan "Milli Göz" projesinde görev aldığı belirlenen şüpheli mühendis, örgüt imamlarının kendilerinden projelerle ilgili bilgi sorduğunu belirterek, "Benim ASELSAN'daki projem TARP denilen F16 uçaklarına uzaktan görüntü alabilmesini sağlamak amaçlı kamera entegrasyon sistemini içeriyordu. Bu proje hakkında 'Muhammet' (sorumlu imam) bana genel hatları ile projenin ne durumda olduğunu, nasıl yürütüldüğünü konuları ile ilgili bilgiler vermemi istemişti. Ben de genel hatları ile kendisine anlatmıştım. Diğer gruptaki arkadaşların projeleri ile ilgili grup toplantılarında sorduğunu duymuştum. Onlar da genel hatları ile anlatırdı" dedi.

"HANGİ ASKERİ KUVVETLERİN KULLANDIĞINI SORDU"

FETÖ imamlarında yürütülen projelerin listesinin bulunduğunu da aktaran şüpheli E. şunları anlattı:

"Muhammet isimli şahıs 2014-2015 yılları arasında bir kez ismini bilmediğim görsem tanıyabileceğim, bilgisayar mühendisi olduğunu tahmin ettiğim, 35-40 yaşlarında bir şahıs ile beni kendi evime gelerek tanıştırdı. Bu şahıs kendisine ait olan bilgisayarı açarak tahminim olarak liste şeklinde projelerin olan exel dosyasını açarak benim üzerinde çalıştığım projemi işaret ederek proje hakkında hangi kurumun dahil olduğu, hangi askeri kuvvetlerin kullandığı, yaklaşık sözleşme tutarı ve projenin genel tanımı ve takvimi ile ilgili bilgiler sordu ve listeye ekledi. Tahminim olarak bu projelerin diğer kurumdaki irtibatını sağlayarak bizden aldığı bilgilerle diğer kurumdan aldığı bilgileri birleştirerek kendi amaçlan doğrultusunda kullandıklarını düşünüyorum. Bu durumu o dönem iyi niyet olarak gördüm şimdi böyle değerlendiriyorum.

"FİŞLEME YAPMAMIZI SÖYLÜLORDÜ"

Muhammet isimli şahıs Kurum içerisinde diğer kişilerin Fetullah Gülen Cemaati ile ilgili fikirlerini, görüşlerini gruptaki arkadaşlara ve bana soruyordu, diğer çalışanlarında tabiri caizse fişleme yapmamızı söylüyordu. Muhammet, grup içerisindeki şahıslara Fetullah Gülen ve dini kitaplar ile ilgili vaazlar ve sohbetlerin bulunduğu USB hazırlardı ve bizlere verirdi. Kurum ile ilgili personel ve yönetici değişikleri hakkında bilgi isteniyordu.

"GİZLİLİK İÇİN HERKÜL ORG SİTESİNE GİMİYORDUK"

Herkul.org sitesi ile ilgili gizliliği koruma adına bizim herhangi bir internet bağlantımızdan bu tip sitelere girmememizi tavsiye ediyorlardı. Birlikte katıldığımız sohbetlerde bu sitenin sohbetlerini izletiyorlardı. Örgüte finans sağlamak amacıyla dini duygularla da olsa bağış himmet kurban adı altında maddi yardımda bulundum. Yaklaşık aylık 300-400 TL'yi Muhammet'e veriyordum."

ÇİN'DE FETÖ TOPLANTISI

İddianamede Baheddin E. ile ilgili bir ihbar mektubuna da yer verildi. Söz konusu mektupta, FETÖ'nün 17-25 Aralık darbe girişimi sonrasında şüphe çekmemek için Çin'de bulunan bir eve Baheddin E.'nin, FETÖ'den tutuklu bulunan Hacettepe Üniversitesi eski rektörü Abdullah Murat Tuncer ile birlikte toplantılar yaptığı iddia edildi.

SABAH
Yazının yeri: https://www.ahaber.com.tr/gundem/2019/03/04/fetoden-aselsan-ihaneti-itirafi


▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄


--Alıntı--


"Son dakika! FETÖ'nün hücre evlerine operasyon... Pencereden atladı"


DHA - AA 12.03.2019 - 09:04, Son Güncelleme: 12.03.2019 - 09:25

İzmir'de Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) hücre evlerine düzenlenen operasyonda 42 şüpheli gözaltına alındı. Polisin evlere girdiği sırada 3. kattan atlayan bir şüpheli hastanede tedavi altına alındı

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında Türkiye'nin değişik illerinde haklarında yakalama kararı bulunan ve firari olan FETÖ mensuplarının İzmir'e gelerek hücre yapılanması içinde faaliyetlerini sürdürdüğü bilgisi üzerine çalışma başlatıldı.

Bir süre zanlıları takip eden İzmir Emniyet Müdürlüğü İstihbarat ve Terörle Mücadele Şubesi ekipleri, aralarında örgütün üst düzey sorumluları ile örgüt hiyerarşisinde "mahrem abi" olarak anılan kişilerin de bulunduğu hücre evleri tespit etti. Çok sayıda polisin katılımıyla belirlenen 55 adrese operasyon düzenleyen ekipler, 42 şüpheliyi gözaltına aldı.

İkametlerde yapılan aramalarda, saklanmış olduğu yerlerden örgütün gizli haberleşmesinde kullanılan kripto telefon (seyyar Wifi cihazı ve hat takılmayan sadece Wifi'ye bağlanarak kullanılan demo telefonlar) ve bilgisayar bulunması dikkati çekti.

Aramalarda ayrıca, örgüt mensuplarına dağıtılmak üzere zarfların içine konulmuş 92 bin Türk Lirası, 19 bin ABD doları, 4 bin 300 avro ile çok sayıda şifreli doküman ve dijital materyaller ele geçirildi.

BİR ŞÜPHELİ PENCEREDEN ATLADI

Polisin evlere baskın yaptığı sırada 3. kat dairenin penceresinden atlayan bir şüpheli de yakalandı. Gözaltına alınarak hastaneye sevk edilen zanlının hayati tehlikesinin bulunmadığı bildirildi.

Bazı şüphelilerin de delilleri yok etmek için kullanmış oldukları telefonları formatlamaya çalıştıkları görüldü. Yapılan müdahale ile telefonlarını formatlayamadan yakalanan zanlılardan bazılarının ise ellerindeki telefon ve elektronik aletleri balkonlardan yan bahçeye ve çatılara atmaları dikkati çekti.

Operasyon ile FETÖ'nün İzmir'deki yeni yapılanmasına ağır bir darbe vurulduğu belirtildi. Sağlık kontrolünden geçirilen şüpheliler emniyete götürüldü.

Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/gundem/son-dakika-fetonun-hucre-evlerine-operasyon-pencereden-atladi-41145891

Haberin foturafları

*-*f1

*-*f4

*-*f3

*-*f5

*-*f6

*-*f2


▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄

--Alıntı--

"Soruları çalan polislere 9 yıllık maaş cezası"

03.03.2019 10:58

2010’da sınav sorularını çalıp polislikten komiserliğe terfi eden bin 500 FETÖ’cüden, bugüne kadar ödenen maaş farkları geri alınacak.

41

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından FETÖ’nün 2010 polislikten komiserliğe geçiş sınav sorularının çalınmasına ilişkin yürütülen soruşturma derinleşiyor. Haklarında gözaltı kararı verilen bin 112 şüphelinin yakalanması için 76 ilde yapılan operasyonda, 806 şüpheli gözaltına alınmıştı. Daha sonra şüphelilerden 257’si çıkarıldıkları mahkeme tarafından tutuklanmıştı.

Soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı. Soruşturma kapsamında şüpheli konumunda bulunan yaklaşık bin 500 kişiden bugüne kadar ödenen maaş farkları geri alınacak. Türkiye gazetesinden Ebru Karatosun’un haberine göre; yaklaşık 9 yıllık farkı ödeyecek olan şüphelilerden bazılarının maaş farkını ödemek için ilgili Başsavcılığa başvuruda bulunduğu öğrenildi.

SUÇ: DOLANDIRICILIK

Soruşturma kapsamında her il kendi soruşturmasını yürütürken, şüphelilere “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçunun yanı sıra “kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık” suçundan da dava açılacak. Öte yandan, yapılan soruşturmada ilk aşamada 20’ye yakın mahrem imam tespit edilmişti. Etkin pişmanlıktan yaralanan şüphelilerin, mahrem imamlarını da itiraf ettiği aktarıldı. Tespit edilen mahrem imam sayısının da arttığı kaydedildi.

Soruşturma ayrıca, FETÖ’nün Rize İl Emniyet Müdürlüğü imamı olan N.P, örgütte A seviyesinde bulunan polis memurlarına soru verildiğini ifade ederek “Komiser Yardımcılığı sınavına yaklaşık 1-2 hafta kala, belirlenen isimler örgüt evi veya çok güvenilir bir polis memurunun evinde toplanırdı. Burada polislere 300-400 sorunun cevapları ezberletilirdi” şeklinde itiraflarda bulunmuştu.

Yazının yeri: https://odatv.com/sorulari-calan-polislere-9-yillik-maas-cezasi-03031901.html


[Edited at 2019-03-12 19:21 GMT]


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 18:31
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
~Ne olmuştu?? Mar 14

--Alıntı--

Gölbaşı Özel Harekat'ı bombalayan pilotun hücresinden çıkan mektup: 'Daha büyük görevler verilecek'

AA /TÜRKİYE 07:46 06.03.2018

*-*17ş

*-*1ğ

15 Temmuz’da Gölbaşı Özel Harekat’ı bombalayıp 44 polisin hayatını kaybetmesine sebep olan F-16 pilotu Hüseyin Türk’ün hücresinden çıkan mektupta "Bu günler Allah’ın izni ve inayetiyle elbet bir gün bitecek ve belki daha büyük görevler verilecek, belki asıl zorlu sınav o zaman başlayacak" ifadeleri yer aldı.

Habertürk'ten Fevzi Çakır'ın haberine göre darbe girişimi sırasında Gölbaşı'nı bombalayan ve FETÖ içerisinde 'geleceğin Hava Kuvvetleri Komutanı' olarak ifade edilen Türk, Sincan F Tipi Cezaevi’nde 22 Şubat 2018’de bir görüş yaptı.
Görüş sonrası odasına gelen Türk’ün dosyasından çıkardığı bir notu parçalara ayırarak çöp kutusuna attığı görüldü. Bunun üzerine infaz koruma memurları çöp kutusundan topladıkları kâğıt parçalarını bantla bir araya getirdi. Notun örgütsel mesajlar içerdiğinin görülmesi üzerine, Türk’e notun kime ait olduğu soruldu. Türk kendini, “Bana ait değil. Oda değişikliğinden sonra Kuran içinde buldum, okudum, dosyalarımın arasına koydum. Disiplin cezası almamak için yırtıp çöpe attım. Kime ait olduğunu bilmiyorum” sözleriyle savundu.

Notta özetle şu ifadelerin olduğu öğrenildi:
“Kardeşlerim sizlerle görev yapmak benim için büyük bir onurdur. Sizin gibi yiğitler az bulunur. (…) Rütbelerimizi almış olabilirler, olsun aldırmıyorum. Allah hepimizi kardeşliğe terfi ettirdi, bundan büyük rütbe mi olur. Buraların bize Allah’ın lütfu olduğunu bilmek insana çok daha fazla güç veriyor. Bu günler Allah’ın izni ve inayetiyle elbet bir gün bitecek ve belki daha büyük görevler verilecek, belki asıl zorlu sınav o zaman başlayacak. Dualarınızda kardeşinizi de unutmayın. Sizi çok seven abiniz.”

Darbe girişimi sırasında Akıncı Hava Üssü’ndeki olaylara ilişkin davanın sanıkları arasında yer alan Hüseyin Türk, pilot kurmay yüzbaşı ve F-16 pilotu olarak görev yapıyordu. Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili Ramazan Dinç tarafından hazırlanan iddianamede Türk’ün Akıncı eksenli olayların başaktörlerinden biri olduğu ifade edildi.

Türk’ün, 16 Temmuz 2016’da 03.24 ve 03.25’te ‘Aslan 6’ kodunu kullanan F-16 uçağı ile TBMM’ye 2 bomba atarak 32 kişiyi yaraladığı, ‘Aslan 3’ kodunu kullanan F-16 uçağı pilotu Uğur Uzunoğlu ile bir adet GBU-10 bombasını Gölbaşı’nda bulunan Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Harekat Daire Başkanlığı’na attığı ve 44 polisin öldürülmesine sebep olduğu ve 36 kişiyi yaraladığı belirtildi. Türk’ün aynı gün 4 bomba atarak TÜRKSAT tesislerinde hasar oluşmasına neden olduğu da kaydedildi.

Yazının yeri: https://tr.sputniknews.com/turkiye/201803061032510865-golbasi-ozel-harekat-huseyin-turk-mektup-feto/



▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄


--Alıntı--

"FETÖ sanığı hızını alamadı"


14.03.2019 16:54

Eskişehir’de, silahlı terör örgütü FETÖ/PDY'ye yardım etmek suçundan yargılanan Murat Kenan Kayacan (32), önce FETÖ yapılanmasının içini anlatırken, daha sonra hızını alamayıp FETÖ lideri Fethullah Gülen'den şikayetçi oldu. FETÖ sanığı Kayacan, "Bana, 'sen aslansın, kaplansın' dediler. Askerlere sohbet abisi olmamı istediler. Verdikleri görevi yerine getirdim. Fethullah Gülen’den şikayetçiyim. Devletimin yanındayım" dedi. Mahkeme Kayacan'ı, 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırdı.

"BANA 'SEN ASLANSIN, KAPLANSIN' DEDİLER"

Eskişehir 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 'FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne yardım etmek' suçundan yargılanan Murat Kenan Kayacan, bugün karar duruşmasına çıktı. Bir gıda şirketinde çalışan tutuksuz sanık, örgütün amaçlarını hiçbir zaman benimsemediğini öne sürerek, "Bana, 'Sen aslansın, kaplansın' dediler. Askerlere sohbet abisi olmamı istediler. Verdikleri bu görevi yerine getirdim. Himmet aldık. ByLock kullanmadım. Örgüte ait evlerde askerlere Fethullah Gülen videoları izletiliyordu. Kitapları okutuluyordu. Personeller, burs ya da himmet adı altında maaşlarının yüzde 10'unu örgüte gönderiyordu. Pişmanım. Ayrıca Fethullah Gülen'den şikayetçiyim. Örgütün amaçlarını asla benimsemedim. Devletimin yanındayım. Ne zaman talep edilirse tanık olarak ifade vermeye hazırım" dedi.

Mahkeme heyeti, Kayacan'ı etkin pişmanlık hükmünden faydalandırarak, ‘silahlı terör örgüne yardım etmek’ suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırdı.

Kaynak: https://odatv.com/feto-sanigi-hizini-alamadi-14031954.html


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 18:31
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
~ Mar 22

--Alıntı--

FETÖ'den yargılanan eski Anayasa Mahkemesi Başkanvekili'nin cezası belli oldu
Eski Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Alpaslan Altan'a FETÖ üyeliğinden 11 yıl 3 ay hapis cezası verildi.



cumhuriyet.com.tr Yayınlanma tarihi: 6 Mart 2019 Çarşamba, 12:53

//Eski AYM üyesi FETÖ'cü ünlü ex yargıç Alparslan Altan///bfh

Eski Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Alparslan Altan'a, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyeliğinden 11 yıl 3 ay hapis cezası verildi.

FETÖ'nün darbe girişimi sonrasında meslekten ihraç edilen ve tutuklanan eski Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) üyelerinin yargılanmalarına devam edildi.

İlk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 9. Ceza Dairesince, Bölge Adliye Mahkemesi salonunda görülen duruşmaya, tutuklu sanık Altan, avukatı Erol Aras ve yakınları katıldı.

Esas hakkındaki savunmasında suçlamaları kabul etmeyen Altan, örgüt üyesi olmadığını ve isnat olunan suça ilişkin somut delillerin bulunmadığını iddia etti.

Mahkum edilmesine yönelik çaba sarf edildiğini ve aleyhine algı oluşturulmaya çalışıldığını ileri süren Altan, hakkındaki suçlamaların, yaptığı savunmalarla çürütüldüğünü söyledi.

FETÖ hiyerarşisi içinde yer almadığını, isnat olunan "silahlı terör örgütü üyeliği" suçunun, kendisi açısından oluşmadığını savunan Altan, örgütün sivil imamlarıyla irtibatının bulunduğu, örgüt toplantılarının kendi evinde yapıldığı iddialarını da reddetti. Sanık Altan, kod adının da bulunmadığını ve kimseden talimat almadığını ileri sürdü.

Eski Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca'nın, tutuklandıktan sonra yaptığı bireysel başvurunun, Anayasa Mahkemesince oy çokluğuyla kabul edilemez bulunduğunu hatırlatan Altan, bu karara "karşı oy" yazdığı için de suçlandığını belirtti.

Altan, karşı oyu, Yüksek Mahkemenin önceki kararlarına ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) yaklaşımları çerçevesindeki gerekçelere dayandırdığını iddia etti.

Örgütün sivil imamları tarafından verilen ve "patates hat" olarak adlandırılan telefon hattını kullandığı iddiasını da kabul etmeyen Altan, adına kayıtlı tek bir telefon hattının bulunduğunu, söz konusu hat ile kendi hattının aynı tarihlerde ve aynı baz istasyonundan sinyal vermesi nedeniyle bunu kullandığının kabul edildiğini savundu.

Gözaltına alındığı 16 Temmuz 2016'da emniyet görevlilerinin yaptığı arama sonucu evindeki telefon ile dijital materyallere el konulduğunu hatırlatan Altan, cep telefonu hattına polisler tarafından el konulduğunu, kullandığı iddia edilen "patates hattın" ise gözaltına alındıktan sonra birkaç gün daha sinyal vermeye devam ettiğinin belirlendiğini ifade etti. Alparslan Altan, bu tespitin, söz konusu hattı kullanmadığının göstergesi olduğunu öne sürdü.

Altan, tutuklu bulunduğu süre de göz önüne alınarak, tahliyesine ve beraatine karar verilmesini istedi.

Avukat Erol Aras'ın esas hakkındaki mütalaaya ilişkin savunmasının ardından duruşmaya ara verildi.

Aranın ardından Yargıtay 9. Ceza Dairesi heyetinin oy birliğiyle aldığı karar, heyete başkanlık eden Daire Üyesi Maruf Alikanoğlu tarafından okundu.

"FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak" suçu sabit görülen sanık Alparslan Altan'a, "örgütteki konumu, örgütte kaldığı süre ve kastının yoğunluğu" dikkate alınıp alt sınırdan uzaklaşılarak, 9 yıl hapis cezası verildi.

Terör suçlarında cezanın yarı oranında artırılmasını öngören 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5/1 maddesi uyarınca sanığa verilen ceza, 13 yıl 6 aya çıkarıldı.

Sanığın duruşmalardaki iyi hali nedeniyle TCK'nin 62. maddesindeki indirim uygulanarak, ceza 11 yıl 3 aya indirildi.

Altan'ın, tutuklu bulunduğu sürenin infazından düşülmesine karar veren heyet, sanığın tutukluluk halinin devamına hükmetti.

Kararla ilgili temyiz yoluna başvurulması halinde bu istemi Yargıtay Ceza Genel Kurulu görüşecek.

Kaynak: http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/1280275/FETO_den_yargilanan_eski_Anayasa_Mahkemesi_Baskanvekili_nin_cezasi_belli_oldu.html


▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄


--Alıntı--

Eski Yargıtay üyesine FETÖ'den hapis cezası

Balyoz, Askeri Casusluk, Hrant Dink, Devrimci Karargah davalarına bakan mahkemelerin kararlarını onayan Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin eski üyesi Cumhur Özer'e, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyeliğinden 9 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası verildi.

DHA Yayınlanma tarihi: 13 Mart 2019 Çarşamba, 17:16

*-*we


FETÖ'nün darbe girişimi sonrasında meslekten ihraç edilen ve tutuklanan eski Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) üyelerinin yargılanmasına devam edildi.

İlk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 9. Ceza Dairesince, Yargıtay ek binadaki salonda görülen duruşmaya, tutuklu sanık Özer ve avukatı katıldı.

Duruşmada, sanık ve avukatı esasa yönelik savunmalarını yaptı. Savunmasında suçlamaları kabul etmeyen Özer, FETÖ üyesi olmadığını, örgüte sempati de duymadığını ileri sürdü.

Suçlamaların hukuki dayanağının olmadığını belirten Özer, FETÖ'nün şifreli haberleşme ağı ByLock'u kullanmadığını, örgüt toplantılarına katılmadığını iddia etti.

Sanık Özer, "Terör suçlarını soruşturan, yargılamalarını yapan birisiyken bu suçtan fail oldum. Masumum, hiçbir suç işlemedim. İddialar gerçeğe aykırıdır, akıl ve mantık dışıdır." dedi. Savunmasının ardından son sözleri sorulan Özer, beraatini ve tahliyesini istedi.

Karar

Savunmaların tamamlanmasının ardından duruşmaya ara verildi. Aranın ardından Yargıtay 9. Ceza Dairesi heyetinin aldığı karar, heyete başkanlık eden Daire Üyesi Maruf Alikanoğlu tarafından okundu.

Karara göre, sanığın "silahlı terör örgütü FETÖ/PDY'ye üye olmak" suçunun sabit olduğu, bu nedenle sanığa Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 314/2. maddesi gereğince "kastın yoğunluğu, örgüt içindeki konumu, örgütte kaldığı süre" dikkate alınarak, alt sınırdan uzaklaşılarak 7 yıl hapis cezası verildi.

Terör suçlarında cezanın yarı oranında artırılmasını öngören 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5/1 maddeleri uyarınca sanığa verilen ceza 10 yıl 6 aya çıkarıldı.

Sanık Cumhur Özer'in cezası, duruşmalardaki iyi hali nedeniyle TCK'nin 62. maddesindeki indirim uygulanarak 9 yıl 7 ay 15 güne indirildi. Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamını kararlaştırdı. Karara karşı temyiz yoluna başvurulabiliyor. Temyiz istemini Yargıtay Ceza Genel Kurulu görüşecek.

Kaynak: http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/1292689/Eski_Yargitay_uyesine_FETO_den_hapis_cezasi.html


▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄


--Alıntı--


Eski Yargıtay üyesine Yargıtay'dan hapis kararı

Yargıtay 9. Ceza Dairesince, eski Yargıtay üyesi Abdi Cengiz, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyeliğinden 11 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

AA Yayınlanma tarihi: 25 Şubat 2019 Pazartesi, 13:34

*-*bg

FETÖ'nün darbe girişimi sonrası meslekten ihraç edilen ve tutuklanan Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) üyelerinin yargılanmasına devam edildi.

Yargıtay 9. Ceza Dairesince, Yargıtay Genel Kurul Salonu'nda görülen duruşmaya, tutuklu sanık Abdi Cengiz, avukatı ve yakınları katıldı.

Örgüt talimatıyla Yargıtay üyesi seçildiği, örgüt toplantılarına katıldığı, örgütün gizli haberleşme sistemi ByLock kullandığı belirtilen Abdi Cengiz, esas hakkındaki savunmasını yaptı.

Tanık ifadelerini ve ByLock kullandığını kabul etmeyen sanık Cengiz, ByLock'a "AC42" kullanıcı adıyla girdiği yönündeki tespiti de reddetti.

Cengiz, terör örgütü üyesi olmadığını, beraatine ve tahliyesine karar verilmesini istedi.

Karar

Verilen aranın ardından toplanan Yargıtay 9. Ceza Dairesi heyetinin oy birliğiyle aldığı karar, heyete başkanlık eden Daire Üyesi Abdurrahman Orkun Dağ tarafından okundu.

Kararda, sanık Abdi Cengiz'in, "FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak" suçunun sabit olduğu, bu nedenle sanığa Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 314/2. maddesi gereğince "kastın yoğunluğu, örgüt içindeki konumu, örgütte kaldığı süre" dikkate alınarak, alt sınırdan uzaklaşılarak 8 yıl hapis cezası verildiği belirtildi.

Terör suçlarında cezanın yarı oranında artırılmasını öngören 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5/1 maddeleri uyarınca sanığa verilen ceza artırılarak 12 yıla çıkarıldı.

Sanığın duruşmalardaki iyi hali nedeniyle TCK'nin 62. maddesindeki indirim uygulanarak ceza 11 yıla indirildi.

Heyet, sanığın tutuklu bulunduğu sürenin infazından düşülmesine ve sanık hakkında tutukluluk şartlarının devamına karar verdi.

Karara karşı temyiz yoluna başvurulabiliyor. Temyiz istemini, Yargıtay Ceza Genel Kurulu görüşecek.


Kaynak: http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/1265179/Eski_Yargitay_uyesine_Yargitay_dan_hapis_karari.html


▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄


--Alıntı--

Eski Yargıtay üyesine hapis cezası

Eski Yargıtay üyesi Hacı Osman Kaya, FETÖ üyeliği suçundan 8 yıl 45 gün hapis cezasına çarptırıldı.

AA Yayınlanma tarihi: 19 Mart 2019 Salı, 11:51

//Mahkeme tokmağı///mahk.t

FETÖ'nün darbe girişimi sonrası meslekten ihraç edilen ve tutuklanan Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) üyelerinin yargılanmasına devam edildi.

İlk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 9. Ceza Dairesince, Yargıtay Genel Kurul Salonu'nda görülen duruşmaya, eski Yargıtay üyesi Kaya, tutuklu bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı. Kaya'nın avukatı salonda hazır bulundu.

Duruşmada, örgüt talimatıyla Yargıtay üyesi seçilmek, örgüt toplantılarına katılmak, himmet vermek ve ByLock kullanmakla suçlanan Hacı Osman Kaya ve avukatı esas hakkında savunma yaptı.

ByLock kullanmadığını, terör örgütü üyesi olmadığını savunan Kaya, aleyhindeki tanık beyanlarını ve suçlamaları reddetti. Hacı Osman Kaya, beraatına ve tahliyesine karar verilmesini istedi.

Son sözleri sorulan Kaya, FETÖ dahil tüm terör örgütlerini lanetledi.

Karar

Verilen aranın ardından toplanan Yargıtay 9. Ceza Dairesi heyetinin oy birliğiyle aldığı karar, Daire Başkanı Burhan Karaloğlu tarafından okundu.

Kararda, sanık Hacı Osman Kaya'nın üzerine atılı "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçunun sabit olduğu, bu nedenle sanığa Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 314/2. maddesi gereğince "kastın yoğunluğu, örgüt içindeki konumu, örgütte kaldığı süre, oluşan zarar ve tehlikenin ağırlığı" dikkate alınarak, alt sınırdan uzaklaşılarak 6 yıl 6 ay hapis cezası verildiği belirtildi.

Terör suçlarında cezanın yarı oranında artırılmasını öngören 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5/1 maddeleri uyarınca sanığa verilen ceza 9 yıl 9 aya çıkarıldı.

Sanığın duruşmalardaki hal ve davranışları, pişmanlığının gözlemlenmesi nedeniyle verilen ceza, TCK'nin 62. maddesindeki indirim uygulanarak 8 yıl 45 güne indirildi.

Heyet, sanığın tutuklu bulunduğu sürenin infazından düşülmesine ve tutukluluk şartlarının devamına karar verdi.

Karara karşı temyiz yoluna başvurulabiliyor. Temyiz istemini, Yargıtay Ceza Genel Kurulu görüşecek.

Kaynak: http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/1302132/Eski_Yargitay_uyesine_hapis_cezasi.html


▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄


--Alıntı--


"Yargıtay üyeleri ve 1500'e yakın hâkim-savcıya ankesör soruşturması!" iddiası
"Başka kurumlarda kripto yok mu?"


//Yargıç cübbesi///4k


21 Mart 2019 07:46

TSK içerisindeki yapılanmalara yönelik olarak yapılan ankesör telefon soruşturmalarının kapsamının genişletildiği iddia edildi. Sözcü yazarı Aytunç Erkin, aralarında 4 Yargıtay üyesinin de yer aldığı 1500'e yakın hâkim ve savcıya ankesör soruşturması açıldığını öne sürdü.

Erkin'in iddiasına HSK'dan yalanlama geldi. HSK, "Gündemimizde bu soruşturma yok" açıklaması yaptı.


"Ankesör' soruşturmasında sıra yargıdaki temizliğe geldi" diyen Erkin'in Sözcü gazetesinin manşeti de olan bugünkü (21 Mart 2019) yazısı şöyle:

1 – Fetullah Gülen'in… 8- 29 Ocak 2005 tarihinde Milliyet Gazetesi'nden Mehmet Gündem'e Pensilvanya'da verdiği söyleşi mart ayında kitap olur. Gazeteci Gündem röportajlarda yer almayan bazı cevapları, “Fetullah Gülen'le 11 Gün” kitabında okuyucusuyla paylaşır. Mehmet Gündem, “İstihbaratınız gerçekten kuvvetli mi?” diye sorar yanıt açıktır: “Benim şahsi bir istihbaratım yok. Fakat bir Türk vatandaşı olarak, milletimin kaderiyle yakından alakadarım. Ben ulaşabildiğim herkesi dinliyorum, değişik gazetelere, haberlere, internetten gelen bilgilere bakıyorum. Bu arada öyle kulağı delik insanlar vardır… Bunlar mazur görülüyor da bazı kuşların bana da haber verebileceği neden istğrab ediliyor (garipseniyor).”

14 yıl önce Gülen ‘kuşlarım var' diyor. Yıllar sonra bu ‘kuşlar' devletin her kurumunu ele geçiriyor ve darbeye kalkışıyor. Daha bitmedi… 2005'ten 10 yıl öncesine 1995'e gidelim… FETÖ elabaşı ‘Ehlibeyt sohbeti' adı altında yayınlanan bir videosunda şöyle diyor: “Gaziosmanpaşa hadiseleri (12 Mart 1995 Gazi olaylarını kastediyor) olmadan evvel Türkiye'nin her yerinde böyle patlama olacağını 1.5 ay evvel ben devletin başındaki en yakınına verdim. 20-30 sayfalık rapor. Verdim ve bekledim ki devletin başındaki insanlar bu mevzuda bir çare ararlar. Sonra hata ettiğimi anladım. Mesela bu medyaya verilebilirdi.” Yani darbe girişiminden 21 yıl önce Gülen'e ‘devletin' içinden bilgi yağıyor. Kimse görmüyor… Bugün… Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Yüksel Kocaman, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan gibi isimler örgütün ‘kılcal damarlarına' girmiş durumda. Mücadele ediyorlar, taviz vermiyorlar…

Nasıl mı? Devam edelim…

2 – Dört Yargıtay üyesinin telefonları inceleniyor

15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminde iki yıl sonra savcılıklar, Fetullahçı Terör Örgütü'nün TSK'daki kripto (gizli-mahrem) yapılanmasını ortaya çıkaran ankesör soruşturmasına başladı.

Örgütün, TSK'daki binlerce kripto üyesini araştırdı, operasyon yaptı. Dün Habertürk'ten Fevzi Çakır imzalı haberden öğrendik: “TSK'da şu ana kadar 756 ankesör operasyonu gerçekleşti. 11 bin 590 kişi hakkında işlem yapıldı. 4 bin 100 tutuklu var…” Şimdi… Askeriyenin içinde var da başka kurumlarda kripto yok mu?

Krtik konumdakiler
Örgütün, TSK'nın yanı sıra savunma, emniyet ve yargıda kritik konumda bulunan ve ‘mahrem' olarak nitelendirilen kripto elemanlarını da ankesörlü/sabit hatlardan aradığı tespit edildi. Dört Yargıtay üyesi ve 1500'e yakın hakim-savcının soruşturulduğu öğrenildi.

Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun o hakim ve savcılarla ilgili raporlarının ardından harekete geçileceği belirtildi.

Peki bu soruşturmalardaki kriterler neler? ByLock'tan sonraki en önemli ‘istihbarat' çalışması ‘Ankesör' soruşturmasında nelere dikkat ediliyor?

3 – 7 milyon satır HTS tek tek incelendi

Ankara Cumhuriyet Başsav­cılığı'nın, TSK personelinin mahrem imamlarla irtibatları kapsamındaki soruşturmalarında şu ana kriterleri baz aldığı ifade edildi:

ARAMA SAYISI: 5-8 arama sayısı soruşturma kriteri olarak belirlenmiştir.

PERİYODİKLİK: Kriptolarla gö­rüşmeler… 5 gün, 1 ay, 3 ayda bir gibi belirli bir periyodiklikte aranma.

KONUŞMA SÜRESİ: 7 milyon satır HTS incelemesinde örgüt üyeleri­nin görüşmeleri 20-55 saniye sürüyor.

ARANAN BÜFE SAYISI: Birden fazla büfeden arama yapılması gerekti­ği. Tek büfeden bağ kurulamıyor.

Yardımcı kriterler
ARDIŞIKLIK: Aynı kuvvet, statü, bir alt rütbe, bir üst rütbe veya aynı rütbe ile arama önemli tespit…

ŞİFRELEMELER: Son iki rakamı yer değiştirme. Örneğin 41 yerine 14 olarak kayıt etme, son iki rakamı 99'a tamamlama (61 yerine 38 olarak kayıt edilme), son rakamı 9 veya 10'a tamamlama (4 yerine 5 veya 6 olarak kayıt etme).

KAMU ARAMASI: Asker kişiyi aradıktan sonra herkes tarafından bilinen kamusal numaraları arama.

Kaynak: https://t24.com.tr/haber/yargitay-uyeleri-ve-1500-e-yakin-hakim-savciya-ankesor-sorusturmasi,813246


▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄
▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄

ADO_YORUM: Daha önce bu başlıkta bir yerde daha "Haini de kahramanı da bol bir memleketiz" demiştim. Şu yaşananların yüzde 10'u olsun Batı Avrupa'da filan yaşansa.. adamlar/kadınlar gafayı yerdi kesinliklen vallağa bakınğ
Arkadaşın biri merak edip sormuş (takma adla) senin hiç işin yok mu diye bana. Aslan gardaşım işim var da 1 haftadır gafayı yeyiyoruyun çevirmekten. Ben de şunu merak ediyoruyun; hiç buralara uğramadan 12 ay/tam yıl çevirmek nasıl bir duygu ku? heee


[Edited at 2019-03-22 02:12 GMT]


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 18:31
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
~ Mar 22

--Alıntı--


"İşte FETÖ borsasındaki rüşvet çarkı"

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturma kapsamında cumhuriyet savcısı İsmet Bozkurt’un ve cumhuriyet savcısı Lütfi Karabacak’ın açığa alındığı “FETÖ Borsası” soruşturmanın detaylarına Cumhuriyet ulaştı.


Haberleştiren: Seyhan Avşar Yayınlanma tarihi: 22 Mart 2019 Cuma, 08:41

//Haberin görseli///20


Emlakçının aracılık yaptığı savcı, avukat, polis ve FETÖ soruşturması şüphelileri arasında geçen trafikte yapılan para pazarlıkları teknik ve fiziki takip ile ortaya çıktı. FETÖ şüphelileri ile kamu görevlileri arasında bağlantı kurduğu öne sürülen emlakçı Ahmet Kıntaş’ın, takipsizlik kararı karşılığında FETÖ şüphelilerinden aldığı parayı, trafikte rolü bulunanlara dağıttığı belirlendi. 3 kişinin tutuklandığı soruşturma kapsamında, cumhuriyet savcıları İsmet Bozkurt ve Lütfi Karabacak açığa alınmıştı. Ayrıca şüphelilerin ifadelerinde İstanbul Adliyesi Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu’nda görevli Cumhuriyet Savcısı A.O. ve Yargıtay tetkik hakimi M.Ü’nün de adının geçtiği öğrenildi.

‘200 bin TL istendi’
İstanbul Adliyesi’ni sarsan “FETÖ borsası” soruşturması, hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği suçundan soruşturma dosyası bulunan Osman Sarı’nın 3 Aralık 2018’de İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı başvuruyla başladı. Sarı, Bayrampaşa’da bulunan işyerine gelen avukat Dilek Buğday Bayram ve eşi Abdülkadir Bayram’ın kendisi hakkında bulunan FETÖ soruşturma dosyasını kapatmak karşılığında para istediklerini belirterek şikâyetçi oldu.

Bu şikayetin ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı şüphelilerle ilgili soruşturma başlattı. Soruşturma dosyasında teknik ve fiziki takip sonucu Osman Sarı’nın avukat Dilek Buğday Bayram’ın ofisinde “FETÖ borsası”nın organizatörlüğünü yapan emlakçı Ahmet Kıntaş ile buluştuğu belirlendi. Kıntaş’ın buluşmada Sarı’ya “Hakkındaki iddialar çok ciddi. Yüksek ihtimalle hüküm alabilirsin. Eğer biz yardım edersek bu işi çözeriz. Adliyede çok sayıda tanıdıklarımız var. Senin davanı 2-3 güne çözeriz. Bu davanın hallolması için 200 bin TL. para vermen gerek. Bunun 40 bin TL.’si bize kalacak. Geri kalan miktarını ise adliyedeki bağlantılarımıza göndereceğiz” teklifinde bulunduğu tespitine yer verildi.

Soruşturmanın devamında 12 Aralık 2018 günü Ahmet Kıntaş’ın WhatsApp üzerinden şikâyetçi Osman Sarı’ya şüpheli olduğu soruşturmaya ilişkin kovuşturmaya yer olmadığına dair karar evrakının fotoğrafını gönderdiği, “Merhaba Osman Bey, öğleden sonra başsavcı vekilinin onayı da tamam olarak göndereceğim” şeklinde mesaj attığı da tutanaklara geçti.

POLNET’ten bilgi
Giderek genişletilen soruşturma kapsamında polis memuru O. Ö’nin yanı sıra Fırat Taştemur’un da aralarında bulunduğu 6 ismin de emlakçı Kıntaş ve avukatlarla irtibatlı oldukları ve suça yönelik görüşmeler yaptıklarının tespit edildiği, bu isimler hakkında arama, el koyma ve gözaltı kararı alındığı kaydedildi. Kaçak konumda olan Fırat Taştemur hakkında ise yakalama kararı çıkarıldı. Van’da görevli olan polis O. Ö’nin FETÖ şüphelilerine ait POLNET bilgilerini Kıntaş’a gönderdiği ve karşılığında para aldığı belirlendi.

Soruşturma kapsamında şüpheliler Ahmet Kıntaş, Dilek Buğday Bayram, Abdülkadir Bayram, Murat Ayyıldız isimli şahıslar gözaltına alındı. Dilek Buğday Bayram, Abdülkadir Bayram etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediklerini söyleyerek Emniyet’te ifade verdi. Organizasyonun perde arkasında Ahmet Kıntaş’ın olduğunu belirten Bayram çifti, Fırat Taştemur aracılığıyla kamu görevlileriyle bağlantı kuran Kıntaş’ın elde edilen geliri pazarlık trafiğinde rolü bulunanlara dağıttığını anlattı.

Tutuklama talebiyle İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliği’ne çıkarılan şüphelilerin verdiği ifadeler üzerine soruştuma savcılara uzandı.

Savcıların isimlerini verdi
Abdülkadir Bayram ifadesinde “Ahmet Kıntaş’ın adliyedeki iş takipçiliği sırasında Lütfi isimli savcı, onun dışında ofisime bir defa gelen Fırat isimli kişi hakkında Ahmet Kıntaş, ‘savcılarla derin bağlantıları var’ diyordu. Fırat’ın bağlantısı olduğunu duyduğum savcıların isimleri İsmet Bozkurt ve A. O. olarak biliyorum. Lütfi isimli savcıya ‘Pala’ diye hitap ettiğini biliyorum. Ayrıca siber suçlarda çalışan bir polis memuru olduğunu biliyorum” dedi. Emlakçı Ahmet Kıntaş ise savunmasında, “Birkaç kişi hakkında takipsizlik kararı verildiğini gördüm. Takipsizlik kararlarındaki kimlik bilgilerinden bu kişilerin isimlerini öğrenerek avukat Abdulkadir’e bildirdim. Bu kişilerin korktuğunu düşünerek bu durumdan nemalanmak istedim. Ancak hiçbirinden ödeme alamadım. Başarısız oldum. Yaptığımın yanlış olduğunu biliyorum. Borçluydum. Gözüm kararmıştı. Lütfi isimli savcı ile geçen sene tanışmıştım. Annesinin hastalığı vardı. Ben de ona ilaç sağlamıştım. Hukukumuz gelişti. Kendisinden takipsizlik kararının onanıp onanmadığının bilgisini istemiştim. Adliyede kimseye para vermedim” diye konuştu. Dilek Buğday Bayram da savunmasında Ahmet Kıntaş’ın ofise getirdiği kişilere, “Hallederiz, dosyanı kapatırız, takipsizlik kararı alırız” şeklinde söylemlerde bulunduğunu söyledi. Kıntaş’ın kimlerle ilişkili olduğunu bilmediğini öne süren Bayram, “Ancak bildiğim kadarıyla savcı Lütfi, Vilo lakaplı ismini bilmediğim siber suçlarda çalışan bir polis ve Fırat isimli bir şahıs vardı. Bu şahsın ne iş yaptığını bilmiyorum. Ancak telefon konuşmamızda adliyenin 7. katındayım şeklinde beyanları oluyordu” ifadelerini kullandı.

‘Yemek ısmarlardım’
Şüphelilerden Murat Ayyıldız da sadece Ahmet Kıntaş’ı tanıdığını söyledi. Ayyıldız, “Ahmet’i savcı Lütfi Karabacak’ın yanında gördüm. İlaç işiyle uğraştığını söyledi. Ben de otizim hastası bir tanıdığım vardı. Buna yardımcı olmasını söyledim... Adliyedeki iş takipçiliğim sırasında savcı Lütfi Karabacak ve Yargıtay Tetkik Hâkimi M. Ü. ile muhattap olurdum. Benim takip ettiğim işlerden para talep etmezlerdi. Bana gelen hediye ve parayı kimseye vermezdim. Ancak yemek ısmarladığım oluyordu” dedi.

3 isim tutuklandı
Şüpheli Ahmet Kıntaş, Dilek Buğday Bayram ve Murat Ayyıldız, “Suç işleme amacıyla örgüt kurma”, “Örgüte üye olma”, “Kamu görevlileri ile ilişkisi olduğundan bahisle bir işin gördürüleceği vaadiyle dolandırıcılık” ve “rüşvet” suçlamalarından tutuklandı. Abdülkadir Bayram ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Tutuklama kararının gerekçesinde şu ifadelere yer verildi: “FETÖ/PDY üyeliğinden soruşturma geçiren bazı şahısların aleyhe beyanları, teknik takip izleme raporları, iletişim tespiti tapeleri, dijital veriler, şüphelinin halen görevde olan Emniyet şüphelisi ile yazışmaları ve bu şahıs ile aralarındaki para alışverişleri, şüphelinin haklarında soruşturma dosyası bulunan bazı şahıslarla hukuki menfaat sağlanacağına dair tape kayıtları, yazışma içerikleri somut delil olmakla, şüphelinin delilleri karartma şüphesinin bulunması, şüphelilerin üzerine atılı suçun CMK 100 maddesinde sayılan tutuklama sebebi var kabul edilen suçlardan olması, bu suç için ceza kanununda öngörülen ceza miktarı ile soruşturma konusunun ağırlığı ve önemi dikkate alındığında adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı.”

Soruşturma kapsamında pazarlık yapılan birçok FETÖ soruşturması şüphelisi de “bilgi sahibi” olarak bu dosya kapsamında dinlendi.

Fatma Şahin, ‘imam’ göndermiş

AKP’nin Afyonkarahisar Belediyesi başkan adayı Mehmet Zeybek, “Fatma Şahin Aile Bakanı idi, beni aradı. ‘O kuruma Denizlili bir imam arkadaşı veriyorum’ dedi. Ben imam deyince, cami imamı zannettim. Meğerse farklı bir imammış” dedi.

Yerel Kanal 3 televizyonunda yayımlanan “Dobra Dobra” isimli programa katılan Zeybek, 2009’dan 2014 yılına dek AKP Afyonkarahisar İl Başkanlığı görevini yürüttüğünü anımsatarak, FETÖ’cü atamalarında dayatmalar yapıldığını anlattı. Dönemin vali ve Emniyet müdürlerini de suçlayan Zeybek, “Fatma Şahin, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı idi, beni aradı. ‘O kuruma Denizlili bir imam arkadaşı veriyorum’ dedi. Ben imam deyince, cami imamı zannettim. Meğerse farklı bir imammış. Arkadaş geldi, öğrencileri farklı yerlere yönlendirmeye başladı. Yurtlarda kalan öğrencileri, kendi yerlerine götürmeye kalktı” ifadelerini kullandı. Zeybek, Afyon Sosyal Yardımlaşma Vakfı’ndaki FETÖ kadrolaşmasına karşı verdiği ‘mücadeleden’ örnekler de verdi.

Kaynak: http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/1307157/iste_FETO_borsasindaki_rusvet_carki.html

▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄

ADO_YORUM: Atlan ağbi duruma bi bakar mısın bee. Ülkeye bak be ağbi ülkeyeee. Burada sıkılman imkansız. Her gün yeni bir eğlence, her gün yeni bir mizah konusu. Mizahta dünya şampiyonuyduk bir zamanlar. Kara mizahta gene birinci geliriz gibim


[Edited at 2019-03-22 12:05 GMT]


 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turkey
Local time: 18:31
Member (2007)
German to Turkish
+ ...
TOPIC STARTER
~ Mar 23

--Alıntı--


"Tıp sınavının birincileri bakın hangi dershaneden çıktı"


Yazı: Fethi Yılmaz 23.03.2019 17:18

Tıpta Uzmanlık Sınavı’nın (TUS) Şubat 2019 sonuçları açıklandı. TUS sonuçlarındaki önemli bir ayrıntı dikkat çekti. Sınavda ilk 10’a giren 10 isimde TUSDATA Dershanesi’nden çıktı. Daha önce de TUSDATA Dershanesi’ne giden isimler ilk 10’da yer almıştı. Ancak 2019 Şubat’ındaki TUS
... See more
--Alıntı--


"Tıp sınavının birincileri bakın hangi dershaneden çıktı"


Yazı: Fethi Yılmaz 23.03.2019 17:18

Tıpta Uzmanlık Sınavı’nın (TUS) Şubat 2019 sonuçları açıklandı. TUS sonuçlarındaki önemli bir ayrıntı dikkat çekti. Sınavda ilk 10’a giren 10 isimde TUSDATA Dershanesi’nden çıktı. Daha önce de TUSDATA Dershanesi’ne giden isimler ilk 10’da yer almıştı. Ancak 2019 Şubat’ındaki TUS’da ortaya çıkan bağlantılar, tartışmalara neden olmuştu.

2019 ŞUBAT TUS SINAVINDA NE OLMUŞTU

24 Şubat 2019 Pazar günü gerçekleşen Tıpta Uzmanlık Sınavı öncesinde soruların Whatsapp gruplarında paylaşıldığı iddia edilirken, TUS sorularının çalındığı tartışmaları gündeme gelmişti. Sınav sorularının çalındığı yönündeki iddialar üzerine ÖSYM açıklama yapmıştı. Aynı şekilde TUS sorunun çalındığı yönündeki iddiaların odağında bulunan TUSDATA Dershanesi de açıklama yapmıştı.

TUS’a giren doktorların Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’ne yaptıkları şikayetler ve söyledikleri, “sınav soruları çalındı” iddialarına neden olurken, sınava giren M. İsimli bir doktor konuyla ilgili, "Bugün TUS dershanesine gitmeden başarı elde etmek çok zor” demiş ve şu iddialarda bulunmuştu:

“Sızıntı iddiasının odağındaki TUS dershanesinin sınav öncesi 50 kişilik özel gizli grup oluşturduğunu ileri sürülüyor. Sınav soruları derece yapmaları için bu özel gruba verildi iddiası var. Bir de yüzde 98 soru tutturma, çıkan tüm sorulara referans spot bilgi paylaşımı sızıntı ihtimalini kuvvetlendiriyor. Binlerce tıp doktorunun emeğinin çalınmasına sessiz kalınmamalı.”

İddialar üzerine TUSDATA isimli dershane açıklama yaparak, sınava giren hocalarının soruları ezberleyerek daha sonra sosyal medyadan paylaştığını ifade etmişti. ÖSYM ise açıklamasında, TUSDATA’nın “soruları ezberledik” şeklindeki ifadesine yer verdi ve soruları ÖSYM'den iki gün erken açıklandığı için telif hakkı konusunda yasal işlem başlatılacağı belirtmişti.

ODATV, TUSDATA İLE İSKENDERPAŞA CEMAATİ BAĞLANTISINI DEŞİFRE ETTİ

Sağlık Bakanlığı’nda Menzil Cemaati’nin etkinliği bir sır değil. 24 Haziran 2018 yılındaki seçimler sonrasında Sağlık Bakanlığı’na İskenderpaşa Cemaati’ne mensup Fahrettin Koca getirildi. Hükümet, Menzil Cemaati’ne karşı panzehir olarak Sağlık Bakanlığı’nda İskenderpaşa Cemaati kartını oynarken, Menzil-İskenderpaşa kavgasının gün geçtikçe derinleştiği de görülüyor.

TUS sorularının çalındığı iddiasını sayfalarına taşıyan Odatv, iddiaların odağındaki TUSDATA Dershanesi’nin İskenderpaşa Cemaati ile olan bağlantılarını da ortaya çıkarmıştı.

TUSDATA’nın kurucuları arasında yer alan Uzman Doktor Sami Selçukbiricik, çeşitli illerde yapılan TUSDATA seminerlerine konuşmacı olarak katılıyor ve TUSDATA sitesinde köşe yazarlığı yapıyor. Sami Selçukbiricik’in TUSDATA dışında da birçok kurumda çalışıyor. 8 Kasım 2014 tarihinde İskenderpaşa Cemaati’nin lideri Muhammed Nureddin Coşan’ın kurucusu olduğu Asfa Eğitim Vakfı’nın yönetim kurulunda da, TUSDATA’nın kurucusu Sami Selçukbiricik’in ismi geçiyor. Sami Selçukbiricik, İskenderpaşa Cemaati’nin Asfa Ferda Koleji Yönetim Kurulu Başkanı olarak da görev yaptı.

Öte yandan, İskenderpaşacılar ise söz konusu sızıntıların kendilerine karşı bir başka cemaatin, kimilerine göre de Menzilcilerin kumpası olduğunu söylüyor.

TUS SORULARININ ÇALINDIĞI İDDİASININ MERKEZİNDEKİ TUSDATA’DAN “BAŞARI” GRAFİĞİ

TUSDATA Dershanesi, 2019 Şubat TUS’unda dereceye giren öğrencilerinin listesini açıkladı. TUS sorularının çalındığı iddialarının odağındaki İskenderpaşa Cemaati bağlantılı TUSDATA, sınavda başarılı olan ilk 10’a, 10 öğrencisini soktu.

Tüm bu gelişmeler geçmişte ÖSYM sınavlarında yaşanan hırsızlıkları hatırlattı.

Cemaatlerin devlete yerleşmesi ile patlak vermeye başlayan ÖSYM sınavlarındaki hırsızlıklar, geçmişte olduğu gibi, Türkiye’yi uçurum kenarına sürüklemeye devam ediyor. FETÖ’nün sınav hırsızlıklarının bedelini Türkiye hala ödüyor.

İstiklal şairi Mehmet Akif Ersoy’un dediği gibi:

“‘Tarih’i ‘tekerrür’ diye tarif ediyorlar;

Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?”

İşte TUSDATA'nın internet sitesinden yayınladığı o "başarı" görseli:
y1


Kaynak: https://odatv.com/tip-sinavinin-birincileri-bakin-hangi-dershaneden-cikti-23031919.html
Collapse


 
Pages in topic:   < [1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35]


To report site rules violations or get help, contact a site moderator:


You can also contact site staff by submitting a support request »

UYARI: Dikkat Scam

Advanced search







Protemos translation business management system
Create your account in minutes, and start working! 3-month trial for agencies, and free for freelancers!

The system lets you keep client/vendor database, with contacts and rates, manage projects and assign jobs to vendors, issue invoices, track payments, store and manage project files, generate business reports on turnover profit per client/manager etc.

More info »
Anycount & Translation Office 3000
Translation Office 3000

Translation Office 3000 is an advanced accounting tool for freelance translators and small agencies. TO3000 easily and seamlessly integrates with the business life of professional freelance translators.

More info »



Forums
  • All of ProZ.com
  • Term search
  • Jobs
  • Forums
  • Multiple search